Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3454 E. 2024/6794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3454
Karar No
2024/6794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1631 Esas, 2023/412 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/570 E., 2022/539 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.09.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Temsa Global Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Finans Faktoring Hizmetleri A.Ş. arasında 25.12.2009 tarihli faktoring sözleşmesi ve eklerinin akdedildiğini, davalılardan Temsa Global'in muhtelif alıcılarına gerçekleştirdiği satışlardan doğmuş 16.181.105,00 USD tutarında alacağını davacı şirkete devir ve temlik edilerek faiz ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra 13.419.231,43 USD tutarında dövize endeksli finansman kullandığını, temlik olunan tutarlara ilişkin muhtelif vade ve tutarlı kambiyo senetlerinin ciro ve teslim edildiğini, taraflar arasındaki faktoring sözleşmesinin "V. Bölümü" hükümleri ile belirlenen şartlarla "faktoring garantisi" hizmeti verilebilmesi amacıyla temlik olunan alacaklar ile ilgili muhtelif tarihlerde, faktoring garantisi tutarlarını, garanti vadelerini, sürelerini içeren limit onay bildirimlerinin (LOB) gönderildiğini, garanti kapsamında kalan alacaklarla ilgili olarak borçlu hakkında en geç alacağın vadesinde iflas kararı verilmiş olması ya da borçlunun İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde aczinin sabit olması gerektiğini, uyuşmazlık konusu olayda, davacı şirkete devir olunan alacakların borçlularıyla ilgili vade tarihlerinde, İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde aciz vesikasının mevcut olmadığını, borçluların iflasına ilişkin mahkeme kararının da bulunmadığını, faktoring sözleşmesi hükümleri çerçevesinde müşteriye sağlanması amaçlanan faktoring garantisi ve garantilerinin yürürlüğe girmediğini, sözleşme ile kullandırılan finansman ve fer'ilerinden, borçlulardan yapılan tahsilatlar mahsup edildikten sonra bakiyenin davalılardan talep edilmesi zorunluluğunun doğduğunu iddia ederek 10.828.678,76 USD alacağın vadelerinden itibaren tahakkuk eden ve edecek olan faizleri ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; faktoring sözleşmesinin, müvekkillerinin tetkikine sunulmadan tek taraflı düzenlenip karşı yana dayatılan bir sözleşme olduğunu, taraflar arasındaki işlemlerin gerçek faktoring işlemi olduğunu, davacının işlemin gerçek faktoring olduğunu bildiğini, bu sonucun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 169 uncu maddesi ile uyumlu olduğunu, davacının dava dışı borçlu şirketler hakkında icra takibine giriştiğini, bu durumun savunmanın haklılığını gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen faktoring sözleşmesinin dayatılan bir sözleşme niteliği taşımadığı, tek taraflı hükümler içerdiğinin söylenemeyeceği, davalı Temsa Global'in basiretli bir tacir olması, aynı mahiyette faktoring sözleşmesinin başka faktoring şirketleri ile de imzalanmış olması karşısında, davalı yanın sözleşmenin ayrıntılı bir şekilde incelenmeden ve hukukçuların görüşleri alınmadan akdedilmiş olduğu yolundaki savunmalarının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı, tarafların birlikte anlaşarak sözleşmeyi akdettiklerinin kabul edildiği, sözleşmelerde hüküm bulunması hâlinde ... teorisinin uygulanamayacağı, sözleşme hükümlerinin taraflar açısından bağlayıcı olduğu, somut olayda faktoring sözleşmesinin teminat fonksiyonunun sonuç doğurmasının şarta bağlandığı, ancak verilen vadede şartın gerçekleşmediği, faktoring sözleşmesi hükmüne ve limit onay bildirimlerine göre verilen sürede borçluların aczi, iflası şartlarının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca gerçekleşmesi hâlinde faktoring garantisinin yürürlüğe gireceği, somut olayda dava dışı borçluların aczi veya iflasının LOB'de bildirilen sürelerde gerçekleşmediği, sözleşmenin V. bölümünde hükme bağlanan şartların limit onay bildirimlerinde gösterilen vadelerde gerçekleşmemesi hâlinde sözleşmenin III (6) maddesine göre faktorun müşterisine rücu hakkı bulunduğunun tartışmasız olduğu, dolayısıyla şartların gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin III (6) maddesi uyarınca sözleşmenin kabilirücu edilebilir faktoring niteliğine dönüştüğü, sözleşmede davacıya borçluları takip ve dava açma yükümlülüğü getirilmediği, bu hususun sözleşmenin III. bölüm 14. maddesinde, "Faktor aksi taraflarca her alacak için ayrı ayrı olmak üzere kararlaştırılmadıkça borçluya karşı ihbar, ihtar ya da protesto keşidesi ile yükümlü bulunmadığı gibi borçluyu takibe, borçluya karşı dava ikamesine mecbur değildir" hükmü ile açıkça belirtildiği, faktorun sadece borçlunun fiilen ve rızaen yaptığı ödemeleri mahsup edebileceği, davacının dava dışı borçlular aleyhine takibe girişmesinin sözleşme ve ekleri hükümlerine aykırı olarak davalılar lehine yorumlanamayacağı, açıklanan tüm nedenlerle davacının ödenmeyen alacakları yönünden sözleşmenin tarafı davalıya rücu edip alacağın tahsili talebinde bulunabileceği, davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu, alacak miktarı yönünden taraflar arasında herhangi bir çekişme olmadığı, ancak her davanın dava açılış tarihi itibariyle değerlendirileceği, dava tarihi itibariyle talep edilen alacak miktarının tespit edilen ve itiraza uğramayan alacak miktarı olduğu, davalıların 20.08.2016 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.828.678,76 USD'nin temerrüt tarihi olan 20.08.2016 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, faktorun garantisinin şarta bağlandığı, bu şartın temlik olunan alacağın vadesine kadar borçlunun aczine ve iflasına karar verilmesine ilişkin olduğu, garanti şartları başlıklı 2. madde uyarınca LOB ile yazılı olarak bildirilmedikçe yorum yoluyla ya da sair herhangi bir şekilde garantinin mevcudiyeti iddia edilemeyeceğinden şartın gerçekleştiğinin davalı şirketler tarafından kanıtlanması gerektiği, davalı taraf temlik sözleşmesine konu borçlu şirketlerin aczini veya iflasını belge sunarak kanıtlayamadığından temlik şartlarının 1. maddesindeki "Temlik eden, temlik edilen alacağın tamamı temlik alana ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam edecektir," düzenlemesi karşısında müşterinin sorumluluğunun devam ettiği, İlk Derece Mahkemesinin aynı doğrultudaki tespitinde dosya kapsamına aykırılık bulunmadığı, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, faktoring sözleşmesi nedeniyle kullandırılan finansmandan kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin faktoring garantisini kapsayıp kapsamadığı, gerçek faktoring niteliğinde olup olmadığı, faktorun teminat riskini üstlendiği temlik olunan alacakların, borçluları tarafından ödenmeme riskini kayıtsız şartsız garanti edip etmediği, yani borçlunun borcunu ödememesi durumunda faktorun alacağını müşteriden talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3454, K. 2024/6794, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3454-e-2024-6794-k-ac58d8b51f6f