Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7250 E. 2026/4451 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7250
- Karar No
- 2026/4451
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/107 Esas, 2025/1580 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/463 E., 2022/668 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalının dava dışı ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde %50'şer pay sahibi olduklarını, müvekkilinin 13.05.2009 tarihinde hisselerini davalıya devrettiğini ve müdürlükten ayrıldığını, Vergi Dairesince yapılan incelemede bazı faturaların usulsüz olduğu gerekçesiyle şirkete 172.850,00 TL cezalı vergi borcu tahakkuk ettirildiğini, dava dışı şirket tarafından İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/163 E., 2017/1201 K. sayılı dosyasından 172.850,00 TL'nin tahsili için müvekkiline karşı alacak davası açıldığını, davanın davalı ...'a ihbar edildiğini, yargılama sonunda davanın kabulü ile 172.850,00 TL'nin 05.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkilinden alınmasına karar verildiğini, anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onanarak kesinleştiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2376 E. 2019/4265 K. sayılı onama ilamında "...olayda uygulanması gereken mülga 3762 Sayılı TTK'nun 556.Madeesinin göndermesi ile 336/5. maddesi uyarınca şirket müdürleri gerek kanundan gerekse ana sözleşmeden kaynaklanan yerine getirmedikleri yükümlülüklerinden dolayı şirkete karşı müteselsilen sorumlu olduklarından 20 04... yılında düzenlediği bazı faturaların usulsüz olamsı nedeni ile davacı tarafından Çakabey Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ödenen toplam 172.850,00 TL tutarındaki zararın tamamının şirket müdürü olan davalıdan istenebileceği..."nin belirtildiğini, tarafların usulsüz faturalardan kaynaklanan şirket zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin mahkeme kararı uyarınca ödemek zorunda olduğu borcun yarısını şirketin diğer hissedarı ve yetkilisi olan davalı yana rücu edebileceğini, kesinleşen mahkeme ilamının şirket tarafından takibe konulduğunu, müvekkili tarafından şirket zararının yanı sıra yargılama ve icra giderleri ile birlikte dosyaya toplam 467.500,00 TL ödenmek suretiyle borcun kapatıltıldığını, diğer şirket müdürü olan davalının da ödenen tazminat ve ferilerinden sorumlu olduğunu, müvekkilince ödenen tutarın yasının (233.750,00 TL) tahsili için davalı aleyhine Akhisar İcra Müdürlüğünün 2020/2428 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığını, davalının borca itirazı üzerine takibin duruduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketin kurulduğu 1993 yılından hisselerini devrettiği 13.05.2009 tarihine kadar şirkette müdür olarak görev yaptığını, şirkette yapılan vergi denetimi sonucunda 20 04... yılı dönemlerinde yapılan usulsüz işlemler nedeniyle vergi ziyai cezalı KDV borcunun tarh edildiğini, şirket tarafından Vergi Dairesine ödenme yapıldığını, tespit edilen naylon faturaların, şirketin satın alma işlemlerine ait olması ve bu faturaların kesildiği dönemde satın almadan sorumlu müdürün davacı olması nedeniyle vergi dairelerine ödenen bedelinin davacıya rücu edildiğini, davacı ve müvekkilinin ilgili vergi cezası döneminde şirketin kanuni temsilcileri olduğunu, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın şirket müdürü ...’in kanuni temsilci olması sebebi ile sorumluluğunun doğduğunu, kanuni temsilciler arasında görülecek rücu davalarında ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin esas alınması gerektiğini, davacının zarardan tek başına sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı iken 13.05.2009 tarihli sözleşme ile şirketteki hissesini davalı ...'a devrettiği, davacının şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından şirketin düzenlemiş olduğu bazı faturaların usulsüz olduğu gerekçesiyle şirkete 172.850,00 TL vergi borcu tahakkuk ettirildiği, 13.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı ve davalının 10 yıl süre ile münferiden temsile yetkili şirket müdürlüğüne atandığı, davacının şirketten ayrıldığı 13.05.2009 tarihnde müdürlük görevinin iptal edildiği, gerek şirket ana sözleşmesinde gerekse müdürlük kararlarında %50 paya sahip şirket müdürleri arasında şirketin temsil ve yönetim yetkilerinin kullanılması konusunda iş bölümü yapılmadığı, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/163 E, 2017/1201 K. sayılı kararı ile “... mülga TTK” nın 556. Maddesi delaleti ile aynı kanunun 336/5. Bendi hükmüne göre, gerek kanunun gerek ana sözleşmenin kendilerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen müdürler şirkete karşı müteselsilen sorumlu olup, bu bağlamda davacının şirket ortağı olduğu da nazara alınarak, dava konusu zararın tamamının herhangi bir şirket müdüründen istenebileceğinin kuşkusuz olduğu, bu durumda mahkemece, davacı şirketin hükmedilen zararının tamamını davalıdan isteyebileceği ilke olarak kabul edilerek,.. “ denilmek suretiyle davanın kabulüne, 172.850,00 TL'nin 05.10.2010 tarihinden itibaren davalıdan (iş bu dava dosyasındaki davacıdan) alınmasına karar verildiği, davanın diğer ortak ...'a ihbar edildiği, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesisinin 2018/2376 E. 2019/4265 K. sayılı kararı ile onandığı, şirket ana sözleşmesi ve kararlarda müdürlerin görev ve sorumluluk paylaşımı kararı bulunmadığı, işbölümü yapılmadığı, şirket müdürleri arasında bir ayrım yapılmadan her ikisinin de %50 pay sahibi olduğu ve eşit görevli yetkili ve sorumlu olduğu göz önüne alındığında yapılan ödemenin yarısından davalının sorumlu olacağı, davalının 233.750,00 TL nin ödenmesi konusunda temerrüte düşürüldüğü yönünde bilgi bulunmadığından işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, davacının davasını asıl alacak üzerinden harçlandırdığı, işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, tarafların sorumluluklarının yargılamayı gerektirdiği alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2021/863 E sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın 233.750,00 TL asıl alacak bakımından iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma youlyla davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 556. maddesi hükmünde limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağının öngörüldüğü, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, somut olayda, dava dışı limited şirketin eski yöneticileri olan davacı ve davalının usulsüz işlemleri nedeniyle dava dışı şirket aleyhine tahakkuk ettirilen vergi borcu ve cezasının şirket tarafından ödendiği, yöneticilerin eylemleri nedeniyle şirket zararının meydana geldiği hususunun İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 2017/163 E., 2017/1201 K. sayılı ilamı ile sabit olduğu, limited şirketin eski yöneticisi olan davacı ile şirketin halen yöneticiliğini yapan davalının, dava dışı şirket aleyhine tahakkuk ettirilen vergi borcu ve cezasına, 6762 sayılı TTK'nın 336/5 hükmü uyarınca gerek kanun gerekse ana sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle birlikte yol açtıkları, şirketi münferiden temsile yetkili yönetici taraflar arasında iş bölümü ve görev dağılımının bulunmadığı, dolayısıyla zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, gerek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'in ilamında gerekse Yargıtay kararında dava dışı şirket zararından yöneticilerin şirkete karşı müteselsilen sorumlu olduklarının da açıkça vurgulandığı, kararlarda zarardan davacının tek başına sorumlu olduğu yönünde bir tespit ve değerlendirmenin bulunmadığı, müteselsil borçlu olan davacının zararın tümünü dava dışı şirkete ödemesi karşısında, şirkete yapılan bu ödemeden, iç ilişkide tarafların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduğu, Mahkemece asıl alacak yönünden itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin incelenmesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazının yerinde görülmediği, dava dilekçesinde harca esas değerin yalnızca takip talebine konu 233.750,00 TL asıl alacak olarak gösterildiği, bu değer üzerinden nispi peşin harcı yatırıldığı, asıl alacak yönünden açılan itirazın iptali isteği tamamen kabul edildiği halde hükümde davanın kısmen kabulüne karar verilerek hüküm fırkası ve gerekçe arasında çelişki yaratılmışsa da itirazın iptali isteğinin tamamen kabul edilmesi ve kısmen reddedilen bir tutarın bulunmaması karşısında davalının yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmasında ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının alacağının kaynağı mahkeme ilamına dayandığından alacak likit olup davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu talebin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket eski müdürü olan davacının şirketi zarara uğratması nedeniyle ödediği tazminat ve fer'ilerinden, şirketin diğer yöneticisi olan davalının payına düşen kısmın rücuen tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.