Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/26125 E. 2025/3206 K. – Cinsel Saldırı
Konu: Cinsel Saldırı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26125
- Karar No
- 2025/3206
- Karar Tarihi
- Konu
- Cinsel Saldırı
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2099 E., 2018/2097 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Silifke Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle katılan mağdure ve tanık beyanlarının soyut ve çelişkili olduğuna, arada husumet bulunduğuna, sanığın tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığına, olayın iftiradan ibaret olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verildiğine ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle Mahkemece suçun vasıflandırılmasında hataya düşüldüğüne, verilen cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Silifke Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından temyiz dilekçesinde rapora ilişkin temyiz gerekçesi bulunmadığı gerekçe gösterilerek hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde rapora ilişkin olmasa bile çok sayıda temyiz sebebinin bulunduğu, eksik incelemeye ilişkin de gerekçe gösterildiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/3-a maddesinin cezayı artıran bir düzenleme olup fazla cezayı gerektirdiği, bu sebeple hükmün esasısın incelenmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Yargılama sırasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından 19.06.2017 günü tanzim edilen rapor ve Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından tanzim edilen 09.09.2016 tarihli raporların içerikleri itibarıyla yetersiz ve çelişkili olduğu gözetilerek sanığın mağdurenin içinde bulunduğu durumun sağladığı kolaylıktan faydalanarak cinsel saldırı suçunu gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespiti bakımından katılan mağdurede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, kendisine yönelik gerçekleştirilen eylemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişip gelişmediği, durumunun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar veya kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, mağduru bulunduğu eyleme karşı beden veya ruh bakımından kendisini savunup savunamayacağı hususlarını kapsar şekilde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya usulüne uygun oluşturulmuş üniversite hastane heyetinden açıklayıcı bir rapor aldırıldıktan sonra toplanacak delillere göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 102/3-a maddesinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle bozma kararı verilmesi gerekirken onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.