Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/35371 E. 2026/4166 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/35371
Karar No
2026/4166
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/276 E., 2016/43 K. SUÇLAR :Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, mühürde sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, bozma

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

Sanıklar hakkında ana ve birleştirilen dosyalarda nitelikli (kamu kurum ve kuruluşlarının zararına) dolandırıcılık suçundan iddianame ile dava açıldığı halde bir karar verilmediği anlaşılmakla; zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.

A. Şikâyetçi Hazine Vekilinin Temyizi Yönünden; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 Karar sayılı ve benzer kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, bu bağlamda Hazine vekilinin yargılamaya konu suçlardan dolayı doğrudan doğruya zarar görmediği anlaşılmakla, şikâyetçinin kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığından, şikâyetçi adına vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel Belgede Sahtecilik Suçları Nedeniyle Kurulan ve Sanık ... Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden Yapılan İncelemede: UYAP üzerinden MERNİS aracılığıyla ulaşılan nüfus kayıtlarına göre sanık ...'in hükümden sonra 27.05.2017 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 maddesi uyarınca,

Diğer sanıkların ise yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 204/1 ve 207/1 maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanıklar ve müdafileri ile katılan ... vekili, katılan Hazine vekili, katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle, DÜŞMESİNE,

C.Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık, Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Mühürde Sahtecilik Suçları Nedeniyle Verilen Hükümlere Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden Yapılan İncelemede; Sanıkların eylemlerine uyan mühürde sahtecilik suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrası (d) bendi ve aynı maddenin 3 üncü fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 15 yıl olağan, 22,5 yıl olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunduğundan ve suç tarihinden inceleme tarihine kadar zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşıldığından tebliğnamedeki düşme isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

1.Sanık ... 'in temyize konu dava dosyası yönünden savunmasının alındığı, birleştirilen diğer dava dosyalarına konu eylemleri nedeniyle savunmasının tespit edilmediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 tarih ve 2013/12-74-2014/140 E-K sayılı ilamı ile istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanıkların savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, 5271 sayılı CMK'nin 193. maddesine yanlış anlam verilerek sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması,

2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.11.2014 tarihli, 2013/830 Esas ve 2014/502 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, CMK'nın 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği dikkate alınarak; sanıkların sabit kabul edilen eylemlerinin ne olduğunun belirtilmesi ve buna dayanak olan delillerin gösterilip tartışılması gerektiği gözetilmeden Anayasa'nın 141 inci ve 5271 sayılı CMK'nın 34 üncü ve 230 uncu maddelerine aykırı davranılarak yetersiz gerekçe ile hükümler kurulması, 3. Sanıkların ... Trafik Müşavirliği isimli firmanın sahibi ve çalışanları oldukları, Vergi Dairesindeki ve Trafik Tescil Şubelerindeki işlemlerini takip etmek üzere ... Trafik Müşavirliği isimli firma sahibi sanıklar ... ve ... ile firma çalışanları diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...'e değişik noterlerden farklı tarihlerde katılan şirketlerce vekâletname verildiği, anılan vekâletnameler uyarınca ... Trafik Müşavirliği iş yeri sahipleri ve çalışanlarınca, araçların gerçek gümrük beyannamesi ve faturasının aynı tarih ve sayı kullanılmak suretiyle düşük beyanlı sahte beyanname ve fatura düzenlendiği, düşük beyanlı düzenlenen sahte faturaların Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi'ne ibraz edilerek ÖTV tutarlarının eksik yatırıldığı, ödeme sonrasında Vergi Dairesince düzenlenen ÖTV makbuzu ve düşük beyanlı sahte faturalarında ilgili Trafik ve Tescil Bürolarına ibraz edilerek araçların tescil edildiği, Nakil Vasıtaları Vergi Dairesince acente olarak piyasaya çıkan ve ilk kez satın alınan araçlar için beyan edilen ÖTV miktarlarının doğru olup olmadığı hususunda araç satın alan şahıslar bazında yapılan araştırmada, araç satın alan kişilerin elindeki ÖTV makbuzlarıyla kuruma ödenen ÖTV miktarları arasında fark bulunduğu, katılan ... Oto Sanayi Tic Ltd Şti'nin satışını yaptığı ithal araçlardan satışı yapılan 38 aracın 25'inde sahte belgelerle eksik ÖTV yatırıldığı, katılan ... Oto Servis ve Tic Ltd Şti'nin satışını yaptığı araçlardan 2004-2008 yılları arasında satılan 50 civarındaki aracın ÖTV tutarlarının sahte faturalarla eksik ödendiği, diğer katılan ... Otomotiv Savunma Sanayi Dış Ticaret A.Ş., ... Otomotiv Sn. Tc. Lmt.Şti. ile ... Otomotiv Lmt. Şti.'ne ait toplamda 96 adet aracın gerçek gümrük beyannamesi ve faturasının aynı tarih ve sayısı kullanılmak suretiyle düşük beyanlı sahte beyanname ve fatura düzenlendiği, düşük beyanlı düzenlenen sahte faturaların Nakil Vasıtaları Vergi Dairesine ibraz edilerek ÖTV tutarlarının eksik yatırıldığı, ödeme sonrasında Vergi Dairesince düzenlenen ÖTV makbuzu ve düşük beyanlı sahte faturalarında ilgili Trafik ve Tescil Bürolarına ibraz edilerek araçların tescil edildiği, Nakil Vasıtaları Vergi Müdürlüğü'nün 23.06.2009 tarihli toplamda 52 araca ait ÖTV ödeme belgesinin doğruluk derecesine ilişkin yazı cevabında; 52 adet aracın ÖTV miktarlarının yatırıldığı ancak 43 adet araca ait ödeme belgesinin eksik beyan gösterilmek suretiyle yatırıldığı, 9 adet aracın ÖTV değerinin yine düşük beyan gösterilerek yatırıldığı, 9 adet belgenin ise tamamıyla sahte olarak haricen düzenlendiği ve trafik tescil bürolarına ibraz edildiğinin bildirildiği, bu şekilde sanıkların atılı suçları işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda, ... Trafik Müşavirliği şirketi sahibi, yöneticisi ve çalışanları olan sanıkların, vekil eden şirketler adına satışı yapılan araçların sahte belgelerle ÖTV'sini düşük yatırıp, aradaki kısmı kendilerinde alıkoymak suretiyle ve bu araçları sahte belgelerle ... İlçe Trafik Tescil Şube Müdürlüğünde kaydedip, kamu kurumu olan ... Kara Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğü ile tescil işleminin yapıldığı Trafik Tescil Şube Müdürlüklerini aracı kılmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarını zarara uğrattıkları, Mahkemece; sanıkların eylemlerinin kamu kurumu olan Vergi Dairesi ve Trafik Tescil Şube Müdürlüklerini aracı kılarak kamu kurumuna ait belgeleri vekil eden şirketlere karşı kullanmak suretiyle şikâyetçi şirketlerin zararına haksız menfaat temin ederek gerçekleştirdiklerinden dolayı TCK 158/1-d maddesi uyarınca kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de,

Sanıkların kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu iştirak halinde işledikleri, tamamında kamu kurumu olan Vergi Dairesi ve Trafik Tescil Şube Müdürlüklerinin yapılan işlemlerde aracı kılındığının belirlendiği, şikâyetçi şirketler aleyhine haksız menfaat temin edildiği, bu durumda sanıkların haksız menfaati kamu kurum ve kuruluşlarını aracı kılarak gerçekleştirmeleri nedeniyle eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(d) maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna temas ettiği sabit olup, sanıkların ... Trafik Müşavirliği adına eylemleri gerçekleştirmiş olmaları karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak "... Trafik Müşavirliği" isimli bir şirketin olup olmadığı, var ise yetkili temsilcilerinin kim olduğunun, sanıkların bu şirketin yetkilisi/temsilcisi olup olmadıklarının sorulması, sanıkların suç tarihi öncesinde şirket adına hareket edip etmediği veyahut tacir/şirket yöneticisi olup olmadığının araştırılması, sonucuna göre sanıkların dolandırıcılık eylemi sırasında şirket veya tacir sıfatını kullanarak haksız menfaat temin etmesi nedeniyle eylemlerinin TCK'nın 158/1-d-h kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde sanıklara ek savunma hakkı tanınarak, sanıkların her bir mağdurla kurdukları ticari ilişki sayısı ve tarih aralıkları da göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç koşullarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulması,

3-Kabule göre de; a- Sanıklar hakkında İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/335 E., 2013/199 K. sayılı dava dosyası üzerinden yargılama yapılırken mahkemece 17.05.2013 tarihli karar ile dava dosyasının ana dosya ile birleştirilmesine karar verilmesine hükmedilmiş olmasına rağmen mahkemece hüküm kısmında hata yapılarak "Birleşen İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/335 esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak" denilmek suretiyle hüküm kurulmuş olması,

b- Sanıklar ... , ..., ..., ..., ... hakkında Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/5528 Sr., 2014/528 Esas sayılı iddianamesi ile zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden ise sanık ... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/128367 Sr., 2014/8045 Esas sayılı iddianamesi ile dava açılmış olmasına rağmen mahkemece bu sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden ana dosya ile ilişkilendirme, suç vasfının değişmesine ilişkin bir değerlendirme ve tespit yapılmaması, hükme esas alınan somut delillerin nelerden ibaret olduğunun gerekçeli kararda gösterilip, bu delillerin olaylarla ilişkilendirilerek tartışılıp hüküm kurulması gerekirken, mahkûmiyetlerine esas alınan ve suç vasfının değişmesine esas delillerin neler olduğu gösterilmeden, atılı suçların işlendiğine dair genel ifadeler ile yetinilmek suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi,

Yasaya aykırı, katılan ... vekili, katılan ... vekili, sanık ... ve müdafi, sanık ... ve müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

16.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/35371, K. 2026/4166, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-35371-e-2026-4166-k-61ec534b01ad