Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1219 E. 2026/1187 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1219
Karar No
2026/1187
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1219

KARAR NO : 2026/1187

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2026/437 Esas

TARİHİ: 21/05/2026 tarihli ara karar 16/06/2026 tarihli ara karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)

KARAR TARİHİ: 30/09/2026

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ile 13.12.2023 tarihinde “...Hizmet Sözleşmesi” aktedildiğini, sözleşme gereği hizmetlerin sağlandığını fakat aylık fatıraların ödenmediğini, biriken fatura alacakları için icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafın itiraz ettiğini, bu sebeple takibin durduğunu, bununla birlikte davalı şirketin içinin boşaltma ve ABD’ye kaçma sürecinde olduğunu, şirketin yatırımcısı olan ...hakkında KAP tarafından sunulan raporda da 01.06.2026 tarihine kadar yurtdışına taşınacağı bilgilerinin yer aldığını, davalının bağlı olduğu ..., İnc.’in fiilen çalışanı ve fiziki ofisinin olmadığını belirterek ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi'nin 2026/437 Esas ve 21/05/2026 tarihli ara kararı ile, "Davacının sunduğu 13.12.2023 tarihinde “...Hizmet Sözleşmesi” başlıklı sözleşmeden taraflar arasında bulut hizmetine dair ticari bir ilişki kurulduğu kanaati hasıl olmuştur. Yine davacının sunduğu 14.10.2025 ila 15.03.2026 tarihleri arasındaki 6 adet faturadan, cari hesap dökümünden, hizmetin kullanıldığına dair ID kullanım kayıtlarından, davacının davalıya bu kabil bir hizmet sunduğu yönünde de yaklaşık kanaat oluşmuştur. Özellikle KAP raporunda, davalının bağlı olduğu tespitine yer verilen ABD merkezli ....Inc firmasının ismini içeren "....com" uzantılı e-posta adresinden gönderildiği anlaşılan e-posta çıktılarında da, mesaj içeriklerinde davalının borçlu olduğu, bir süre davacının davalıyı vadesi geçmiş alacaklar konusunda idare ettiği, davalının bir süre daha idare edilmesi ricasını içeren beyanlar olduğu da görülmüştür. Özellikle 24.02.2026 tarih ve 10:12’de ....com uzantılı e-postada o tarih itibari ile bakiyenin 32.600 USD olduğu yönünde kabul olduğu da anlaşılmaktadır. Şu halde, davalının tüm savunmaları ve delil bildirme hakları saklı olmak ve sunulacak delil ve itirazlara göre yargılamanın devamında kararın değiştirilmesi/kaldırılması ihtimali de nazara alınarak, davacının sunduğu delillerin İİK 258/1-(2.cümle) maddesinde yer alan yaklaşık delil mahiyetinde olduğu.." gerekçeleriyle; "Davacının ihtiyati haciz talebinin 400.000,00 TL teminatla kabulüne, Davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, davacı lehine 1.971.226,16 TL miktarlı İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA.." karar verilmiştir.

Davalı vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; Mahkemece 21.05.2026 tarihinde verilen ihtiyati haciz kararının İİK m. 265 uyarınca yasal süresi içerisinde itiraza konu edildiğini, müvekkil şirket ... Anonim Şirketi'nin Türkiye'de mukim kurucular tarafından yönetilen ve Türkiye'nin önde gelen şirketlerine hizmet veren faal bir teknoloji girişimi olduğunu, müvekkil şirketin ABD'ya kaçtığı veya içinin boşaltıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin İzmir'de fiilen ofisi ve çalışanları ile ticari faaliyetini sürdürdüğünü, kurumsal yatırımcıları bulunan ve şeffaf bir yapıya sahip olan müvekkil şirketin mal kaçırma kastı bulunmadığını, davacının sunduğu faturaların ve cari hesap dökümlerinin tek taraflı düzenlendiğini ve alacağın varlığını yaklaşık olarak dahi ispatlamadığını, taraflar arasındaki 13.12.2023 tarihli sözleşme kapsamında davacının sunduğu hizmetin ayıplı ve eksik olduğunu, bu nedenle alacağın muaccel olmadığını, karara esas alınan e-posta yazışmalarının hukuken bağlayıcı bir borç ikrarı niteliği taşımadığını, uygulanan ihtiyati haczin müvekkil şirketin tüm banka hesaplarını ve ticari faaliyetlerini durdurarak ölçülülük ilkesine aykırı ağır zararlar doğurduğunu, bu nedenlerle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, duruşma açılarak tarafların dinlenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin 2026/437 Esas ve 16/06/2026 tarihli ara kararı ile; "..İhtiyati haciz kararına dayanak yapılan e-fatura, irsaliye, ID kullanım kayıtları ve e-posta yazışmaları ile bunlara ilişkin belgeler dikkate alınarak somut olayda İİK'nın 257. Maddesindeki şartların oluştuğu kanaatine varılarak teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verildiği, davalı tarafça bu belgelere bir itirazda bulunulduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu, davalı yanın davacıdan hizmet alındığını ancak fatura tutarları üzerinde anlaşılamadığına ilişkin beyanda bulunduğu yine ayıplı ve eksik ifa savunmasında bulunulduğu ancak bu savunmaya yönelik olarak sunulan bir tespit vs delilin ise bulunmadığı, davalı tarafın diğer itirazlarının yargılamada tespit edilebilecek hususlar olduğu anlaşılmış olup, tüm dosya kapsamı ve taraf beyan ve itirazları dikkate alınarak dosyaya sunulan delillere göre somut olayda İİK'nın 257 Maddesindeki yaklaşık ispat şartların oluştuğunun değerlendirildiği bu nedenle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257/2. maddesinde açıklanan borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçması ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hallerinin dava konusu olaya uygulanamayacağı açıklanan nedenlerle talep dilekçesindeki talep miktarı ile sınırlı olmak üzere ve teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından ayrıca teminat karşılığından ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin talep yönünden İİK 266 mad uyarınca takibe başlandıktan sonra bu yetki İcra Mahkemesi'ne geçtiğinden bu talebin reddi gerektiği.." gerekçeleriyle; "İhtiyati hacze itirazın REDDİNE.." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; ihtiyati haciz kararının İİK'nın 257/2. maddesindeki mal kaçırma olgusuna dayandırıldığını, itirazın reddine ilişkin kararda ise bu hâllerin somut olaya uygulanamayacağının tespit edildiğini, bu nedenle gerekçe ile hükmün çeliştiğini ve haczin dayanağının ortadan kalktığını, alacağın varlığı ve muacceliyetinin yaklaşık olarak dahi ispat edilmediğini, dayanılan belgelerin tek taraflı olduğunu, e-postaların borç ikrarı niteliği taşımadığını, müvekkilince sunulan pay defteri, bilanço, kira ve müşteri sözleşmeleri, kurucu ortaklara ait kayıtlar ile dava dışı ... A.Ş.'nin 12/06/2026 tarihli beyanının değerlendirilmediğini, haczin ölçülülük ilkesine aykırı olup müvekkilinin ticari faaliyetini durdurduğunu belirterek ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, taraflar arasındaki 13/12/2023 tarihli hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu olan karar, ihtiyati haciz kararına karşı davalı tarafından İİK'nın 265. maddesi uyarınca yapılan itirazın reddine ilişkin ara karardır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne; 258/1. maddesinde ise "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur." hükmüne yer verilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında sayılan hâller, vadesi gelmemiş borçlar bakımından aranan haciz sebepleri olup vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para alacağı için ihtiyati haciz istenmesi, ayrıca bir haciz sebebinin varlığına bağlı değildir.

İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın kesin olarak ispatı değil, alacağın varlığı konusunda mahkemede kanaat uyandıracak delillerin gösterilmesi, diğer bir ifadeyle yaklaşık ispat yeterlidir. Nitekim ihtiyati hacizde amaç, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar vererek uyuşmazlığı sona erdirmek değil, ileride verilecek hükmün uygulanmasını güvence altına almaktır.

Dosya kapsamında; taraflar arasındaki sözleşmenin 3.1. maddesinde ücretlendirmenin müşteriye özgü "..." kayıtları esas alınarak yapılacağı ve müşterinin bu kayıtların geçerliliğini ve bağlayıcılığını kabul ettiği, 3.3. maddesinde faturaların düzenlenme tarihinden itibaren en geç iki hafta içinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 6 adet e-faturanın ödenmeyen bakiyelerinin toplamı 1.971.226,16 TL olup ihtiyati haciz miktarıyla örtüşmektedir. Davalı yetkilisinin davacıya gönderdiği e-postalarda; 03/02/2026 tarihinde faturaların biriktiği belirtilerek yapılandırma ve taksitlendirme talep edildiği, 24/02/2026 tarihinde "Bugün itibarıyla açık bakiyemiz yaklaşık 32.600 USD seviyesindedir" denildiği, 04/03/2026 tarihinde ise vadesi geçmiş bakiyenin Mart ayı içinde kapatılmaya başlanacağının ve mevcut bakiyeyi kapatma sorumluluğunun farkında olunduğunun bildirildiği, yazışmalarda hizmetin ayıplı veya eksik ifa edildiğine dair bir kayda yer verilmediği görülmüştür.

Buna göre, gösterilen dellilerden alacağın varlığı ve muacceliyetinin yaklaşık olarak ispat edildiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan sebeplerle; incelenen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan 2.002,20 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,

3-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1219, K. 2026/1187, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1219-e-2026-1187-k-eeea31fec6f6