Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1106 E. 2026/1617 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1106
- Karar No
- 2026/1617
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1106 KARAR NO : 2026/1617
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2024/207 Esas 2025/265 Karar DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/207 Esas 2025/265 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, " Davacı vekili dava dilekçesi, müvekkili tarafından 14.03.2023 tarihli, AS62023000000349 fatura numaralı 760.340,00-TL bedelli vade farkı faturası kesilmiş olup, davalı tarafından faturaya Karşıyaka 6. Noterliğinin 20.03.2023 tarihli 07277 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "(...) müvekkili şirkete kesmiş olduğunuz 14.03.2023 tarihli AS62023000000349 fatura numaralı 760.340,00-TL bedelli e-faturasını ve içeriğini kabul etmediğimizi, muhasebe defterlerine kayıt edilmeyeceğini bildirir ve tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile ihtaren bildiririz. Ayrıca aleyhimize Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünden 2021/7756 dosya no ile başlatmış olduğunuz icra takibi ile ilgili olarak, dosyaya ait tüm ödemeyi yaptığımızı ve cari hesabın faizleriyle birlikte kapandığı" nedenleriyle faturaya itiraz ettiğini, davalının süresinde ödeme yapmaması nedeni ile müvekkilinin vade farkı alacağının doğduğunu, ticari ilişki kapsamında davalı tarafça keşide edilen çeklerle yapılması gereken ödemeler ve faturaların ödemelerinin vadesine uygun olarak yapılmadığını ve vade farkı faturasının oluşmasına neden olan çek bilgilerinin; BANKA SERİ NO KEŞİDE TARİHİ BEDEL ....bank E1-2587948 25.10.2019 65.000,00-TL ....bank E1-3151252 25.10.2019 135.000,00-TL ....bank Z5919312 30.11.2019 80.000,00-TL ....bank E1-2587959 30.11.2019 160.000,00-TL ....bank E1-2587958 30.10.2019 150.000,00-TL ....bank E1-2587960 30.12.2019 160.000,00-TL ....bank Z5919313 30.12.2019 80.000,00-TL ....bank E1-2587961 30.01.2020 160.000,00-TL ....bank Z5919314 30.01.2020 80.000,00-TL Olduğunu, taraflar arasında vade farkının teammül haline geldiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013 yılına başladığını ve uzun yıllar devam ettiğini, bu ilişki kapsamında davalı şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin geciktiği zamanlarda müvekkili şirket tarafından vade farkı faturaları kesildiğini ve davalı tarafça itiraz edilmeksizin ödemeler yapıldığını, bu kapsamda bedeli ödenen vade farkı faturalarının ; TARİH FATURA NUMARASI TUTAR 04.12.2018 AE12018000002010 66.230,99-TL 17.04.2018 AE22018000000404 11.483,03-TL 18.05.2018 AE32018000000473 9.112,37-TL 11.07.2018 AE22018000000889 45.491,49-TL 12.11.2018 AE32018000001108 9.793,04-TL 30.01.2019 AS22019000000310 10.038,69-TL 29.03.2019 AS52019000000504 42.447,34-TL 14.05.2019 AS22019000001665 33.450,67-TL 27.09.2019 AS32019000002378 12.488,78-TL 07.10.2019 AS22019000003177 2.910,67-TL 25.11.2019 AS42019000003134 6.091,75-TL Olduğunu, vade farkının bir ferri alacak değil, alacağın vadesinden sonra ödenmesi nedeni ile mal bedelinin belirlenmesine esas teşkil eden bir unsur yani asıl alacak / anapara niteliğinde olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyanla Müvekkili şirket tarafından kesilen 14.03.2023 tarihli, AS62023000000349 numaralı 760.340,00-TL tutarlı vade farkı faturasından kaynaklı şimdilik 10.000,00-TL tutarındaki alacağın (fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile kısmi dava olarak) 20.03.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile taraflar arasında vade farkına ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığını, vade farkı faturasına karşı müvekkilinin Karşıyaka 6. Noterliğinin 20/03/2023 tarih ve 07277 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturaya ve içeriğine itiraz ettiğini, Vade farkı faturası kesildiği dönemde taraflar arasında cari hesaba ilişkin bir alacak mevcut olup vade farkına ilişkin herhangi bir sözleşme hiçbir zaman olmadığını, Bu sebeple vade farkı faturasının kesilmesi ve vade farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında iddia edildiği gibi bir teammülün olmadığını, teammül oluştuğu iddia edilen faturaların 2018-2019 yıllarına ait olduğunu, sonraki süreçte yaklaşık 5 senedir vade farkı faturası kesilmediğini, vade farkı faturasına dayanak olduğu iddia edilen çeklerin en sonuncusunun keşide tarihinin 2020 yılı olduğunu 3,5 sene sonra kötü niyetli olarak hak iddia edildiğini, davacının 2021 yılında müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ve tüm alacağını da ihtirazi kayıt olmaksızın tahsil ettiği dikkate alındığında 2018-2019 döneminde vade farkını gecikmeksizin talep eden davacı şirketin 2019-2020 keşide tarihli çeklere ilişkin vade farkı faturasını kesmek ve dahi iş bu dava sürecini yürütmek için bu kadar uzun süre beklemesi dahi kötü niyetini gösterdiğini, teammül olsa dahi faturaya itiraz halinde vade farkından bahsedilemeyeceğini, vade farkının iddia edildiği gibi asıl alacak olmadığını, esas itibarı ile bir temerrüt faizi niteliğinde olduğunu, Davacının huzurdaki davaya dayanak aldığı vade farkı faturasını müvekkili şirket aleyhine başlattığı Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2021/7756 E. Sayılı dosyasındaki tüm alacaklar ödendikten sonra kestiğini, aksinin kabulü halinde dahi vade farkı faturasının afaki olduğunu, hesaplanan bedelin fahiş olduğunu beyanla Haksız ve mesnedsiz olarak açılan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, vade farkı faturasından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak, 14.03.2023 tarihli, AS62023000000349 numaralı 760.340,00-TL bedelli vade farkı faturası, 3 numaralı ek içinde sunulan vade farkı faturası dayanağı çekler ve faturalar, Karşıyaka 6. Noterliği'nin 20.03.2023 tarihli 07277 yevmiye numaralı ihtarnamesi, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7756 E. Sayılı dosyası, görüşme sonunda anlaşma olmadığını gösterir e-imzalı arabuluculuk son tutanağı, müvekkili şirkete ait ticari defter kayıtları, taraflar arasında vade farkı istenebileceğini/teamülün var olduğunu gösterir vade farkı faturaları, müvekkili şirket nezdinde tutulan hesaplama tabloları ve her türlü kayıt, vade farkı faturasının kesilmesine dayanak her türlü kayıt, bilirkişi incelemesi, yemin, isticvap, tanık deliline dayanmıştır. Davalı vekili karşı delil olarak, Karşıyaka 6. Noterliği'nin 20/03/2023 tarihli ve 07277 yevmiye numaralı ihtarnamesi, 14/03/2023 tarihli fatura, taraflara ait ticari defterler, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, yemin deliline dayanmıştır. Tarafların arasında geç ödeme halinde vade farkı ödenmesi hususunda teammül oluşup oluşmadığı, davalı tarafça yapılan vade farkı ödemelerinden sonra vade farkı ödemesi yapılmayan gecikmiş ödemeler olup olmadığı ve bu dönemin daha önce taraflar arasında ticari teammül oluşmuş olsa dahi devamında teammülün uygulanmaması ve ortadan kalkması durumunun söz konusu olup olmadığı, davacı tarafça davalı aleyhine yapılan icra takibinde ödemelerin ihtari kayıt olmaksızın davacı tarafça tahsil edilmesinin vade farkı talep hakkına halel getirip getirmeyeceği, vade farkının asıl alacak mı yoksa asıl alacağa bağlı ferri alacak mı olduğu, davacının davalı tarafça keşide edilen ve geç ödenen ; BANKA SERİ NO KEŞİDE TARİHİ BEDEL .....bank E1-2587948 25.10.2019 65.000,00-TL .....bank E1-3151252 25.10.2019 135.000,00-TL .....bank Z5919312 30.11.2019 80.000,00-TL .....bank E1-2587959 30.11.2019 160.000,00-TL .....bank E1-2587958 30.10.2019 150.000,00-TL .....bank E1-2587960 30.12.2019 160.000,00-TL .....bank Z5919313 30.12.2019 80.000,00-TL .....bank E1-2587961 30.01.2020 160.000,00-TL .....bank Z5919314 30.01.2020 80.000,00-TL Çekler nedeni ile davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceği, vade farkı talebinin haklı olması halinde davacının talep edebileceği vade farkı tutarının ne kadar olduğu hususlarında ihtilaf bulunduğu görüldü. Karşıyaka 2. İcra Dairesinin 2021/7756 Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celbedilmiş, Yamanlar Vergi Dairesi Müdürlüğünce davalı şirketin BA/BS formları gönderilmiş, Büyük Mükellefler Vergi Dairesince davacı şirketin BA/BS formları gönderilmiştir. Mahkememizin 23/05/2024 tarihli duruşmasında dosyanın 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile mahkememizce tespit edilen uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi ... tarafından sunulan 04/09/2024 tarihli raporda, davalı .... Şti.nin 2018 yılında kağıt ortamında defter tuttuğu, 2019 ve sonraki yıllarda e- deftere tabi olduğu, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı ile Yamanlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı eklerindeki Ba ve Bs formlarına göre 2023/03 ayında davacı tarafından tanzim edilen e-fatura 721.385,20 TL. olduğu ve bildirimlerle uyuştuğu, ancak e-faturalar, kabul edilmese bile tarafların formlarında sistemsel olarak görüldüğü, davacı tarafından icra takibinin 09.12.2021 tarihinde 565.499,72 TL. asıl alacak üzerinden açıldığı, icra dosyasına ödemeler yaptığı, bu ödemelerin, 17.03.2022 tarihinde 50.000,00 TL, 28.05.2022 tarihinde 250.000,00 TL, 30.09.2022 tarihinde 130.000,00 TL, 02.12.2022 tarihinde 80.000,00 TL. ve 12.12.12.2022 tarihinde 101.000,00 TL. olmak üzere toplam 611.000,00 TL. olarak yer aldığı, davalı tarafça yapılan vade farkı ödemelerinden sonra, davalı tarafça keşide edilen çeklerle yapılması gereken ödemeler ve faturaların ödemeleri vadesine uygun olarak yapılmadığı, 14.03.2023 tarihinde düzenlenen faturanın vade farkı ödemesi yapılmayan gecikmiş ödemelere ilişkin olduğu, davalı defterlerinde son vade farkı faturasının 07.10.2019, davalı tarafından kabul edilmeyen 760.340,00 TL bedelli faturanın 14.03.2023 tarihli olduğu, davacının davaya dayanak aldığı vade farkı faturasını Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2021/7756 E. Sayılı dosyasına yapılan ödemeler sonrasında tanzim ettiği, davacının davalıdan aldığı ödemelerle ilgili ihtirazi kayda rastlanmadığı, mahkemece davacının vade farkı alacağına karar verildiği takdirde; dava dilekçesi ekinde sunulu, davalı borçları ve davalı alacaklı vade tutar gün ve borç adat şeklinde hazırlanmış olan tabloda hesap edildiği üzere, davacı tarafından %36 oranı üzerinden 760.340,00 TL. Vade farkı hesaplandığı, Adat hesabında %36 oranında bir faiz uygulanacağı yönünde sözleşme bulunmadığı, teamül açısından da davacı tarafından davalı adına tanzim olunan 14.05.2019 tarihli 33.450,67 TL bedelli vade farkı faturasına %30, 27.09.2019 tarihli 12.488,78 TL. bedelli faturaya %24 vade farkı oranı uygulandığını tespit edilmiş, diğer vade farkı faturalarına ne oranda vade farkı uygulandığı yönünde bir tespit yapılamadığı, davalı vekilinin davacının yapmış vade farkı adat hesabına itiraz ettiğinden, tarafların tacir olması nedeniyle; adat hesabı 2019, 2020 ve 2021 ve 2022 yıllarında TCMB avans faiz değişim oranları ortalaması %14,21 oranı alınmak suretiyle (721.385.196 * 14,21/36.000 = 284.746,77 TL) + (51.254,42 * 3/10) = 300.123,10 TL vade farkı hesaplandığı bildirilmiştir. Mahkememizin 26/09/2024 tarihli duruşmasında; dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii edilerek ; a)Davacı tarafından düzenlendiği ve davalı tarafça ödendiği tespit edilen vade farkı faturalarında açık bir biçimde sipariş numaralarının belirtildiği bilirkişi raporunda yer almakla daha önce davalı tarafından yapılan vade farkı ödemelerinde esas alınan vade farkı oranlarının tespiti ve vade farkı oranlarının farklı olması halinde bu oranların ortalaması alınmak sureti ile ve kök raporda yapılan hesaplamada esas alınan oranlar ile ayrı ayrı alternatifli hesaplama yapılması, b)Karşıyaka 2. İcra dairesinin 2021/7756 esas sayılı dosyasında davalı tarafından 611.000,00-TL ödeme yapıldığı ve ödemelerin alacaklı vekilince icra dosyasına 19/01/2023 tarihinde bildirildiği tespit edilmiş ise de, alacaklının ödeme bildirimi ile birlikte dosya hesabı yapılması talebinde bulunduğu, yapılan dosya hesabında bakiye alacağın hesaplandığı ve söz konusu ödemelerden ve dosya hesabından sonra davacı alacaklı vekilince 10/02/2023 tarihinde haricen tahsil nedeni ile dosyanın kapatılması talebinde bulunulduğu anlaşılmakla bu hususun da değerlendirilmek sureti ile ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 14/11/2024 tarihli ek raporda ; davacının davalı adına tanzim ettiği vade farkı faturalarındaki vade farkı oranları ortalamasının %27,27 olarak bulunduğu, bu oranların ortalaması %27,27 oranı alınmak suretiyle yapılan hesaplamada, vade farkının (721.385.196 * 27,27/36.000 = 546.449,29 TL. olarak hesaplandığı, %18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 575.957,55 TL, 11.10.2019 deki TCMB avans faizi oranı 18,25'e göre; (721.385.196 * 18,25/36.000 = 365.702,22 TL. olarak hesaplandığı, %18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 385.450,14 TL, 21.12.2019 deki TCMB avans faizi oranı 13,75'e göre; (721.385.196 * 13,75/36.000 = 275.529,07 TL. olarak hesaplandığı, %18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 290.407,64 TL, 13.06.2020 deki TCMB avans faizi oranı 10,00'e göre; (721.385.196 * 10/36.000 = 200.384,78 TL. olarak hesaplandığı, %18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 211.205,56 TL, 19.12.2020 deki TCMB avans faizi oranı 16,75'e göre; 721.385.196 * 16,75/36.000 = 335.644,50 TL. olarak hesaplandığı, %18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 353.769,30 TL, 31.12.2021 deki TCMB avans faizi oranı 15,75'e göre; 721.385.196 * 15,75/36.000 = 315.606,02 TL. olarak hesaplandığı, % 18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 332.648,75 TL, 31.12.2022 deki TCMB avans faizi oranı 10,75'e göre; 721.385.196 * 10,75/36.000 = 215.413,63 TL. olarak hesaplandığı, %18 KDV' nin 3/10'unun ilavesi ile 227.045,97 TL. olarak hesaplandığı, davalı vekilinin 15.10.2024 uyap kayıt tarihli dilekçesi ekinde, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7756 E. Sayılı dosya kapak hesabının sunulduğu, dosya kapak hesabında İcra Müdürlüğü'nce davalının 768.907,31 TL. borcunun olduğu, bu borca mahsuben muhtelif tarihlerde 611.000,00 TL. ödeme yapıldığı, kalan borç tutarının ise, 157.907,31 TL. Olduğunun görüldüğü, ekli mail yazışmasında,..... adresinden .....Bey'e hitaben, “... Bey merhaba, Karşıyaka 2. İcra müdürlüğü 2021/7736 E. Dosya borç bakiyesi 105.575,82 TL. dır. Ayrıca dosyadaki banka haciz fekleri için 280 TL. göndermeniz gerekmektedir. Ödemeyi TR....iban nolu hesap ... Bankası A.Ş. ...adına yaptığınızda dosya kapama işlemlerini başlatabiliriz. ” İfadelerine yer verildiği, yine beyan dilekçesine ekli iş bankası hesap hareketlerinde, davalı tarafça ....'ın mailde belirtilen İban numarasına, 10.02.2023 tarihinde “icra dosyası borcun komple kapama bedeli” açıklamalı 105,575,82 TL gönderildiğinin anlaşıldığı, davalının haricen “icra dosyası borcun komple kapama bedeli” açıklamalı.... bankası kanalı ile 105.575,82 TL. ödeme yapması, bu bedelin davacının kabulünde olması, bu gönderi tarihinden sonra davacı tarafından davalı adına 14.03.2023 tarihli vade farkı düzenlenmesi karşısındaki hukuki değerlendirmenin takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Mahkememizin 12/12/2024 tarihli duruşmasında; dosyanın 1 hesap bilirkişisine tevdii edilerek ; Karşıyaka 2. İcra dairesinin 2021/7756 esas sayılı dosyasına yapılan ödeme ve tarihleri ile davacının hesabına yapılan ödeme de dikkate alınarak davacının vade farkı talep hakkının bulunduğunun kabulü halinde vade farkı talebine ilişkin kesilen fatura tarihi olan 14/03/2023 tarihi itibarı ile kademeli (yapılan ödemeler ve tarihleri dikkate alınarak) ve alternatifli (SMMM uzmanı bilirkişi tarafından hesaplanan alternatifli bir şekilde) rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi .... tarafından 13/03/2025 tarihli raporda, 09.12.2021 Tarih ve Karşıyaka 2. İcra 2021/7756 E. Dosyası Bilgilerinde yer alan takibe esas alacak bilgileri esas alınarak, Alacaklı Şirket'in uyguladığı %36 faiz oranına göre yapılan hesaplamada (Tahsilat tutarlarından ilk önce faiz ve diğer fer'imasraflar düşülmüştür.) 14.03.2023 TARİHLİ BORÇ BAKİYESİ 775.064,24 TL, 09.12.2021 Tarih ve Karşıyaka 2. İcra 2021/7756 E. Dosyası Bilgilerinde yer alan takibe esas alacak bilgileri esas alınarak, takip tarihine kadar alacaklı Şirket'in uyguladığı %36 faiz oranı ile takip tarihinden itibaren TCMB avans hesaplarına uygulanan reeskont faiz oranlarına göre yapılan hesaplamada (Tahsilat tutarlarından ilk önce faiz ve diğer fer'i masraflar düşülmüştür.)TCMB tarafından açıklananavans hesaplarına uygulanan reeskont faiz oranlarıdır. 14.03.2023 TARİHLİ BORÇ BAKİYESİ 610.141,79 TL, 09.12.2021 Tarih ve Karşıyaka 2. İcra 2021/7756 E. Dosyası Bilgilerinde yer alan takibe esas alacak bilgileri esas alınarak, TCMB avans hesaplarına uygulanan reeskont faiz oranlarına göre yapılan hesaplamada (Tahsilat tutarlarından ilk önce faiz ve diğer fer'i masraflar düşülmüştür.)TCMB tarafından açıklanan avans hesaplarına uygulanan reeskont faiz oranlarıdır. 14.03.2023 TARİHLİ BORÇ BAKİYESİ 447.962,96 TL olarak hesaplamalar yapılmıştır. Davacı vekili 19/12/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, davamızın ve ıslah talebimizin kabulüyle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 750.340,00-TL'nin eksik harcının tamamlanarak ilk talep edilen 10.000,00-TL'ye eklenmesini, 14.03.2023 tarihli, AS62023000000349 numaralı vade farkı faturasından kaynaklı toplam 760.340,00-TL vade farkı alacağının 20.03.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Vade farkı faturası, bir mal veya hizmetin ödemesinin belirlenen vade tarihinden sonra yapılması durumunda, alacaklının borçluya kestiği bir fatura türüdür. Bu fatura, ödeme gecikmesine bağlı olarak hesaplanan vade farkını içerir ve ticari işlemlerde sıklıkla kullanılır. Vade farkı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 27/06/2003 tarihli kararında “özellikle tacirler arasındaki ilişkilerde, süresinde ödenmeyen mal ve hizmet bedeli dolayısıyla, alıcının faiz dışında ödemek zorunda kaldığı ve sözlü akdin inikadı sırasında taraflarca kararlaştırılmış ek bir miktar” şeklinde tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle tanımlamak gerekirse vade farkı, herhangi temerrüt faizinden farklı bir niteliğe sahip olmakla beraber, vadesinde ödenmeyen borca, ödenmeyen borcun oransal oranında eklenen ek bir külfettir. Vade farkının mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal veya hizmetin yeni fiyatıdır. Temerrüt faizi ise, ödemenin süresinde yapılmaması halinde, doğrudan kanuni düzenlemeler ile ortaya çıkan feri nitelikte olan bir alacaktır. Vade farkı alınmadan mal bedelinin tamamen ödendiğinin kabul edilemeyeceği benimsenmektedir. Yani bir ticari ilişkide, ilişki konusu mal alım satımı ise borcun vadesinde ödenmediği ihtimalinde ve vade farkının istenebileceği bir olayda vade farkı ile ilk kararlaştırılan bedelin toplamı ticari ilişki konusu malın değeri haline gelecektir. Vade farkı, başta sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırılabileceği gibi var olan ticari teamüller sonucu da ortaya çıkabilir. Vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında bir fatura verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmalı, bu ticari ilişkiye konu bedelin peşin veya belli bir tarihte ödenmesi kararlaştırılmış olmalı, bedel vadesinde ödenmemiş olmalı, vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunmalı veya vade farkı uygulaması, taraflar arasında sürekli uygulanan teamül haline gelmiş olmalıdır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2013 tarih ve 2013/6522 E. 2013/10363 K. Sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2016 tarihli 2015/7605 – 2016/1051 sayılı ilamı). (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Yargıtay içtihatlarına göre tacir olan taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir. (Y. 19. HD. 2017/3413 Esas ve 2019/3193 Karar sayılı ilamı). Ticari ilişkiye istinaden düzenlenen faturalarda, gecikme halinde vade farkı uygulanır ibaresi bulunması, vade farkı uygulanacağı yönünde yazılı bir sözleşme niteliği taşımayacağı gibi tek başına farkı uygulanması için yeterli olmayacağından, faturaya itiraz edilmemiş olması da vade farkının kabulü anlamına gelmeyecektir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 01/02/2018 tarihli 2016/15270 – 2018/329 sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı). Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair herhangi bir yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Ancak mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davaya konu faturadan önce davacı tarafça davalıya, çeşitli tarihlerde toplam 11 adet vade farkı faturası kesildiği, söz konusu vade farkı faturaların tarafların ticari defterlerine kayıt edildiği ve davalı tarafça da itiraz edilmeksizin söz konusu vade farkı fatura bedellerinin davacıya ödendiği tespit edilmiştir. Hal böyle olunca yukarıda atıfta bulunulan bir çok Yargıtay kararında da belirtildiği üzere taraflar arasında vade farkı uygulanması yönünde bir teammül oluştuğunun kabulü gerekmiştir. "Vade farkı fatura miktarları konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmakta olup, dava konusu faturalar davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda icra takibine konu vade farkı faturalarındaki miktarlara ilişkin inceleme ve hesaplama yapılması gerekir. Her bir vade farkı faturasındaki asıl alacağın hangi tarihte muaccel olduğu, muaccelliyet tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürenin tespit edilmesi ve ayrıca taraflar arasındaki önceki vade farkı faturalarında uygulanan vade farkı oranı da dikkate alınmak suretiyle, muaccelliyet tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre yönünden takibe konu her bir vade farkı faturasındaki istenebilir miktarın belirlenerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi (Yargıtay 19. H.D. 2017/3413 E. 2019/3193 K. 15/05/2019 tarihli ilamı)" Ancak yapılan incelemede, daha önce düzenlenen 11 adet vade farkı faturalarında uygulanan vade farkı oranlarının farklı olduğu, oransal olarak bir teammül oluşmadığı, davacının hangi faturada hangi sebeple hangi vade farkını uyguladığı anlaşılamamıştır. Davaya konu vade farkı talebinin esasını oluşturan fatura bedeli ise davalı tarafça ödenmemiş, devamında davacı tarafça davalı aleyhine icra takibi başlatılması üzerine çeşitli tarihlerde çeşitli ödemeler yapılarak fatura bedelinin tahsili davacı tarafından yapılabilmiştir. Her ne kadar davalı vekili savunmasında vade farkı faturasına konu faturanın düzenlenmesinden yaklaşık 3,5 sene sonra iş bu faturanın düzenlendiğini ileri sürmüş ise de, belirtildiği üzere söz konusu fatura bedeli icra takibi ve kısmi ödemeler sonrasında infaz edilmiş olup fatura bedelinin tamamı tahsil edilmeden davacının talep edebileceği vade farkını hesaplayabilmesi mümkün olmayacaktır. Zira, fatura bedeli tam olarak ödenmediği sürece vade farkı işlemeye devam edecektir. Davalı tarafından icra dairesine yapılan son ödeme tarihi 2023 yılıdır. Bu nedenle bu savunmaya itibar edilmemiştir. Ancak, belirtildiği üzere çeşitli tarihlerde çeşitli ödemeler yapıldığından vade farkının da buna göre hesaplanması gerektiği görüş ve kanaatine varılarak dosya hesap bilirkişisine verilerek yapılan ödemeler ve tarihleri dikkate alınarak kademeli ve alternatifli hesaplama yapılması istenilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında uygulanacak vade farkı oranı üzerinde herhangi bir anlaşma veya teammül bulunmadığından mahkememizce bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalardan avans faizine göre yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, ticari teamüle ve hakkaniyete daha uygun olacağı görüş ve kanaatine varılarak avans faizi oranı üzerinden kademeli olarak yapılan hesaplama kapsamında davacının davalıdan 447.962,96-TL talep edebileceği, fazlaya ilişkin talebin ise yerinde olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporları sonucunda davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 447.962,96-TL alacağın 20/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin iki numaralı maddesinde ayrıntılı olarak değinildiği gibi, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça keşide edilen (9 adet) çeklerle yapılması gereken ödemeler vadesine uygun olarak yapılmamış olması nedeniyle müvekkili şirket tarafından 14.03.2023 tarihli AS62023000000349 fatura numaralı 760.340,00-TL bedelli vade farkı faturasının kesildiğini, davaya konu vade farkı faturası kesilirken yıllık faiz oranı olarak %36 alındığını, tarafların arasında teamülü gösterir vade farkı faturalarından, dava konusu fatura dışında daha önce 12.04.2018 tarihli AE12018000002010 fatura numaralı 66.230,99-TL tutarlı ve 12.11.2018 tarihli AE32018000001108 fatura numaralı 9.793,04-TL tutarlı vade farkı faturalarında da yılık %36 oran üzerinde hesaplama yapılarak vade farkı faturaları tanzim edildiğini ve davalı tarafından itirazsız ödendiğini, 12.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda alternatifli yapılan hesaplamalardan "Alacaklı Şirket'in uyguladığı %36 faiz oranına göre hesaplamada" 14.03.2023 tarihi itibariyle alacağın 775.064,24-TL olduğu," içeriğine sahip A bendindeki hesaplamaya, yine dosya kapsamında alınan 14.11.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda yer alan yıllık faiz oranın %36 olarak ele alındığı durumda müvekkili şirketin alacağının 760.340,00-TL olduğu yönündeki hesaplamalar dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi hukuka, hakkaniyete ve taraflar arasında cari olan somut duruma uyar nitelikte olacağını, vade farkı oranın tespitinde daha önce müvekkili şirket tarafından kesilen ve davalı tarafça itirazsız ödenen 11 adet vade farkı faturalarında uygulanan oranların ortalaması olan %27,27 oranın vade farkı hesaplamasında kullanılması hükme esas alınan orana göre daha hakkaniyete uygun olacağını, 14.11.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılmış ve bu ihtimalde müvekkili alacağının 575.957,55-TL olacağı yönünde hesaplama yapıldığını, istinaf ve tehir'i icra talebinin kabulü ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkide herhangi bir vade farkı uygulaması yapılacağına dair bir sözleşme olmadığını, Mahkemenin taraflar arasındaki alışveriş devam ederken davacı yanca tek taraflı tanzim edilmiş bir kaç adet faturada vade farkı ibaresi geçtiğinden bahisle vade farkına dair teamül oluştuğundan bahisle hüküm tesis olunduğunu, bu gerekçe ve değerlendirmenin çok fahiş bir yanılgı olduğunu, ortada gerçek anlamda bir vade farkı uygulamasının olmadığını, 2019 yılı sonundan itibaren faturanın tanzim olunduğu tarihe kadar takriben 3,5- 4 yıl geçtiğini, davacı satıcı yanın bu süre zarfında dava konusu olan "vade farkı" hususuna dair sessiz kalması ve talepçi olmaması da dikkate alınması gerektiğini, davacı yan, davalı yanın 2019-2020 yıllarında kendisine verdiği ödeme aracı olan çekler ile ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, 2021 yılında cari hesaba dayalı olarak Karşıyaka 2 İcra Dairesi 2021/7756 Esas sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, Mevzuattaki hiçbir kanun ve hükme dayanmayan sadece içtihatlarla hakim takdirleri ile tayin olunan teamül hususuna dayandırılmaya çalışılan bir hüküm ile karşı karşıya olduklarını, taraflara sunulan savunma dilekçeleri ve emsal yargıtay kararları neredeyse değerlendirmeye hiç alınmadığını, davacı yanın beyanları ve sunduğu dilekçeler, içtihatlardan yola çıkılarak kararın tesis olunduğunu, İlk Derece Mahkemesi, SMM Mali Müşavir .... tarafından tanzim olunan Kök ve nihai olarak 14.11.2024 tarihli bilirkişi ek raporunu da yok saydığını, çok yanlış hatalı ve şekilde tanzim olunmuş 12.03.2025 tarihli bilirkişi Av.....in yanlış ve hatalı yöntemler uygulayarak tanzim ettiği ve önceki bilirkişi raporlarına tümüyle çelişki oluşturan bir raporu esas aldığını, ilk derece Mahkemesinin faiz işletilmesine dair kararı da hatalı ve yanlış olduğunu, hem faiz oranı açısından, hem faiz başlangıç tarihi açısından yine fahiş bir hataya düştüğünü, dava belirsiz alacak davası olmadığını, davacı yan, hukuka aykırı tanzim ettiği sözde vade farkı faturası ile 760.340,00-TL talep etmiş iken, ilk dava dilekçesinde 10.000,00-TL talep ettiğini, davacı yanın, dava dilekçesinde de açıkca işbu davanın Kısmi dava olduğunu dermeyan ettiğini, dava tarihi 01.04.2024 olduğunu, kısmi dava olmakla vade farkına dair tüm savunma ve itirazlarının baki kalmak ve aksi anlaşılmamak üzere davacı yanın kısmi talep ettiği 10.000,00-TL için 01.04.2024 tarihinden itibaren diğer 437.962,96-TL ise davacı yanın ıslah talebinde bulunduğunu ve harcını ödediği 18.12.2024 tarihi olabileceğini, İlk Derece Mahkemesi taleple bağlılık ilkesini HMK kısmi davaya dair hükümleri de ihlal ve ihmal ederek, temerrüde dair TTK ve TBK hükümlerini ihlal ve ihmal ederek, tıpkı vade farkı müessesesi, tıpkı TBK 131 md hükmü ve TBK 117 Md hükmü uygulamalarında olduğu gibi fahiş bir yanılgı ile yanlış yargıya vardığını, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, vade farkından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, taraflar arasında vade farkı uygulaması bulunduğunun, farklı faiz oranları uygulanmasına göre faiz oranı konusunda teamül bulunmadığının, ticari faiz uygulanmasında bir usülsüzlük bulunmadığının anlaşılmasına göre; taraf vekillerinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2025 tarih ve 2024/207 Esas 2025/265 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında davacı taraftan alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı taraftan alınması gereken 30.600,35 -TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 7.650,08-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.950,27-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davacı ve davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca davacı yönünden kesin, davalı yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 01/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.