İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/986 E. 2026/873 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/986
- Karar No
- 2026/873
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/986 Esas KARAR NO : 2026/873
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin gerçek hak sahibi olduğu çekin kargoda kaybolduğunu, davalıların çeki usulüne uygun iktisap etmediğini, çek üzerindeki müvekkili şirkete ait kaşe ve imzanın sahte olduğunu, müvekkili şirketin davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi veya borcu bulunmadığını, çekin sahte ciro silsilesi ile piyasaya sürüldüğünü, müvekkili şirketin mağduriyet yaşadığını, çekin keşidecisi ... Limited Şirketi'nden mal alımı karşılığında teslim alındığını, 18.10.2024 tarihli çek tevdi bordrosu ile teslim alınan çeklerin 21.10.2024 tarihinde ...Kargo aracılığıyla gönderilirken kaybolduğunu, dava konusu ... Bankası ... Organize Sanayi Ticari Şubesi'ne ait ... seri numaralı 500.000,00 TL bedelli çekin sahte imza ve kaşe ile tedavüle sokulduğunu, çekin en son davalı ... tarafından 18.03.2025 tarihinde ibraz edildiğini, çekin ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde emanette bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından çek iptal davası açıldığını, sahtecilik ve dolandırıcılık şikayetlerinde bulunulduğunu, davalıların kötüniyetli olduğunu, çekteki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davalıların ağır kusurlu olduğunu, ticari defterlerin incelenmesi gerektiğini, çek hakkında ödeme yasağı konulmasını, icra takibi başlatılması halinde takibin durdurulmasını, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamışlardır. DELİLLER : ... ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ...Cumhuriyet Başsavcılığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Cumhuriyet Başsavcılığı, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, .... Asliye Ticaret Mahkemesi, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi, .... Asliye Ticaret Mahkemesi, .... Asliye Ticaret Mahkemesi, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi .... İcra Hukuk Mahkemesi, ... İcra Hukuk Mahkemesi, ... Bankası yazı cevapları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının gerçek hak sahibi olduğunu iddia ettiği dönemde iken davalıların elinde bulundurduğu ... Bankası ... Organize Sanayi Ticari Şubesi'ne ait çek seri no ... olan 500.000,00 TL bedelli, Keşide yeri İstanbul olan 01.03.2025 vade tarihli çek sebebiyle davalılara borcu bulunmadığına dair tespiti ve aleyhine herhangi bir icra takibinin başlatılması halinde icra takibinde de borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 05.08.2026 tarihli raporunda; dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde: 1- İnceleme konusunu oluşturan çekin asıl değil suret olduğu; 2- Davacı Şirket Yetkililerine ait örnek imzalar tarih sırasına riayeten listelenmiş ve alınan örnekler herbiri için ayrı tablo yapılarak tabloda gösterilmiştir. 3- İnceleme konusunu oluşturan çek suretinde yer alan imza ile davacı şirket yetkililerinden özellikle ...’a ait örnek imzalarla ilk bakışta kaliografik benzerlikler gözlemlensede -y- harf şeklinin yapılışı ile imzanın sonrasında devam eden orta ara gramalar ile bitiriliş şekilleri yönünden uyumsuz oldukları özellikle imzanın ... imzaları baz alınarak taklit şeklinde oluşturulduğu kanaati oluşmakla beraber aşağıda vereceğimiz izahat bilimsel açıdan kanaat bildirmenin sıhhatli olmayacağını açıklar mahiyette olacaktır. Dosya kapsamında incelemeye sunulan takip dayanağı çekin, orijinal nüshası olmayıp fotokopi örneği olduğu anlaşılmıştır. Adli belge incelemelerinde; imzanın aidiyeti, belge üzerinde tahrifat, ilave, silinti, kazıntı, mürekkep farklılığı, kalem baskısı, çizgi karakteristikleri vb. teknik özelliklerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilebilmesi, incelemeye konu belgenin orijinal nüshasının mevcut olmasını gerektirmektedir. Fotokopi veya tarama belgelerde; belgenin fiziksel yapısına ilişkin özellikler, kalem baskı izleri, mürekkep yapısı, çizgi derinliği ile UV, IR vb. özel ışık kaynakları altında değerlendirilebilecek teknik bulgular ya tamamen ortadan kalkmakta ya da güvenilirliğini yitirmektedir. Bu nedenle incelemeye sunulan senet fotokopisi, adli belge incelemesinin dayandığı bilimsel yöntem ve uluslararası kabul görmüş teknik standartlar çerçevesinde; imzanın aidiyeti, belgede sahtecilik veya tahrifat bulunup bulunmadığı ile belge içeriğinin bütünlüğüne yönelik güvenilir ve kesin nitelikte teknik inceleme yapılmasına elverişli değildir. Dolayısıyla mevcut fotokopi belge üzerinden yapılacak herhangi bir teknik değerlendirmenin bilimsel kesinlik taşıması mümkün olmadığından, olumlu veya olumsuz yönde kanaat bildirilmesi adli belge inceleme biliminin temel ilkeleri ile bağdaşmayacaktır. İnceleme konusu 01.03.2025 Keşide Tarihli ve 500.000 TL (Beşyüzbin Türk Lirası) bedelli çek suretinde yer alan lehdar imzası ile davacı şirket yetkilileri ..., ...’a ve ...’a ait imzaların incelenerek inceleme konusu çek fotokopisinde yer alan lehdar imzasının davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olup olmadığının tespiti istenilmiş ise de dosya kapsamında sunulan çekin fotokopi olması nedeniyle mevcut fotokopi belge üzerinden yapılacak herhangi bir teknik değerlendirmenin bilimsel kesinlik taşıması mümkün olmadığından, olumlu veya olumsuz yönde kanaat bildirmek mümkün olmadığını bildirmiştir. İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
İncelenen tüm dosya kapsamı, iddia, bilirkişi raporu içeriğine göre; Somut olay irdelendiğinde; davacı her ne kadar davalıların çeki usulüne uygun iktisap etmediği, kaşede yer alan imzanın şirket yetkililerine ait olmadığı, imza ve cironun sahte olduğu gerekçesiyle davalılara borcu bulunmadığına dair tespiti ve aleyhine herhangi bir icra takibinin başlatılması halinde icra takibinde de borçlu olmadığının tespiti ile icra takibin iptalini talebiyle iş bu davayı açmış ise de; 01.03.2025 keşide tarihli ve 500.000 TL bedelli çek suretinde yer alan lehdar imzası ile davacı şirket yetkilileri ..., ...’a ve ...’a ait imzaların incelenerek inceleme konusu çek fotokopisinde yer alan lehdar imzasının davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmış ise de bilirkişi raporunda dosya kapsamında sunulan çekin fotokopi olması nedeniyle mevcut fotokopi belge üzerinden yapılacak herhangi bir teknik değerlendirmenin bilimsel kesinlik taşıması mümkün olmadığından, olumlu veya olumsuz yönde kanaat bildirmek mümkün olmadığının tespit edilmemesi karşısında yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine 2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 615,40 TL peşin harç ile 7.923,35 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 7.806,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne davalıların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır