Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/2024 E. 2026/5628 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2024
- Karar No
- 2026/5628
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1369 E., 2025/1090 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Esastan ret, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün ve 26.06.2025 tarihli ek kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü ve ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2024 tarihli ve 2022/276 Esas, 2024/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-a, 168/2, 62/1, 52/2, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2024/495 Esas, 2024/1309 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ile katılan vekilinin istinaf başvuruları yerinde görülmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-f ve 280/3. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci 1. Bozma üzerine, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2025 tarihli ve 2024/547 Esas, 2025/186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157/1, 168/2, 62/1, 52/2, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.06.2025 tarihli ve 2025/1369 Esas, 2025/1090 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.06.2025 tarihli ve 2025/1369 Esas, 2025/1090 Karar sayılı ek kararıyla, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna vücut vereceğine, soruşturma ve kovuşturma aşamasında olayın aydınlanmasına yardımcı olmayan sanık yönünden 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmasının hukuka uygun olmadığına, somut olayda sanığın pişmanlık göstererek zararın tamamını gidermemesine karşın hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca indirim yapıldığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Bölge Adliye Mahkemelerinin İlk Derece Mahkemeleri tarafından kurulan hükümlerin bozulmasına karar verebileceği hallerin, 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayıldığı, bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesinin direnme hakkının bulunmadığı, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemelerinin Kanun'da sınırlı nedenlere münhasır kılınmış bozma yetkisinin, bu sınırın dışına çıkılarak kullanıldığı durumlarda İlk Derece Mahkemesinin yapacağı işlemlerin görevsiz mahkeme tarafından gerçekleştirilmiş kabul edileceği ve aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca hükümsüz olacağı cihetle; sanık hakkında "dolandırıcılık" suçundan kurulan hükmün temyize tabi olduğu anlaşıldığından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.06.2025 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, şöyle ki; ''e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine... karar verir.'' şeklinde ifade edildiği, İncelenen dosya içeriğine göre; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2024 tarihli ve 2022/276 Esas, 2024/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a, 168/2, 62/1, 52/2, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin kararının, sanık müdafi ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, incelemeyi yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2024/495 Esas, 2024/1309 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 280/1-f ve 280/3. maddeleri uyarınca duruşma açılmaksızın mahkûmiyet hükümlerinin, sanığın sübutu kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a maddesi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçuna değil, aynı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun basit haline temas ettiği ve bu suçun da uzlaşmaya tabi olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bilahare İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurduğu ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.06.2025 tarihli ve 2025/1369 Esas, 2025/1090 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine kararı verildiği, Oysa ki yukarıda işaret edildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, İlk Derece Mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği açık ve tahdidi şekilde düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının içeriği dikkate alındığında, aynı maddenin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin kanunda tahdidi olarak öngörülen haller dışında dosya üzerinden bozma yetkisi bulunmadığı, Kaldı ki; bozma ilamının İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a maddesi uyarınca verilen 1 yıl 3 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın bozularak suç vasfının dolandırıcılık suçunun basit haline çevrilmesi ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin olduğu, direnme hakkı olmayan İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamı sonrası suç vasfı değiştirilerek sanık hakkında 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince 5 yılın altında kalan son hükmün esastan reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı öncesi İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün ortadan kalktığı ve bu sebeple esastan ret kararının 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olacağı dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usûlüne uygun olarak duruşma açılıp, suç vasfı değiştirilerek karar verilmesi durumunda, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde belirtilen 5 yıllık ceza sınırının altında dahi kalsa, katılan vekilinin suç vasfına yönelik temyiz talebi bulunduğu da dikkate alındığında, yasal olarak temyiz kanun yoluna tabi olacağı, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda izah edilen uygulaması ile adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı bulunan tarafların temyiz kanun yoluna başvuru haklarını kullanmalarının önüne geçilmesi, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında, Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2024 tarihli kararı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a maddesi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçuna vücut veren eylemi yönünden suç vasfında da yanılgıya düşülerek bozma kararı verilmesi nedeniyle bu karar ile akabindeki tüm kararların kanuna aykırı olması karşısında, yargılamaya devam edilerek 17.06.2025 tarihli esastan ret kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz gerekçeleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2026 tarihinde karar verildi.