Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1230 E. 2026/5726 K. – Müstehcenlik

Konu: Müstehcenlik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1230
Karar No
2026/5726
Karar Tarihi
Konu
Müstehcenlik

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1163 E., 2019/1550 K. SUÇ : Müstehcenlik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında müstehcenlik suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 43/1, 62, 52/2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 43/1, 62, 52/2. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın, üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen içerikleri depoladığı ve kullanıcısı olduğu .. hesabından paylaştığı iddiasına konu olayda, Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) tarafından bildirilen 13485913 sayılı raporda, suça konu paylaşımların yapıldığı bildirilen sosyal medya hesabının ve GSM hattının sanık tarafından kullanıldığının belirlendiği, bilirkişi raporunda suça konu görsellerde çocukların kullanıldığı ve müstehcen nitelik taşıdığının bildirildiği gerekçeleriyle sanığın 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesine aykırı şekilde savunmasının istinabe yolu ile alınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1. Müstehcenlik suçu, genel olarak toplumun ar ve haya duygularını inciten, cinsel arzuları tahrik ve istismar etmeye elverişli içeriklerin üretilmesi, bulundurulması, yayılması veya başkalarının erişimine sunulması suretiyle işlenebilen ve koruduğu hukuki değer itibarıyla bireylerin cinsel dokunulmazlığının yanı sıra toplumun genel ahlakını da güvence altına almayı amaçlayan bir suç tipidir. 5237 sayılı TCK'nın 226/3. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen suç ise, üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz etme, satma, nakletme, depolama, ihraç etme, bulundurma veya başkalarının kullanımına sunma şeklindeki seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesiyle oluşmaktadır.

Buna karşılık, 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen suç; aynı Kanun'un 226. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen ürünlerin içeriklerinin çocuklar tarafından görülmesinin, dinlenmesinin veya okunmasının sağlanması ya da bu içeriklerin basın ve yayın yolu ile yayımlanması veya yayımlanmasına aracılık edilmesi suretiyle oluşmaktadır. Anılan suç tiplerinin maddi unsurları ve suçun tamamlanma anları farklı olup, 5237 sayılı TCK'nın 226/3. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen suçun oluşumu için söz konusu içeriklerin çocuklar tarafından görülmesinin, dinlenmesinin veya okunmasının sağlanması ya da basın ve yayın yolu ile yayımlanması veya yayımlanmasına aracılık edilmesi zorunlu olmadığı gibi, 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için de üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arz edilmesi, satılması, nakledilmesi, depolanması, ihraç edilmesi, bulundurulması veya başkalarının kullanımına sunulması şart değildir. Bu nedenle, anılan suç tiplerinin maddi unsurları, seçimlik hareketleri ve suçların tamamlanma anları nazara alındığında, aynı fiille her iki suçun birlikte işlenmesi mümkün olmadığından, aralarında 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima ilişkisinin bulunduğundan söz edilemez.

Bu açıklamalar gereğince;

Bölge Adliye Mahkemesinin kararında, sanığın üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen içerikleri depolaması ile bu içerikleri internet ortamında yayımlamasına ilişkin eylemlerin bir bütün olarak 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu oluşturduğu belirlenmiş ise de, sanığın depolamaya ilişkin eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 226/3-2. cümlesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu da oluşturduğu, dolayısıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 226/3-2. cümlesi ve 226/5. maddesi uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde yalnızca 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi,

2. Sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünde 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde öngörülen güvenlik tedbirlerine hükmolunmaması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı açısından sanığın KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/1230, K. 2026/5726, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-1230-e-2026-5726-k-e9d43d054ab1