Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3052 E. 2026/2201 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3052
- Karar No
- 2026/2201
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3052 - 2026/2201 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/3052 KARAR NO : 2026/2201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/10/2024 NUMARASI : 2023/263 Esas, 2024/777 Karar DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Nedeni ile Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 08/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/09/2026
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2024 tarih ve 2023/263 Esas, 2024/777 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/12/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın ... plaka sayılı araca ve davacıya çarpması sonucu davacının ağır yaralandığını, sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunu trafik kazası neticesinde davacının ağır şekilde vücudunda kırık oluşacak şekilde yaralandığını, büyük kemik eklem içi kırıkları sebebi ile ameliyat olduğunu ve sol dizine platin takıldığını, aynı zamanda burun kemiğinde de kırık oluştuğunu, davacının uzun süre hastanede tedavi gördüğünü, sürücü ... hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/597 E sayılı dosyasında, yapılan yargılama sonucu sürücü hakkında atılı eylemden kaynaklı TCK 89/4 maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası kararı verildiğini, ceza yargılaması sırasında alınan 02/07/2021 tarihli bilirkişi raporu ve 06/10/2021 tarihli Adlı Tıp Raporu ile sürücünün asli kusurlu olduğu tespit edildiğini, meydana gelen trafik kazasında yaralanması sonucu iş gücü kaybı yaşadığını, işgöremezlik sebebi ile gelir kaybına uğradığını, davalı şirket tarafından ... plakalı araç ... poliçe nolu Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, 23/02/2022 tarihli başvuru dilekçesi ile davalı şirkete tebliğ edildiğini ancak davalı tarafından yanıt verilmediğini, haklı davanın kabulünü, davacı lehine şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 200,00 TL kalıcı işgöremezlik; 200,00 TL geçici işgöremezlik; 100,00 TL bakım gideri olmak üzere şimdilik 500,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarının yanı sıra esas yönünden, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... için bir kusur atfının yapılmasının mümkün olmayacağıni, davacının asli kusurlu olduğunu, davacı yaya ... kaza tespit tutanağından görüleceği üzere hız limiti yüksek olan yerde bulunduğundan araç trafiğini tehlikeye attığını, 03.12.2020 tarihinde Erdemli-... istikametinden, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın olay mahalline geldiği sırada önceden kaza yaptıktan sonra duran sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması ile öne doğru savrulan bu aracın da en önde yol içinde yardım amaçlı bulunan yayalara çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, dava dışı araç sürücüsü ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'nun asli kusurlu olduğunu, davacıya rücuya tabi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin yapılması gerektiğini, müterafik kusur ve poliçe limiti gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplama yapılırken 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik ödemesi isteklerinin reddi gerektiğini, yapılan ödemeler ile sigorta şirketinin sorumluluğunun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmemesinden ötürü dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir . İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 6.931,50 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 169.676,21 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 176.607,21 TL maddi tazminatın 18.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının bakım gideri tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; davacı tarafın usulüne uygun başvuru şartını yerine getirmediğini, mahkemece hükme esas alınmış olan trafikçi bilirkişi ...'nın 28/08/2023 trafik bilirkişi kusur raporu ile sigortalı araç sürücüsü ...'ın %70 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dosyaya sunmuş oldukları aynı kazaya ilişkin başvurucusu aynı kazada yaralanan bir başka yaya olan ...'e ait Sigorta Tahkim Komisyonu 2022.E.329630 sayılı dosyasından alınmış 07.03.2023 tarihli uyuşmazlık başvurusu trafik kusur bilirkişi raporunda ise ...'ın atfı kabil kusuru olmadığı tespiti mevcut olmasına rağmen dosya itirazları doğrultusunda çelişkilerin giderilmesi adına kusur incelemesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi veya İTÜ'ye gönderilmemiş ve kusur yönünden yetersiz sayılabilecek nitelikteki 28/08/2023 Trafik Bilirkişi Kusur Raporu rapor dayanak alınmak suretiyle hüküm tesis edildiğini, maluliyet oranına yönelik itirazlarının karşılanmadığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderleri nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplama yöntemi açısından da raporun denetime açık olmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan geçici, kalıcı iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmiştir. Usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik yapılan incelemede: Davacının dava açmadan önce 07.03.2022 tarihinde sigorta şirketine başvurduğu, dosyanın içinde kaza tespit tutanağı, sağlık raporu ve tüm hastane/tedavi evraklarının bulunduğu, 22.03.2022 tarihinde ara bulucuya başvurulduğu ve 16.05.2022 tarihli anlaşamama son tutanağının düzenlendiği, davanın 30.03.2023 tarihinde açıldığı, halen dahi ödeme yapılmamış olması da gözetildiğinde başvurunun yapıldığı ve sonuçsuz kaldığının kabulü ile anılan maddede düzenlenen dava şartı gerçekleştiğinden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi yerinde olmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kusur raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/11528 soruşturma sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden alınan 02.07.2021 tarihli raporda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın aracın hızını hava, yol ve trafik durumuna göre ayarlamadığından asli oranda, ... plakalı araç sürücüsü ... ile yayalar ... ve ...'nin tali oranda kusurlu oldukları görülmüştür. ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/597 Esas sayılı dosyasında ATK'dan alınan 06.10.2021 tarihli raporda ...'ın asli oranda, ..., ... ve ...'nin ise tali oranda kusurlu oldukları belirtilmiştir. İşbu dosyada alınan raporda ...'ın kaza yapan aracı gündüz vakti görüş alanında rahatlıkla görüp önlem alabilecekken yola dikkatini vermediğinden dolayı %70 oranında asli kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nun %20 oranında tali kusurlu, davacı ...'nin %10 oranında alt düzeyde tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/597 Esas, 2022/94 Karar sayılı dosyasında sanık ... için taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verildiği, verilen kararın 17.02.2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu ve aralarında çelişki olmadığı, yol ortasında lastiği patlayıp duran araca sürücü ...'ın çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği anlaşıldığından kusur oranın hatalı tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 03.12.2020 olup mahkemesince hükme esas alınan 27.12.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 07.05.2020 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin %3 olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Geçici iş göremezlik tazminat yönünden yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, zararın teminat kapmasında olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 esas ve 2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 12.064,04 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.020,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 9.044,04 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.08/09/2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.