Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/359 E. 2026/4591 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/359
- Karar No
- 2026/4591
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1574 Esas, 2025/1441 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2022/31 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında kurulduğunu ve konusu Devlet destekli tarım sigortaları olan Tarım Sigortaları Havuzu'nu işlettiğini, müvekkili kurumun, Balıkesir ili, ... ilçesi, ... Köyü 0/138 parselde bulunan zeytin ürününü ... no.lu devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesiyle, ... Köyü 0/12 parselde bulunan zeytin ürününü ... no.lu devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesiyle teminat altına aldığını, söz konusu zeytin bahçelerinin, 12.08.2019 tarihinde, davalıların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde ateş yakmaları sonucu çıkardıkları yangın nedeniyle hasar gördüğünü, dava dışı sigortalıların hasar ihbarları neticesinde hasar tespit incelemesi yapıldığını ve tespit edilen hasar oranları üzerinden hesaplanan toplam 99.765,50 TL hasar tazminatının ( ... numaralı poliçe için 26.12.2019 tarihinde 13.838,00 TL, ... numaralı poliçe için 26.12.2019 tarihinde 85.927,50 TL) sigortalılara ödendiğini, dava konusu sigortalı ürünlerin yanı sıra ... Adası ormanlarının büyük kısmının yanmasına neden olan olayla ilgili olarak Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... no.lu dosya ile davalılar hakkında soruşturma başlatıldığını, baba-oğul olan davalıların birlikte ateş yakarak dava konusu yangına sebebiyet verdiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 1472. maddesi uyarınca müvekkilinin, sigortalıların haklarına halef olduğunu, davalıların, davaya konu hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını ileri sürerek dava dışı sigortalılara ödenen 99.765,50 TL'nin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müsteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin hiçbir somut delile dayanmadan, kimin söylediği ya da söyleyip söylemediği dahi belli olmayan, "...'nın orada yangın çıkmış" ifadesinin sonucu, haklarında Marmara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/390 sayılı dosyasıyla soruşturma başlatıldığını, ancak yapılan tüm incelemeler neticesinde müvekkillerinin bahsi geçen yangında herhangi bir kusurları olmadığı, hiçbir alakalarının bulunmadığı tespit edilerek haklarında takipsizlik kararı verildiğini, davacı kurumun müvekkillerinden rücuen tazminat talebinde bulunabilmesi için müvekkillerine atfedilebilecek kusurlu bir davranış ile bu kusurlu davranış neticesinde doğan bir zararın varlığı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Marmara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/390 soruşturma sayılı dosyası ile davalılar aleyhine 6831 sayılı Orman Kanunu 110/3 hükmünde düzenlenen orman yangınına sebebiyet verme suçundan yapılan soruşturmada şüphelilerin yangına sebep olduğuna dair yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden takipsizlik kararı verildiği, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; davacı şirket tarafından Balıkesir ili, .... ilçesi, ... Köyü 0/138 parselde bulunan zeytin ürününün ... no.lu devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesiyle, ... Köyü 0/12 parselde bulunan zeytin ürününün ... no.lu devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesiyle teminat altına alındığı, 12.08.2019 tarihinde dava dışı sigortalıya ait tarlanın yanarak hasar görmesi nedeniyle yapılan hasar ihbarı sonucunda tespit edilen hasar oranı üzerinden hesaplanan 99.765,50 TL'nin ödendiği, bu sebeple ödenen meblağın davalılardan rücuen tahsili talep edilmiş ise de, davalılar hakkında açılan soruşturmanın davalıların kusurunun ispat edilememesi nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığı ve dinlenen tanıkların davalıların olaya sebebiyet verdiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacının halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olacağı, sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalının neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacının da bu davada onu ispat etmekle yükümlü olduğu, buna göre, sigortacının açtığı rücu davasında, davalının kusurunu ve zararı ispat yükünün davacı sigortacıya düştüğü, somut olayda, yangın nedeniyle başlatılan ve Marmara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/390 soruşturma sayılı dosyası ile davalılar aleyhine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110/3 hükmünde düzenlenen orman yangınına sebebiyet verme suçundan yapılan soruşturmada şüphelilerin yangına sebep olduğuna dair yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden takipsizlik kararı verildiği, zararı ve davalının kusurunu ispat yükü davacı sigorta şirketinde olup, soruşturma dosyası ve mahkemece dinlenen tanık ifadeleriyle yangın raporu ve dosya kapsamı uyarınca sigortalıların tarlalarında zeytin ağaçlarında meydana gelen zararın, davalıların kusuru ile meydana geldiğinin davacı sigorta şirketince ispat edilemediği anlaşılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Hukuki Nitelendirme ve Uyuşmazlık Dava, davacının sigortalısına ait zeytin bahçelerinin, 12.08.2019 tarihinde, davalıların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde ateş yaktıkları iddiasıyla çıkan yangın sonucunda hasarlanması üzerine Devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen hasar tazminatının davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık dava konusu yangının çıkmasında davalıların kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Ancak davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A-13, 18/A-14 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2 hükümleri, HMK'nın 297/1-ç hükmü ve 326. maddesi uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır.
Dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşamaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti, kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan re'sen yargılama gideri olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken bu hususta bir hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bent uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının beşinci bendinden sonra gelmek üzere “6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 14.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.