Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9382 E. 2026/3034 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9382
Karar No
2026/3034
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/978 E., 2022/1880 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, kusur durumuna, eksik inceleme ile hatalı değerlendirme yapıldığına, ceza miktarına, lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 10.11.2019 tarihinde meskun mahal dışında, gündüz vakti, iki yönlü sathi kaplama, düz ve eğimsiz il yolunda, sanık sürücünün sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken aynı istikamette önünde seyir halinde olan çekiciyi geçmek için karşı istikamet şeridine girdiği ve karşı yönden seyir halinde olan ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile çarpışmaları sonucu kamyonetin savrularak sol arka tampon kısmının çekicinin sol ön teker kısmı ile çarpıştığı, otomobilin ise gidiş istikametine göre sol taraftan yol dışına çıkması şeklinde meydana gelen trafik kazasında sanığın aracında yolcu olan eşi ... ile kayınvalidesi olan ... ile kamyonet sürücüsü ...'ın öldüğü, otomobilin gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında çarpışma noktasının 98 metre gerisinde 50 km/s azami hız sınırı ve 168 metre gerisinde öndeki aracı geçme yasağı levhaları olduğu, sanığın istikametinde yolun önce kesik çizgili olduğu, sollama yapmanın serbest olduğu, çarpışma noktasının bulunduğu bölgede ise sanığın otomobili ve çekici istikametinde sollama yasağının olduğu, sanığın savunmalarında sollamaya çıktığı esnada yolda sollama yapılmaz şeklinde düz veya herhangi bir başkaca işaretin bulunmadığı, sollamaya çıkmasından sonra önündeki çekicinin de hızlandığını, kendisine yol vermediğini, bu sırada karşı şeritten hızla gelen kamyonetten kaçmasının da mümkün olmadığını beyan ettiği, sanığın sollamak üzere karşı şeride yasak bölgede geçip geçmediğinin tespit edilemediği, sanığın savunmasının aksine somut delil bulunmaması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır prensibi gözetilerek sanığın savunmasına itibar edilmesi gerektiği, sanığın seyir halinde bulunduğu Çerkeş-Kızılcahamam istikametindeki araçlar için sollama yasağı ve hız limitinin 50 km/s'ye düşürülmüş olduğunu belirten tabelalar ile kazanın meydana geldiği yer arasında 150 metre mesafe bulunduğu, sanığın sollamak istediği çekiciye ait olay anındaki hızını gösterir takograf kaydının olmadığı, olay yerini gösteren kamera, mobese veya pts kaydının bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesinin, önünde seyreden aracı geçmek istediği sırada karşı yönde seyreden araçların seyir durumunu dikkate alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek önünde seyreden çekicinin solundan geçmek istediği sırada sevk ve idaresindeki otomobilin karşı yönde seyreden kamyonetle çarpışması sonucu üç kişinin ölmesiyle neticelenen kazada basit taksir düzeyinde sorumluluğu olduğu kanaatiyle 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

2.Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın, yatay ve dikey trafik işaretlemeleri ile araç geçmenin yasak olduğu belirtilmiş yol kesiminde, aynı istikamette önünde seyreden çekiciyi sollayarak, taşıt yolunun karşı istikametinden seyreden araçların kullandığı yol kesimine girmesi ile kazaya neden olduğunun anlaşılması karşısında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesinin tatbik edilmemesi, hakkaniyet ölçütleriyle bağdaşmayacak biçimde sürücü belgesinin alt sınırdan fazla uzaklaşılarak 2 yıl geri alınmasına karar verilmesi ve kendilerini aynı vekil ile temsil ettiren katılanlar ... ve ... lehine tek bir vekalet ücreti takdir edilmesi ile yetinilmesi yerine her bir katılan lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi hususları usûl ve kanuna aykırı görüldüğünden duruşma açılarak yeniden hüküm kurma yoluna gidilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Kovuşturma evresinde bir örneği dosyaya eklenen sürücü belgesine göre sanığın, M,F,D1,B1, B sınıfı ehliyetinin bulunması ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki otomobil ile yapması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75. maddesi uyarınca otomobil kullanacaklara verilen (B) sınıfı ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınması yerine 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinin amacına aykırı şekilde sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden geri alınmasına karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hüküm fıkrasının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bölümünde yer alan "sürücü belgesinin" ibarelerinin "(B) sınıfı sürücü belgesinin" ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Karabük 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/9382, K. 2026/3034, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-9382-e-2026-3034-k-2330d59a6758