Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5834 E. 2026/3203 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5834
Karar No
2026/3203
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/41 Esas, 2025/895 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1243 E., 2021/941 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkete ortak olduğunu ve şirket müdürü olarak 2013 Nisan-Ağustos döneminde ortaklar cari hesabında oluşan borcu nedeniyle icra takibi yapıldığını, davalının şirket parasıyla şahsi harcamalarını ve kredi kartlarını, taşıt kredisini ödediğinin, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/678 E. sayılı dosyasıyla tespit edildiğini, bu nedenle Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2018/10705 E. sayılı dosya üzerinden takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile mahkumiyetini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili icra dairesinde takip yapılmadığını, yetkili icra müdürülüğünün Büyükçekmece İcra Müdürlüğü olduğunu, davacı şirket ile yollarını ayırdıktan sonra şirketin müvekkiline olan borçlarını ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye olumsuz cevap verilince Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/678 E. sayılı dosyasından dava açtığını, bu davada müvekkilinin 76.786,92 TL borçlu olduğuna ilişkin rapor düzenlendiğini, istinaf başvurusunda bulunduklarını, davacının istediği alacağın Nisan 2013 dönemine ilişkin olduğunu, davanın Aralık 2018 yılında açıldığını, muacceliyet tarihinden itibaren altı yıla yakın bir süre geçtiğini, borcun zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 06.12.2012-02.09.2013 tarihleri arasında davacı şirketin ortağı olduğu, davacı ticari defterlerinde 331.03.001 hesap kodunda davalının, davacı şirketten 18.376,78 TL alacaklı, 131.02 hesap kodunda ise davacının, davalıdan 95.163,70 TL alacaklı görüldüğü, dolayısıyla 95.163,70 TL - 18.376,78 TL = 76.786,92 TL davacının, davalıdan alacaklı olduğu, icra takip ve dava tarihinde alacak bakiyesinin devam ettiği, davacının alacaklı olduğu işlemlerin davalıya ait araç kredisi ödemesi, kredi kartları ödemesi ve nakit havalelerden kaynaklandığı, davacının banka hesaplarının kontrol edilmesinde söz konusu ödemelere ilişkin işlemlerin doğruluğunun teyit edildiği, davalı vekili tarafından icra müdürlüğünün yetkisine ilişkin yapılan yetki itirazının usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığı, mahkemenin yetkisizliğine ilişkin itirazının ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 10. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 89. Maddesi gereğince reddi gerektiği, uyuşmazlığın ortaklık ilişkisinden kaynaklanmadığının tespiti ile dava konusu alacağın TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, huzurda görülen davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2018/10705 E. sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 76.786,92 TL asıl alacak yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/2 hükmü uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile 15.357,38 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yetkisine itiraz edilen icra dairesine yetkili icra dairesinin bildirilmediği, şirket merkezinin bulunduğu yer esas alınarak belirlenen mahkeme yetkisinin yerinde olduğu, alacağın ortaklık ilişkisinden doğduğu, bu durumda zamanaşımı süresinin TBK'nın 147/4 hükmünce 5 yıl olduğu, TBK'nın 90... . maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; borcun geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağını kararlaştırıldığına dair bir belge sunulmadığı, davacı tarafça Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/678 E., 2015/416 K. sayılı dosyasına sunulan Bakırköy 40. Noterliğinin 12... tarihli ihtarnamesi ile kendilerini ...'ya herhangi bir borçlarının bulunmadığı, aksine müvekkilinin bu şahıstan alacağı olduğu, şirket olarak alacak takipleri de dahil olmak üzere yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiş olmakla, alacağın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren altı hafta sonra muaccel hale geleceği, bu durumda 30... tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, icra takibinin 11 Haziran 2018 tarihinde yapıldığı, bu haliyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği, alacak miktarının denetime elverişli rapor ile belirlendiği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5834, K. 2026/3203, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5834-e-2026-3203-k-289c70bf22af