Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3631 E. 2024/6279 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3631
Karar No
2024/6279
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/973 Esas, 2023/602Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2015/559 E., 2019/522 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının daha önce yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı Özvar Demir... Ltd.Şti ile davalı banka arasındaki genel kredi sözleşmeleri kapsamında 26.03.2014 düzenleme tarihli teminat bonosunun diğer ortaklarla birlikte imzalanarak verildiğini, müvekkilinin 18.04.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket ortaklığından ayrılarak payını devrettiğini ve bu durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, şirket ortaklığından ve kefaletten ayrılma iradesinin bankanın Kadıköy şubesine de bildirildiğini, buna rağmen davalı bankaca, müvekkilinin ayrıldığı şirketin ödenmeyen kredi borcu dolayısıyla bildirimden uzun süre sonra takip başlattığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu bononun banka borcu nedeniyle davalıya verildiğini ve bononun yasal unsurlarının bulunması nedeniyle tahsili için kambiyo takibi başlatıldığını, bono metninde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığını, süresinde borca veya senetteki imzaya itiraz edilmediğini, aval veren davacının diğer borçlularla birlikte sorumlu olduğunu, davacının sorumluluğunun sadece kefaletten kaynaklandığı kabul edilse dahi kefalet sorumluğunun devam ettiğini, kefalet sözlemesi sonrasında şirket ortaklık payının devir edilmesi ve bu devrin bankaya bildirilmesinin tek taraflı olarak kefaleti sona erdirmediğini, alacağın senede dayanması nedeniyle davacının aynı mahiyette bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı kefaletten döndüğünü davalı bankaya yazılı olarak bildirmişse de, kefaletten dönme sebebi olarak şirket ortaklığından ayrılmasını gösterdiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 599 uncu maddesi uyarınca mali durumu ile ilgili bir sebep belirtilmediği, kefaletten dönme sebebini mali durumundaki değişikliğe dayandırmadığı, mezkur hükümü karşısında davalı bankanın 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre de 10 yıllık süre içerisinde dönmeye muvafakat etmemesi de dikkate alınarak, davacı tarafın tek taraflı kefaletten dönme beyanının geçersiz olduğu, davacının borçlu olmadığı yönündeki beyan ve iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı kefil olunan 26.03.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında henüz kredi kullandırılmadan 18.04.2014 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığını ve 18.06.2014 tarihli yazı ile şirket ortaklığından ayrıldığını, bankanın herhangi bir riski bulunmaması nedeniyle 02.05.2014 tarihinden sonra kullanılacak kredilerden sorumlu olmadığını bildirdiği, düzenlenen bir kambiyo senedinden sonradan tek taraflı irade ile istifa etmenin mümkün olmadığı, kambiyo senedinin düzenlenmesi sırasında davacının iradesinin sakatlandığı iddia ve ispat edilmediği, dava konusu takip, soyut borç ikrarını içeren bonoya dayalı ve bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığı, davalı takip talebinde kefalet sözleşmesinden kaynaklı talepte bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin teminatı olduğuna ilişkin herhangi bir olguda ispat edilmediğinden kredi borçlusu şirketin takip miktarı kadar davalı bankaya borçlu olup olmadığının belirlenmesi yeterli olduğu, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, dava dışı kredi borçlusu şirketin takip miktarınca davalı bankaya borçlu olduğu anlaşıldığı, davacının aval verdiği soyut borç ikrarı içeren bonodan tek taraflı dönmesinin mümkün olmaması ve bononun teminatı olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi borçlusunun borcunun bulunması nedeniyle kefalet sözleşmesine ilişkin hükümler değerlendirilmeksizin, takip ile bağlı kalınarak yapılan incelemede, aval borcunun sona erdiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3631, K. 2024/6279, T. 11.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3631-e-2024-6279-k-0e08c55d97a7