Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3705 E. 2024/6361 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3705
- Karar No
- 2024/6361
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2582 Esas, 2023/176 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/119 E., 2022/204 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Almanya'da ikamet etmekte olduğunu, 2005-2006 yıllarından itibaren davalı bankanın Kuşadası Çarşı Şubesi'nde vadeli-vadesiz TL ve döviz cinsinden hesap açtırdığını, davalıdan edindikleri bilgilere göre müvekkilinin bankada kayıtlı telefon numarasının değiştirilmesi amacı ile başka kişi ya da kişilerce Bigadiç şubesine 21.12.2020 tarihli dilekçe verilerek [TELEFON] nolu telefonun iletişim numarası yapılması istenildiğini, müvekkilinin Türkiye'den en son 01.10.2020 tarihinde ayrıldığını ve bir daha yurda giriş yapmadığını, yani işlemlerin gerçekleştiği tarihlerde müvekkilinin Almanya'da olduğunu, müvekkilinin İş Bankası Çarşı Şubesi'nde bulunan TL ve döviz cinsinden vadeli-vadesiz hesaplarının, bankadan aldıkları bilgilere göre müvekkili adına İş Bankası Bigadiç (Balıkesir) Şubesi'nde yeni hesap oluşturulmak, işcep açılmak suretiyle 22-25 Aralık 2020 tarihleri arasında havale ve eft yapılarak boşaltıldığını, yine kredi kartından para çekildiğini, müvekkilinin vadeli hesapları internet erişimine kapalı olduğunu, müvekkili tarafından işcep açılmadığını, yine müvekkili tarafından Balıkesir Bigadiç Şube'de hesap açılmadığı gibi Balıkesir'e dahi gidilmediğini, müvekkilinin Bigadiç Şube'ye dilekçe vermediğini ve kayıtlı telefonunun [TELEFON] olarak değiştirilmesi yönünde talepte de bulunmadığını, işlemi gerçekleştiren kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin iki kredi kartından aktarılan 39.000,00 TL tutar nedeniyle davalı bankaya borcu olmadığının tespitine, 76.200,69 euronun 22.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, 13.930,37 TL'nin 22.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarına konu telefon numarası değişiklik işleminin müvekkili bankanın mevzuatında yer verilen şekilde gerçekleştirildiğini, somut uyuşmazlıkta müvekkili bankanın kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, tam aksine davacının kendisini korumakla yükümlü olduğu bilgilerin iddiasına göre 3 üncü şahıslarca ele geçirildiğini, müvekkil bankanın hiçbir dahlinin bulunmadığını, 3 üncü şahıslarca gerçekleştirilen olaylar yüzünden davacının uğradığı zarar ile müvekkili banka tarafından gerçekleştirilen işlemler arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili banka iç mevzuatında davacı gibi yurtdışında yerleşik müşterileri başta olmak üzere, şubelere bizzat başvuramayan müşterilerin ilettikleri imzalı talimatlarda, talimatı alan ve işlemi yapan şube tarafından, müşterinin şahsen başvurduğu durumlarda olduğu gibi, kimlik ve imza kontrollerinin yapılmasında gerekli özenin gösterilmesinin ihmal edilmemesi hususunun düzenlendiğini, somut uyuşmazlıkta da işlemi gerçekleştiren müvekkili banka şubesi tarafından da iletilen ve davacının müvekkili banka kayıtlarındaki e-posta ve cep telefonu güncelleme talimatındaki imzasının çıplak gözle yapılan imza incelemesinde davacının müvekkili banka kayıtlarındaki imzası ile uyumlu olduğu tespit edildikten sonra işlemin gerçekleştirildiğini, kendisini davacı olarak tanıtan kişinin, davacının imzasını ve atılış şeklini de bildiğini, bu kişinin davacının müşteri temsilcisinin kim olduğuna dair soruya da doğru cevap veridiğini, davacıya e-posta ve telefon numarasının güncellendiğine dair kısa mesaj gönderildiğini, davacının bu duruma itirazının olmadığını, davacının zarara kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, 20.12.2020 tarihinde dava dışı ... Usumlu'ya yapılan havale işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, htilaflı işlemli gerçekleşmesinde kritik önemde olan ve davalı banka şube çalışanları tarafından gerçekleştirilen, davacının cep telefonu numarasının değişikliği ile mobil bankacılık uygulamasının aktivasyonu süreçlerinin gerek banka uygulama talimatlarına gerekse bankaların faaliyetlerinin ifasında kullandıkları bilgi sistemlerinin yönetiminde esas alınacak asgari usul ve esasları düzenleyen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun, 15.03.2020 tarihinde 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren, “Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin” 34 üncü maddesinin bir ve üçüncü fıkrası kapsamında davalı banka tarafından iki faktörlü kimlik doğrulama sistemi kullanılarak, talepte bulunan kişi/kişilerin kimliklerini usule uygun şekilde doğrulamadan cep telefonu numarası değişikliğine ve geçici şifre gönderilmesine izin verilmesi nedeniyle zarara yol açan ... olarak görüldüğü, Yargıtay'ın bankaları en hafif kusurlarından dahi sorumlu tutan yaygın kararları da dikkate alındığında, davalı bankanın kusurlu olup oluşan tüm zarardan sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının kredi kartları yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, 13.930,37 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 72.200,69 euronun dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca euro cinsinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının rızası dışında gerçekleştiği beyan edilen işlemler nedeniyle davalı bankaya borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit ile oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.