Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/250 E. 2025/2446 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/250
Karar No
2025/2446
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/625 E. 2022/2433 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli, 2017/487 Esas, 2019/71 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. 2.Kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.11.2020 tarihli, 2019/1804 E. 2020/1725 K. sayılı kararı ile "... Cumhuriyet Başsavcılığının 15/02/2018 tarih 2018/600 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın imar kirliliğine neden olmak suçundan cezalandırılması istemiyle ... 6.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davasının açıldığı, aynı eylem nedeni ile ... Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2017 tarih 2017/2497 Esas sayılı iddianamesi ile mühür bozma ve 2863 sayılı yasaya muhalefet suçlarından ... 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/487 Esas sayılı kamu davasının açıldığı belirtilerek, 2018/163 Esas sayılı dava dosyasının 2017/487 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, ... 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/487 Esas sayılı dosyasından yürütülen yargılama sonunda 24/01/2019 tarih 2017/487 Esas-2019/71 Karar sayılı kararıyla davaların ayrı ayrı düşürülmesine karar verildiği, verilen kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 230. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince belirtilen şekilde hiç bir değerlendirme yapılmaksızın Dairemizin 2018/410 Esas, 2018/1444 Karar sayılı kararına atıf yapılarak sanık hakkında açılın kamu davalarının düşmesine karar verilmiştir. Dairemizin 2018/410 Esas, 2018/1444 Karar sayılı kararı incelendiğinde İmar Kirliliğine Neden olmak suçundan yargılanan sanığın hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 7134 sayılı Yasa gereğince yapı kayıt belgesi alıp almadığının araştırılması için dosyanın iadesine ilişkin olduğu, görülmekte olan dava ile farklı nitelikte bulunduğu görülmüştür. Kararın CMK'nın 230. maddesi gereğince gerekçe içermemesi bozma nedeni değil ise de inceleme konusu kararın açık, denetlenebilir olmamasının, Kabule göre de; 1-)İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli karar başlığında katılan kurumu “ Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” yerine tüzel kişiliği bulunmayan “Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü " şeklinde göstermesi, 2-)Sanığın ilk tutanağın düzenlenmesinden sonra inşaata devam ederek binayı tamamlaması nedeniyle hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışılmaması, 3-) Ayrıntıları Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/4024 Esas, 2019/8276 Karar sayılı karında açıklandığı üzere; yapı kayıt belgesi alınmasının SİT alanlarına yapılan inşai ve fiziki müdahaleler bakımından hukuki sonuç doğurmayacağının gözetilmemesi, 4-) Hüküm fıkrasında düşme kararının CMK'nın hangi maddesine göre verildiğinin gösterilmemesi, Hukuka aykırıdır. Açıklanan nedenlerle katılan vekilinin istinaf talebi yerinde görüldüğünden CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarih, 2021/186 Esas, 2021/528 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. 4.Kararın istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilerek, 21.06.2022 tarihli, 2022/625 E. 2022/2433 K. sayılı kararı ile hükmün kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 53. Maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.01.2023 tarih, 2022/130860 nolu ve esastan ret görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, ... Belediye Başkanlığı görevlilerince 30/11/2016 tarihinde düzenlenen yapı tatil zaptında sanığın Torba Mahallesi Maviköy Sokak 7/32'de bulunan ve tapunun eski 317 parsel sırasında, yeni 128 ada 23 parsel sırasında kayıtlı taşınmazda bulunan ruhsatlı binanın projesinde teras olarak görünen 2.60 x 2.60 metre ölçüsündeki alanın kapatılıp oda haline dönüştürüldüğü, ayrıca krokide B harfi ile gösterilen ilave 2 katlı kapalı alan oluşturulduğu, sıva ve boyasının yapıldığı, pencerelerinin takılmamış durumda olduğunun belirlendiği, sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca inşai fiziki müdahale yapılan binanın 3.Derece Doğal Sit Alanında kaldığı gerekçesiyle önce 06/09/2017 tarih 2017/2497 Esas nolu iddianame ile 2863 Sayılı Yasaya Aykırılık ve Mühür Bozma suçlarından cezalandırılması için 2017/487 Esas sayılı, sonra ise 15/02/2018 tarih ve 2018/600 Esas sayılı iddianame ile İmar Kirliliğine Neden Olmak suçundan cezalandırılması için 2018/163 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, İlk Derece Mahkemesince İmar Kirliliğine Neden Olmak suçundan açılan kamu davasının 2017/487 Esas sayılı dosya ile birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda 24/01/2019 tarih ve 2017/487 Esas, 2019/71 Karar sayılı karar ile sanığın yapı kayıt belgesi aldığı gerekçesiyle kamu davalarının ayrı ayrı düşürülmesine karar verildiği, bu kararın Dairemizin 27/11/2020 tarih ve 2019/1804 Esas 2020/1725 Karar sayılı kararı ile "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 230. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince belirtilen şekilde hiç bir değerlendirme yapılmaksızın Dairemizin 2018/410 Esas, 2018/1444 Karar sayılı kararına atıf yapılarak sanık hakkında açılın kamu davalarının düşmesine karar verilmiştir. Dairemizin 2018/410 Esas, 2018/1444 Karar sayılı kararı incelendiğinde İmar Kirliliğine Neden olmak suçundan yargılanan sanığın hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 7134 sayılı Yasa gereğince yapı kayıt belgesi alıp almadığının araştırılması için dosyanın iadesine ilişkin olduğu, görülmekte olan dava ile farklı nitelikte bulunduğu görülmüştür. Kararın CMK'nın 230. maddesi gereğince gerekçe içermemesi bozma nedeni değil ise de inceleme konusu kararın açık, denetlenebilir olmamasının" hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın 2863 Sayılı Yasanın 65/1, TCK 62, 52/2 maddeleri uygulanarak 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, İmar Kirliliğine Neden Olmak suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, Dairemizce 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçunun zincirleme olarak oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için duruşma açılmasına karar verildiği, ... Belediye Başkanlığı görevlilerince 30/11/2016 tarihinde yapı tatil zaptı düzenlenmesinden sonra sanığın inşai faaliyete devam ettiğinin 15/02/2017 tarihli yapı tespit tutanağı ile belirlendiği, sanık hakkında düzenlenen 06/09/2017 tarih ve 2017/2497 Esas sayılı iddianamede sanığın hakkında yapı tatil zaptı düzenlenmesinden sonra inşai faaliyete devam ettiği belirtilerek cezalandırılmasının talep edildiği, Dairemiz bozma kararında bu hususa işaret edildiği halde İlk Derece Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde ... Belediye Başkanlığı görevlilerince 15/02/2017 tarihinde yapılan denetimlerde ise kapı ve pencere takılarak inşaata devam edildiğinin tespit edildiği kabul edildiği halde sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı, bu nedenle isnad olunan suçu işlediği konusunda herhangi bir kuşku bulunmayan sanığın zincirleme olarak 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan cezalandırılması gerekirken zincirleme suç hükümleri uygulanmasızın hüküm kurulması nedeniyle katılan Bakanlık vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın zincirleme olarak 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR 2863 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında III. Derece doğal sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın savunmasında dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini ileri sürdüğü göz önüne alınarak, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gibi kurumlardan sorulması, sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, taşınmaza ilişkin tapu kaydında taşınmazın satış yoluyla edinildiği görüldüğünden satışa ilişkin belgelerde dava konusu yerin sit alanında kaldığına dair ibare yer alıp almadığı, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/250, K. 2025/2446, T. 06.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-250-e-2025-2446-k-8eb72ffb033b