Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1083 E. 2026/1076 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1083
- Karar No
- 2026/1076
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1083
KARAR NO: 2026/1076
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2026
NUMARASI: 2026/132 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 02/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 21.06.2026 tarihli raporda, davacı müvekkili lehine kabul edilen imalat bedelleri ile davalı lehine belirlenen eksik ve ayıp bedellerinin mahsubu sonrasında davacı müvekkilin davalı.... A.Ş.'den 685.633,57 EUR alacaklı olduğu yönünde görüş bildirildiğini, rporda hesaplanan bu alacak miktarının ciddi şekilde eksik ve hatalı olduğunu, ancak yine de raporun mevcut haliyle dahi davalının savunmalarının yerinde olmadığı ve müvekkilinin davalıdan yüklü miktarda alacaklı olduğu hususunun teknik ve mali bilirkişiler tarafından açık şekilde tespit edildiğini, bunun yanında bilirkişi raporunda, dava konusu imalatların tesiste mevcut olduğu, tesisin davalı tarafından fiilen kullanıldığı ve uyuşmazlık konusu işlerin davalının hakimiyet alanında bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, başka bir ifadeyle bilirkişi heyetinin, yalnızca müvekkilin alacaklı olduğunu değil; dava konusu işlerin davalı tarafından teslim alındığını, kullanıldığını ve ekonomik faydasından yararlanıldığını da ortaya koyduğunu, bu haliyle dosya kapsamındaki deliller ve özellikle bilirkişi heyeti raporu birlikte değerlendirildiğinde, İİK m.257 ve devamı maddeleri kapsamında alacağın varlığı yaklaşık ispat seviyesini fazlasıyla aşacak şekilde ortaya çıktığını, dolayısıyla alacağın varlığı artık yalnızca davacı müvekkilin iddiasına değil, bilirkişi heyetinin tespitlerine de dayandığını, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin mevcut delil durumu dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın son derece yüksek meblağlı olduğunu, yargılamanın uzun süredir devam ettiğini, davalı şirketin, müvekkili tarafından tamamlanarak teslim edilen ve halen kullanmakta olduğu işlerin bedelini ödemediğini, bu nedenle yargılama sonunda verilecek kararın infazının güvence altına alınabilmesi için ihtiyati haciz kararı verilmesinin zorunlu hale geldiğini, somut olayda teminat alınmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığını, davalı/birleşen davacı.... A.Ş. 'nin yedinde veya üçüncü şahıslarda olan tüm menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile üçüncü kişiler nezdindeki tüm hak ve alacakları üzerine, şimdilik 21.06.2026 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 685.633,57 EUR alacak miktarı dikkate alınarak 2004 sayılı Kanunun 257, 258/2, 259 vd. maddeleri gereği ihtiyati haciz konulmasına, bilirkişi raporu ile alacağın varlığı kuvvetle ortaya konulduğundan, ayrıca alacağa oluşturan tüm iş ve ekipmanların davalıya teslim edildiği rapor ile de kabul edildiğinden, ihtiyati haciz kararının öncelikle teminat aranmaksızın verilmesine, mahkememizce teminat alınmasının gerekli olduğu kanaatine varılması halinde ise, sunacakları gayrimenkul/taşınmaz teminatı karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkemece 25/06/2026 tarihli ara karar ile; tarafların rapora karşı ayrıntılı itirazlarını sunabilmeleri için Mahkememizce taraflara süre verildiği ve rapora yönelik yasal itiraz sürecinin henüz tamamlanmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, gerek imalatların fenne uygunluğu (taş yünü/EPS panel kullanım oranları, mekanik tesisat ve otomasyon sistemlerinin işlerliği) gerekse tarafların karşılıklı iddia ve mahsup talepleri (eksik ve ayıplı iş iddiaları) doğrultusunda alacak miktarının ve muacceliyet durumunun halen taraflar arasında ciddi şekilde çekişmeli olduğu , bilirkişi raporuna yönelik tarafların itirazları Mahkememizce henüz değerlendirilmediğinden alacağın varlığı yönünden kanunun aradığı anlamda kesinlik veya yaklaşık ispat koşulunun tam olarak oluşmadığı, davalı/birleşen davacı şirketin belirli bir yerleşim yerinin bulunduğu, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlediği, kaçırdığı veya alacaklı haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunmaya hazırlandığı yönünde İİK m. 257/2 anlamında yaklaşık ispat standardını sağlayan somut, inandırıcı ve ciddi delillerin dosya kapsamında mevcut bulunmadığı, anlaşılmakla; yargılamanın ulaştığı aşama, tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazları ve ihtiyati haczin olağanüstü bir geçici hukuki koruma önlemi olma niteliği göz önünde bulundurularak, kanuni şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı/birleşen davalı vekili istinaf dilekçesi ile; mahkeme tarafından yapılan bu değerlendirmenin dosya kapsamındaki deliller ve özellikle yerel mahkemece bizzat görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor ile açıkça çeliştiğini, bilirkişi raporunda, dava konusu işlerin tamamının müvekkil tarafından davalıya teslim edilmiş olduğu hususunun da kesin olarak tespit edildiğini, delil tespiti süreci de nazara alındığında, dava konusu alacak ile ilgili yargılamanın hali hazırda 4 yılı aşkın süredir devam etmekte olduğunu, müvekkilin bu denli yüksek miktardaki alacağını teminat altına alan hiçbir güvence bulunmadığını, müvekkil tarafından teslim edilen işler nedeniyle davalı/birleşen davacının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olduğunu, alacağın uzun yıllardır muaccel durumda olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporları, imalatların eksiksiz şekilde davalının hakimiyetinde bulunması ve müvekkil alacağının kuvvetli delillerle ortaya konulması karşısında öncelikle teminatsız şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olmasına rağmen teminat hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ihtiyati haciz talebinin tamamen reddedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME:
İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Davacı yüklenici davalıyla yapılan sözleşmeye göre imalatları tamamladığını, 21/06/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre eksik ve ayıplı işlerin bedeli düşüldükten sonra 685.633,57 Euro alacağının tespit edildiğini beyanla ihtiyati haciz talebinde bulunmuş mahkeme taraflar arasındaki alacağın halen çekişmeli olduğunu, yaklaşık ispatın oluşmadığını belirterek ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiş olup karar dosya kapsamı ve mevcut değerlendirmeye göre isabetli olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 Sayılı HMK 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı deliller ile yasanın gerektirdiği nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../06/2026 tarih ve 2026/... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2 - İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3 - Davacı birleşen dosyada davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 02/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.