Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/30018 E. 2026/5626 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/30018
Karar No
2026/5626
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/383 E., 2015/278 K. SUÇLAR : Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Katılanın, kendisine ait otomobilin satışı için www....com isimli internet sitesine ilan verdiği, .. Otomotiv isimli iş yerinin yetkilisi olan sanık ...'ın, diğer sanıklarla iştirak halinde hareket ederek, şikâyetçi ile iletişim kurduğu ve aracın 61.500,00 TL bedelle galeri çalışanı olan sanık ...'e satışı hususunda anlaştıkları, aracın devir işlemleri tamamlandığı halde sanıkların çeşitli bahanelerle katılanın parasını vermedikleri ve aynı gün aracın farklı bir noterlikte sanık ...'e devredildiği, sanıkların bu suretle katılana karşı serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; 1. Yargılamanın esasını teşkil eden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2014 tarihli ve 2014/13773 Soruşturma, 2014/49627 Esas sayılı iddianamesinin başlık kısmında özel belgede sahtecilik suçuna yer verilmekle birlikte, iddianamenin anlatım bölümünde bu suça yönelik herhangi bir anlatım bulunmadığı belirlenmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca usûlüne uygun olarak açılmış bir kamu davası olmadığı halde, sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan da beraat hükümleri kurulması, 2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, dolandırıcılık suçunun serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinin nitelikli hâl olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımına yer verilerek; “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun'un 66. maddesinde ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek hâlinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” hükmünün bulunduğu, Kanun'da kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hâli nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekmekte olup, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların aşamalarda alınan çelişkili savunmaları ve sanık ...'ın ödemenin taksitle yapılacağı hususunda imzaladıkları sözleşmenin altındaki imzanın katılan tarafından kabul edilmemesi ve sanığın bu sözleşmenin aslını Mahkemeye ibraz edememesi, nakit olarak ödendiğini bildirdiği 21.500,00 TL'lik kapora için herhangi bir belge sunulamaması, otomobilin çok kısa süre içerisinde el değiştirmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanıklar hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının, sanık ...'ın yetkilisi olduğu galerinin herhangi bir şirkete bağlı olup olmadığının, şirket faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilmiyorsa suç tarihi itibarıyla yasal sınırlar dikkate alınarak sanığın tacir olarak kabul edilip edilemeyeceğinin araştırılmasında sonra sonucuna göre suçun sübutu halinde sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h maddesi uyarınca tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde suç vasfında da yanılgıya düşülerek sanıkların beraatlarına hükmolunması,

Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçu yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/30018, K. 2026/5626, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-30018-e-2026-5626-k-8f5f2014f72d