Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/6731 E. 2026/3296 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/6731
- Karar No
- 2026/3296
- Karar Tarihi
T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1985 E., 2024/1872 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ...,...ve ...müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1.maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2024 tarihli ve 2023/371 Esas, 2024/244 Karar sayılı kararı ile; a.Sanıklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b.Sanıklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, c.Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.09.2024 tarihli ve 2024/1985 Esas, 2024/1872 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik, sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, sanığın üzerine atılı suçları işlemediğinden beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kastın yokluğuna, eksik incelemeye, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinden beraat etmesi gerektiğine, etkin pişmanlık ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kastın yokluğuna, sanığın üzerine atılı suçları işlemediğinden beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
4.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
5.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, kararın gerekçesiz olduğuna, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin olmadığı, eylemlerin sanıklar ... ve...tarafından diğer sanıkların yardımıyla kasten
gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, uygulanacak başkaca lehe hükmün bulunmadığı anlaşıldığından sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.09.2024 tarihli ve 2024/1985 Esas, 2024/1872 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar ..., ...... ve Mustafa yönünden oy çokluğuyla, sanıklar ... ve...yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy) (Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Maktul ile sanık ... arasında önceki tarihlere dayalı husumet bulunduğu, olay tarihinde maktul ile sanık ...’ın saat 05:00 sıralarında tesadüfen sokakta karşılaştıkları ve aralarında tartışma yaşandığı, yaşanan tartışma sonucunda sanık ...’ın babası olan sanık ...’ın mesken olarak kullanıp yatıp kalktığ...İletişim isimli iş yerine gittiği, bu iş yerinin sanık ...’a ait olduğu, sanık ...’ın babası sanık ...’a ve diğer sanıklara maktul ile aralarında yaşadıkları tartışmayı anlatmasının akabinde sanık ...’ın sevk ve idaresinde bulunan araca diğer sanıklar ..., ..., ..., ... ile birlikte binerek maktulü aramaya başladıkları, maktulün bir başka araç içerisinde yanında hakkında savcılık makamınca ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen maktulün arkadaşı ... ile birlikte oturduğu, İbrahim’in tuvalet ihtiyacını gidermek maksadıyla ikametine çıkması üzerine maktulün yalnız başına kaldığı, sanıklar ... ve ...’ın içerisinde bulundukları araçtan inerek maktulün bulunduğu araca yöneldikleri, aracın kapısını açarak araç içerisinde girdikleri, araç içerisinde kısa süreli yaşanan
tartışmanın neticesinde sanık ...’ın maktule adli emanetin ... sırasında kayıtlı ve alınan uzmanlık raporu içeriğine göre 6136 sayılı Yasa kapsamında yasak niteliği haiz tabanca ile yüz bölgesine bir el ateş etmek suretiyle ölümüne neden olduğu, sanıklar ... ve babası sanık ...’ın maktulü vurduktan sonra diğer sanıkların bulunduğu araca bindikleri, araç içerisinde bulunan diğer sanıklar ..., ... ve ...’ın ne olduğunu sormaları üzerine sanık ...’ın "şerefsizi vurdum öldü herhalde", "bıçak çekti ben de sıktım" şeklinde sözler söyledikten sonra oğlu olan sanık ...’a olayda kullandığı tabancayı vererek "senin yaşın küçük suçu üstleneceksin ben sıktım diyeceksin herif gibi suçu kabullen yat" dediği ve tabancada parmak izinin bulunmasını sağlamak amacıyla havaya iki el ateş ettirdiği, sonrasında bu tabancayı sanık ...'ın aldığı, sanığın bir süre sonra tabancayı sanık ...’a verdiği ve sanık ...'nın bu tabancayı olaydan iki gün sonra poşet içerisinde sanık ...’a saklaması için teslim ettiği ve sanık ...’ın suçta kullanılan tabancayı kendisine ait iş yerinin kasasında sakladığı, sanık ...’ın maktulün öldürülmesi olayı ile ilgili olarak kendisinin atılı suçu işlediğini beyan ettiği, olayı gerçekleştiren müşterek faillerden olan sanık ...’ın firar ettiği, firar ettiği süreçte sanık...’e ait iş yerinde saklandığı, yapılan çalışmalar sonucunda sanık ...’ın da yakalandığı olayda, sanıklar ..., ..., ...’ın sanıklar ... ve ...’ı müşterek fail olarak işledikleri kasten öldürme suçuna yardım niteliğinde bir katkısı olmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. Şerikliğin bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir. Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK’nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; “suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” ve “suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak”tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; “suç işlemeye teşvik etmek” ve “suç işleme kararını kuvvetlendirmek”, “fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek” ve “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek” ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir. Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet
bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez. Bu nedenle yardım eden konumundaki şerik, asıl fail tarafından işlenen fiile TCK’nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağladığı açık olan bir söylemi veya eylemi bulunması hâlinde cezalandırılabilecektir. Ancak şeriğin en geç asıl failin suçu işlediği (ve bu andan sonrasına ilişkin vaadi de dâhil olmak üzere) ana kadar sergileyebileceği “katkı” mahiyetindeki bu davranışların; TCK’nın 40. maddesi uyarınca asıl failin eylemi ile bağlantısının kurulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için “nedensellik bağı” nın bulunması gerekmektedir. Asıl failin eylemine nedensellik içeren katkıyla kastedilen; şeriğin asıl failin suça konu eylemine yaptığı katkı nedeniyle, suçun asıl fail tarafından aynı şekilde, aynı sürede, daha kolay, z...siz veya akim kalmayacağı garantisiyle daha rahat işlenebilmesi sonucunun doğması; şeriğin iştirake konu davranışı olmasaydı da netice aynı şekilde ve aynı zamanda, aynı şartlarda gerçekleşemezdi denilebilmesi; başka bir anlatımla yardım eden şeriğin eyleminin asıl failin eylemine doğrudan veya dolaylı bir şekilde fayda sağlamasıdır. Ayrıca, yardım eden konumundaki şeriğin iştirake konu olan eyleminin, kendisinden kaynaklı icrai veya ihmali bir hareket olması, ayrıca bu hareketi asıl failin suça konu eylemine katkı oluşturduğunu bilerek gerçekleştirmesi (iştirak iradesi) de gerekir. Dolayısıyla kişinin, failin bir suç işleyeceğini bilmesi ve olay anında yanında bulunması, iştirak iradesine katıldığı anlamına gelmez. Ayrıca, amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu bağlamda, her ne kadar Mahkeme sanıkları, “kasten öldürme suçunu işleyen müşterek failler ... ve ...’ı araç ile olay mahalline götürmek, öldürme olayından sonra tekrar olay yerinden uzaklaşmalarını sağlamak suretiyle TCK'nın 39/2-b,c maddeleri kapsamında yardım eden sıfatı ile atılı suçu işledikleri” gerekçesiyle yardım eden olarak sorumlu tutulmuş ise de, 1. Olayın maktul ile sanık ... ile babası olan sanık ... arasındaki husumetten kaynaklanmış olması nedeniyle sanıkların maktulün öldürülmesini yardımda bulunmaları için bir neden bulunmaması, 2. Maktul ile sanık ... ve sanık ... arasında öldürmeyi gerektirecek derecede bir husumet bulunmaması, 3. Öldürme fiilinin sanık ... ve sanık ... tarafından araç içinde yaşanan tartışma sonucu gerçekleşmiş olması,
4. Suçun ani gelişen bir kastla gerçekleşmesi karşısında sanıkların olay yerine kasten öldürme suçunu işlemek amacıyla geldiklerinin kabulünün mümkün olmaması, Hususları dikkate alındığında sanık ... ve sanık ... ani bir kastla yanlarında bulunan silahla işlediği suç yönünden, sanıklar ..., ..., ...’ın müşterek faillerde silah olduğunu bilmesi, aynı araç ile olay yerine gitmelerinin ve birlikte olay yerinden kaçmalarının işlenen suçlara teşvik ve kolaylaştırma bakımından bir katkı sağlamadığı ve sanıkların TCK’nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağlayan bir söylemi veya eylemine dair delil bulunmadığı kanaatiyle sanıkların sanık ... ve sanık ...’ın işlediği suça yardım eden sıfatıyla katıldığına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.