Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/28899 E. 2026/5641 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/28899
Karar No
2026/5641
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/375 E., 2015/443 K. SUÇLAR : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A-Sanık ... ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B-Sanık ... ... hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçu ile sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümler yönünden; Sanık ...'ın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre karar tarihinden sonra 18.04.2021 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davalarının TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, sanık ... ..'a yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı ve ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C-Sanık ... hakkında: 1-) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanığın birlikte hareket ettiği ve kimliği belirlenemeyen iki şahıs ile katılan ... İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şirketine farklı zamanlarda inşaat malzemeleri karşılığında 2 adet çek karşılığı toplam 51.500 TL tutarında çek vererek firmayı zarara uğratmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, öne sürülen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun hapis cezasının yanında ayrıca adlî para cezası da öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği hâlde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırdan belirlenmesine rağmen adli para cezasının alt sınırından uzaklaşılarak fazla ceza tayini, 2.Sanığın eylemini, katılan şirketten farklı tarihlerde menfaat temin etmek suretiyle gerçekleştirdiği anlaşılmakla, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,

3.Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde belirtildiği dikkate alınmaksızın, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmesi, 2-)Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden ise; 5271 sayılı CMK’nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı nazara alındığında; dava konusu olayda 16.11.2011 tarihli esas dosya iddianamesi kapsamında sanık hakkında açılmış bir dava bulunmadığı, 21.05.2012 tarihli birleşen dosya iddianame kapsamı dikkate alındığında ise sanık hakkında "dolandırıcılık suçunu" işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, "resmi belgede sahtecilik" suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, iddianame kapsamı dışına çıkılarak mahkumiyet hükmü kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/28899, K. 2026/5641, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-28899-e-2026-5641-k-f7973a076acd