Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/30343 E. 2026/5320 K. – Hizmet Nedeniyl

Konu: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/30343
Karar No
2026/5320
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/80 E., 2016/199 K. SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Şikâyetçi .. Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığı; şikâyetçi ... vasisinin, temyiz dilekçesinin içeriği itibarıyla hükmü temyiz etmede hukuki yararının olmadığı belirlenmiştir.

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu, sanığın temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. Sanık Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Şikâyetçiler .. Bakanlığı Vekili ile ... Vasisinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı, bu nedenle sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı anlaşılmakla, şikâyetçi ...Bakanlığı'nın atılı suçtan doğrudan zarar görmediği, bu itibarla kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı; şikâyetçi ... vasisi ...'ün, 13.05.2016 havale tarihli dilekçesinin içeriği itibarıyla sanık lehine temyiz isteminde bulunduğunun belirlendiği, ancak vasinin hükmü sanık lehine temyizde hukuki yararı olmadığı anlaşıldığından, şikâyetçi ...Bakanlığı adına vekilinin, şikâyetçi ... adına vasisinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

II. Sanık Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Sanığın Temyiz İsteminin İncelenmesinde: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253/4. maddesinde, "Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır."; 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin "Genel hükümler" başlıklı 7/7. maddesinde, "Soruşturma evresinde mağdur veya suçtan zarar görenin ölümü hâlinde uzlaştırma işlemi sonlandırılır. Kovuşturma evresi için Kanunun 243 üncü maddesi hükmü saklıdır."; bu madde ile bağlantılı 5271 sayılı Kanun'un "Katılmanın hükümsüz kalması" başlıklı 243. maddesinde ise, "Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler." şeklinde yer alan düzenlemeler karşısında; yargılama aşamasında katılan sıfatını kazanamayan ve hükümden sonra 25.05.2017 tarihinde vefat eden şikâyetçi ...'ün yasal mirasçıları ile sanık arasında uzlaştırma işlemi yapmanın mümkün olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 1. Sanığın, suç tarihinde .. Barosuna kayıtlı avukat olup şikâyetçi ... vekili sıfatıyla, İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün 2013/1609 sayılı icra dosyası kapsamında 07.02.2008-11.09.2013 tarihleri arasında düzenlenen reddiyat makbuzları karşılığında toplam 12.940,32 TL alacağı borçludan tahsil ettiği hâlde, müvekkili olan şikâyetçiye vermeyerek uhdesinde tutmak suretiyle üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; sanığın tahsil ettiği paranın bir bölümünü şikâyetçinin banka hesabına gönderdiğini, kalan kısmını ise eşine elden teslim ettiğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi ile şikâyetçinin eşi tarafından vasi sıfatıyla dosyaya ibraz edilen 13.05. 2016 tarihli dilekçede sanığın savunmasını kabul etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; ...'ün duruşmaya celbi ile olayla ilgili ayrıntılı olarak beyanına başvurulması, varsa paranın ödendiğine dair bilgi ve belgelerin dosyaya ibrazının talep edilmesinden sonra sonucuna göre sanığın suç kastının da değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Kabule göre de; a) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2015 tarihli ve 2015/15912 Soruşturma, 2015/4512 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 247/1. maddesi uyarınca zimmet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı ve Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaasının verildiği 12.04.2016 tarihli son celsede sanığın hazır bulunmadığı anlaşılmakla; sanığa, 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesi gereğince hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması, b) 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde, hapis cezasının yanı sıra adli para cezası da öngörüldüğü halde, sanık hakkında yalnızca hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini, c) Sanığın farklı zamanlarda tahsil ettiği paraları şikayetçiye vermeyerek atılı suçu işlediği kabul ettiği halde, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmaması, d) Dosya kapsamına göre suçtan kaynaklanan zararı giderdiği bildirilen, karar tarihi itibarıyla engel adli sicil kaydı bulunmayan ve yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluştuğundan bahisle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51.maddesi uyarınca erteleme hükümleri uygulanan sanık hakkında, bu konuda muvafakati olup olmadığı da sorulmadan, zararın giderilmediği şeklindeki hatalı gerekçe ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, e) "11.09.2013" olan suç tarihi ile "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" olan suç adının, gerekçeli karar başlığında "2013" ve "güveni kötüye kullanma" şeklinde eksik yazılması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün, farklı gerekçeyle tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

11.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/30343, K. 2026/5320, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-30343-e-2026-5320-k-2da6bb7c0457