Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/814 E. 2024/3926 K. – Tehdit, Kişilerin

Konu: Tehdit, Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/814
Karar No
2024/3926
Karar Tarihi
Konu
Tehdit, Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/470 E., 2020/75 K. SUÇ : Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükümler sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/729 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/729 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 13.06.2019 tarihli ve 2017/5204 Esas, 2019/10509 Karar sayılı kararı ile; ''Temyiz aşamasında O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından sunulan Kütahya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 18/03/2015 tarih ve 2015/267 sayılı raporunda sanığın paranoid psikoz tanısıyla cezai ehliyetinin bulunmadığının belirtilmesi karşısında, suç tarihi itibariyle TCK’nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda yöntemine uygun rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi ve akıl hastalığı nedeniyle cezai ehliyeti bulunmadığının anlaşılması halinde sanığa, CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca istemi aranmaksızın baro tarafından müdafii tayin edilmesi zorunluluğu," gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/470 Esas, 2020/75 Karar sayılı kararı ile sanığın işlemiş olduğu suça ilişkin ceza sorumluluğun tam olduğuna dair alınan rapor doğrultusunda sanık hakkında genel hükümlere göre yapılan yargılama sonunda tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, 4-2020/82415 sayılı Tebliğname ile hükmün bozulması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığa isnat edilen eylemlerin, 6352 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1.cümlesinde düzenlenen “tehdit” ve aynı Kanun'un 123/1. maddesinde düzenlenen “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlarına ilişkin olduğu, “tehdit” suçu için 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlesinde temel ceza miktarının “altı aydan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği, “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu için 5237 sayılı Kanun'un 123/1. maddesinde temel ceza miktarının “üç aydan bir yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d maddesinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “... basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5/1-d maddesinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanun'unda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesine göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup sair yönleri incelenmeyen Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden açıklanan nedenlerle hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/814, K. 2024/3926, T. 09.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-814-e-2024-3926-k-61741648d4a6