Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8412 E. 2026/4909 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8412
Karar No
2026/4909
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/360 E., 2025/162 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/349 E., 2024/141 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile katılma yolu ile davalı ... ... Ürünler ...A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı ...’nin sevk ve idaresindeki .. plaka sayılı araç ile .. plaka sayılı dorse takılı .. plaka sayılı in sevk ve idaresindeki tır karneli aracın karıştıkları ölümlü ve yaralamalı trafik kazası sonucunda .. plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan müvekkillerinin murisi davalı ... ... A.Ş.'de şoför olarak çalışan ..'in hayatını kaybettiğini, bu nedenle davacıların ..'in desteğinden mahrum kalmak suretiyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek davacı eş ... ve davacı çocuklar ... ve ...için maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, olayın iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin ticari paket sigorta poliçesinde işveren mali mesuliyet başlığı altında işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene yüklenecek hukuki sorumluluk sebebiyle söz konusu maddi tazminatlar ve yine aynı kapsamda manevi tazminat taleplerinin teminat altına alındığını, .. Sigorta A.Ş. tarafından temin edilen zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi kapsamında ölüm halinde adı geçen şirketin tazmin sorumluluğunun bulunduğunu, olayda asli kusurlu olan sürücü ...'ye davanın ihbarının gerektiğini, öncelikle davanın sigorta şirketlerine yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, teminat limiti kapsamında kalmak kaydı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davacının zarar ve kusuru ispat etmesi gerektiğini, olay nedeniyle davacılara yapılan kazandırmaların hesaplanacak maddi zarardan mahsup edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve katılma yolu ile davalı ... firma vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, Mahkemenin gerekçesinde dayandığı ve maddi tazminat yönünden temyiz etmedikleri iddia olunan görevsiz mahkeme olan Ankara Batı Asliye ... Mahkemesinin 2014/201 Esas, 2015/641 Karar sayılı gerekçeli kararının müvekkili ...ve ...'e tebliğ edilmediği halde, bu kararın temyiz edilmediğinden bahsedilerek ıslahla istenen kısım hakkında ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi, adil yargılanma ve hukuki dinlenme hakkının da ihlali niteliğinde olduğunu, huzurdaki davanın aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar tarafından birlikte açıldığını, her bir davacının davasının birbirinden bağımsız olduğunu, bu sebeple hüküm kurulurken tüm davacıların talepleri hakkında ayrı ayrı karar verildiğini, her bir davacının talepleri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmuş ise de, vekalet ücretleri yönünden her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, gerekçeli kararın sadece bir davacı için değil tüm davacılar için tebliğ edilmesi gerektiğini, her bir davacı yönünden temyiz süresinin başlamasının her bir davacıya yapılan tebliğ ile başlayacağını, .. .. Asliye ... Mahkemesinin gerekçeli kararının davacı ..., ..'e tebliğ edilmediğini, tebligatın diğer davacılar adına yapıldığına dair davacılar ya da diğerleri ibaresinin bulunmadığının açık olduğunu, ıslah ile talep edilen maddi tazminatın reddine karar verilmesinin hukuk düzeni içerisinde kabul edilemeyeceğini, .. .. Asliye ... Mahkemesinin 2014/2011 Esas, 2015/641 Karar sayılı gerekçeli kararının Yargıtay tarafından sadece görev yönünden incelendiğini, esas bakımdan bir değerlendirme ve kesinleşme söz konusu yapılmadan sadece görevsizlik kararı verildiğini, davacılar yönünden hükmedilen maddi tazminat ve vekalet ücretinin hatalı hesaplanarak hatalı hüküm kurulduğunu, davacılara verilen manevi tazminat vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, davacılardan sadece ...yönünden maddi tazminat talebi kısmen reddedildiği halde davalı taraf lehine takdir edilen maddi tazminat vekalet ücretinin tüm davacılardan alınmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine ret vekalet ücretinin davacı yararına hükmedilecek olan 15.954,93 TL vekalet ücretini geçemeyeceği halde davalı yararına 43.275,51 TL ret vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, 10 no'lu hükümde ...'in reddedilen maddi tazminat talebi için takdir edilen karşı vekalet ücretinden tüm davacıların sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davacı ... yönünden lehe 15.954,93 TL vekalet ücreti hükmedileceğinden davalı taraf yararına hükmedilecek vekalet ücretinin de bununla sınırlı olacağını, gerekçeli kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Ürünler Kimya Turizm Sanayi ve ... A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, kararda kusura ilişkinin değerlendirme yapılmadan müvekkili şirketin zararın tamamından sorumluymuş gibi hüküm kurulduğunu, bu yönüyle mahkeme kararının hatalı olduğunu, tazminat tutarlarında hakkaniyet indirimi yapılmadığını, hükmedilen tazminatın bir tarafın zenginleşmesine yol açmaması gerektiğini, özellikle manevi tazminat yönünden indirim yapılması gerekirken, mahkeme kararının bu yönde yerinde olmadığını, davacılar tarafından sunulan 25.03.2016 havale tarihli istinaf dilekçesinde maddi tazminat yönünden itirazda bulunulmadığından müvekkili şirket lehine usulünü kazanmış hak oluştuğunu, fazlaya dair taleplerin kabul edilmemesinin yerinde olduğunu, davacıların görevsiz mahkeme olan .. .. Asliye ... Mahkemesinin 2014/201 Esas ve 2015/641 Karar sayılı gerekçeli kararının davacılar ...ve ...'e tebliğ edilmediği yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki, anılan temyiz dilekçesinin tüm davacılar adına sunulduğunu, gerekçeli kararın tebliğ edildiği 24.03.2016 tarihli tebliğ mazbatasında henüz reşit olmayan ve davada anneleri diğer davacı ... tarafından velayetini temsil olunan ...ve ...'in tebliğ mazbatısında sadece ... ve vekili ... ... yazılsa dahi davacıların ortak vekilleri adına yapılan tebliğ ile birlikte tebliğ olunmuş sayılması gerektiğini, tebliğ mazbatasında diğerleri gibi bir ifade olmamasının durumu değiştirmeyeceğini, vekile tebliğ edildiğine göre tarafların her şekilde bu gerekçeli kararından haberdar olduğunu, yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali gibi bir durumun söz konusu olmadığını, kararın her bir davacı yönünden sadece manevi tazminat yönünden temyiz edildiğini, aksi kabulde bile davacıların ...adına edilen ıslah taleplerinin zaman aşımı süresinin dolması sebebiyle de reddi gerektiğini, davaya konu olan kazanın 21.05.2013 tarihinde gerçekleştiğini, ıslah dilekçesinin 02.04.2024 tarihinde sunulduğunu, 10 yıllık süre içerisinde ıslah talebinin yapılmadığını, bu hususun ıslaha cevap dilekçesinde belirtildiğini, davacıların fazlaya ilişkin taleplerin bu sebeple reddi gerektiğini, beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak..." gerekçesi ile davacılar vekili ile davalı ... firma vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR : Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8412, K. 2026/4909, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8412-e-2026-4909-k-056ca808bbd7