Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1145 E. 2026/1509 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1145
- Karar No
- 2026/1509
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1145 KARAR NO : 2026/1509
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/05/2025 NUMARASI : 2021/78 Esas 2025/432 Karar DAVANIN KONUSU : İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mah.... ada, .. ve ..parseller ile.. ada ... ve ... ada ... parsellerin özelleştirme kapsamında ... A.Ş. tarafından ...A.Ş. ile .... Şti. (... Şti) ortak girişim grubuna 25 yıl süreyle işletme hakkının devredildiğini, bu devir sonrasında ortak girişim grubu ile ... arasında kullanım hakkının devri sözleşmesinin 09/08/1996 tarihinde akdedildiğini, bu sözleşme ile sözleşmenin tarafı olan...'nun kuracağı şirket tarafından sözleşmedeki edimlerini yerine getireceğini ve işletmenin edimlerini yerine getireceğinin kabul edildiğini, ... tarafından davalı .... A.Ş.'nin kurulduğunu, daha sonra ortak girişim grubu ile davalı .... A.Ş. arasında 02/09/1996 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, böylelikle davacının içinde bulunduğu ortak girişim grubunun 25 yıl için devraldığı işletme hakkını davalıya devrettiklerini, davalının sözleşme gereğince belirlenen kira bedelini ödemediğini, bu kapsamda 2015-2016 yılları kirasından davacının payına düşen kısmın tahsili için davacı tarafından ortak girişim grubundaki diğer adi ortağın yazılı muvafakatı sağlanarak İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2020/465 esas sayılı iflas yoluyla takibine girişildiğini, davalının borca itiraz ettiğini iş bu davada itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ortak girişim grubunu oluşturan şirketlerin birlikte takibe girişilmesi ve dava açması gerektiğini aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, husumet yönünden davanın usulden reddi gerektiğini, kiraya konu alanın imar inşaa faaliyetlerinin uzun sürdüğünü, yer tesliminin parça parça ve geç yapıldığını, bu nedenle talebe konu dönem için davacı alacağının doğmadığını, iflas için aranan davalının ödemelerini tatil etme borca batıklık şartlarının oluşmadığını, bu nedenle iflas kararı verilemeyeceğini, bunun yanı sıra .... ada ....parsellerin sözleşme kapsamında olmasına rağmen maliye hazinesi tarafından kendilerinden ecri misil tahsil edildiğini, bu nedenle davacılara kira ödeme borçlarının doğmadığını, kaldı ki .... A.Ş. tarafından ortak girişim grubunu oluşturan şirketlere ve kendi aleyhlerine kira alacağı davaları açıldığını, kira alacağından müteselsil sorumlu tutulmalarının talep edildiğini, bu davaların sürdüğünü, tüm bunların üzerine birde yakın zamanda ortaya çıkan ve mücbir sebep oluşturan salgın hastalık halinin bulunduğunu, kira alacağının dövizden TL'ye çevrilmesi ile ilgili olarak İzmir 5. SHM'nin 2020/1437 esas sayılı davasını açtıklarını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, kullanılabilen alanların salgın hastalığın etkilerinin tespiti bakımından keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. MAHKEMECE: "...,Taraflarca bildirilen deliller toplanmış yine taraflarca bildirilen dosyalar getirtilerek incelenmiş, dava konusu taşınmaza ilişkin davalı şirkete ecrimisil tahakkuk ettirilip ettirilmediği araştırılmış, kira bedelinin dövizden TL'ye çevrilmesine ilişkin dava dosyasının sonucu beklenmiş, taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılmış, bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Davalı tarafın husumet itirazının değerlendirilmesinden, davacı tarafın dava ve takip öncesi diğer adi ortaktan dava ve takibin davacı tarafından açılıp yürütülmesi konusunda muvafakatını aldığından muvafakat yazısı dosya içerisinde bulunduğundan davalı tarafın husumet itirazının reddine karar verilmiştir. Yine yargılama sırasında .... Şti. vekili tarafından mahkememize sunulan 08.12.2022 tarihli dilekçe ile davacı tarafından davalı aleyhine kullanım bedellerinden kendi payına düşen miktar için tek başına icra takibi açılmasına ve takibe itiraz olduğu takdirde yine tek başına itirazın iptali davası açılmasına, müvekkili şirketin muvafakatinin bulunduğu bildirilmiştir. Dava konusu Konak İlçesi .... Mah, ...ada ....parsellere ilişkin 2015-2016 yıllarına ilişkin davalı şirkete ecrimisil tahakkuk ettirilip ettirilmediği araştırılmıştır. Dava konusu kiraya konu taşınmazın tespiti, ... ada, ... parsellerin kiralanan taşınmaz kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, davacıya ödenmesi gereken kira var ise bedelinin tespiti bakımından, Bağımsız Denetçi Yeminli Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplamalar Konusunda Uzman Av. ...., Harita Mühendisi .... ile birlikte mahallinde keşif yapılmıştır. Bilirkişiler Bağımsız Denetçi Yeminli Mali Müşavir ...., Nitelikli Hesaplamalar Konusunda Uzman Av. ...., Harita Mühendisi ... tarafından mahkememize uyaptan 19.07.2023 tarihinde sunulan raporda, davacı şirketin ... adi şirket oluşumunda ortak olarak, yıllık asgari 125.000-ABD Doları kira bedeli üzerinden, kendi payına dair olarak yıllık 62.500-ABD Doları alacaklı olabileceği, bu halde sözleşmede vade yılın bitiminden itibaren 10 gün olarak belirtilmekle, 2016 ve 2017 yılları kira bedellerinin 10.01.2017 ve 10.01.2018 tarihlerinde ödenmesi gerekebileceği, davalı tarafça mülkiyet /irtifak hakkı sahibi ...'nin ... ile beraber kendilerinden de kira bedeli talep ettiğine dair dava dosya örnekleri dosyaya ibraz edilmiş olup, davalı tarafın davacılar adına...'ye ödemek zorunda kalabileceği bedeller için takas mahsup hakkının olabileceği, dolayısıyla, davalının bu dosyaların beklenilmesi talebine karşın, takas mahsup için hakkın ancak fiili ödeme sonrası gerçekleşebileceği, takip ve dava konusu dönemler için davalı şirket aleyhine ecrimisil tahakkuk ettirilmiş gözükmediği, buna karşın yukarıda tarafların adi ortaklıkta alacağın tahsili için icra takibi ve davaya muvafakat ile ehliyet ile ilgili iddiaları ve mahkeme kararlarının sunulduğu, takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın davalı aleyhine kira alacağına dayanarak İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/1256 E. Sayılı dosyası üzerinden iflas yolu ile icra takibi gerçekleştirdiği, 10.11.2023 günü itibariyle depo edilmesi gereken miktarın 153.998,24-ABD doları ve 262.860,01-TL olabileceği, ancak vekalet ücreti ve depo edilebilecek miktarın hesabının karar tarihine yakın kur üzerinden hesaplanması gerektiği, belirtilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna itiraz edilmiş, gerek taraf itirazlarının değerlendirilmesi, gerekse takip dosyasına konu alacağın takip tarihi itibarı ile tespiti, ilaveten gelecek duruşma gününe kadar işleyecek faiz de dikkate alınarak bu ara Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki değişiklikler de göz önünde bulundurularak, takibe konu alacak ve ferileri ile gelecek duruşma tarihine kadar işleyecek faiz ve takip ferileri belirlenerek depo emrine esas tutarın belirlenmesi konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler ...., Av. ...., ... tarafından mahkememize uyaptan 15.02.2024 tarihinde sunulan ek raporda, davacı taraf davalı aleyhine kira alacağına dayanarak İzmir 4. İcra Müdürlüğü 2020/1256 esas sayılı dosyası üzerinden iflas yolu ile icra takibi gerçekleştirmiş olup, takip tarihi itibariyle davacı alacağının 125.000-USD asıl alacak ve taleple bağlı olmak üzere işlemiş faizin 12.951,22-USD olabileceği, 15.03.2024 günü itibariyle depo edilmesi gereken miktarın asıl alacak, faizi, masraf ve vekalet ücreti dahil 156.233,18-USD ile 333.188,24-TL davacı alacağı olabileceği ve ayrıca 192.593,59-TL tahsil harcı hesaplanabileceği ancak rapor tarihindeki güncel kur üzerinden depo edilebilecek miktarın ise tahsil harcı dahil 5.319.562,61-TL olarak hesaplanabileceği belirtilmiştir. Ek rapora davalı tarafça itiraz edilmiş, davalı vekilinin itirazlarını karşılar şekilde özellikle faiz hesabı yönünden itirazları da değerlendirilerek, davacının iflas takibine konu alacak ve ferileri ile gelecek duruşma tarihine kadar işleyecek faiz ile takip ferileri belirlenerek, depo emrine esas tutarın belirlenmesine yönelik ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler ..., Av. ...., ... tarafından mahkememize uyaptan 03.05.2024 tarihinde sunulan ek raporda, 14.06.2024 günü itibariyle depo edilmesi gereken miktarın asıl alacak, faizi, masraf ve vekalet ücreti dahil 158.625,88-USD ve 339.374,84-TL davacı alacağı olabileceği ve ayrıca 202.864,92-TL tahsil harcı hesaplanabileceği ancak rapor tarihindeki güncel kur üzerinden depo edilebilecek miktarın ise tahsil harcı dahil 5.669.012,43-TL olarak hesaplanabileceği, davalının sunduğu belgelerden açık ve tereddütsüz bir şekilde tespiti mümkün olmayıp, davalının ecrimisil ödemelerinin dikkate alınması talebinin mahkemenin takdirinde olduğu, yine davalının 30.04.2024 tarihinde sunduğu 9 Eylül Vergi Dairesine ödeme bilgilerine göre, ödemelerin rapor tarihine kadar faizi bakımından ise davacının dönemi tam tespit edilemeyen feri ve tecil feri dışı ödemeleri 1.916.879,29-TL olup, bunun davacı payına yarısı ise 958.439,65-TL olabilecekken, ödeme tarihlerinden duruşma tarihine kadar faizi 2.843.739,73-TL davacı payına yarısı ise 1.421.869,87-TL olup, mahsup hususunun da mahkememin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerince ek rapora itiraz edilmiş ise de, dosya içerisine ibraz edilen bilirkişi raporu, dosya kapsamına denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmakla taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yönelik tüm itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 10.01.2025 tarihli duruşmasında İİK 158/2 maddesi uyarınca davalı ile vekiline ayrı ayrı ihtaratlı davetiye çıkartılarak; 14.06.2024 rapor tarihi itibariyle asıl alacak + faiz + masraf ve vekalet ücreti dahil 158.625,88-USD ve 339.374,84-TL davacı alacağı ve 202.864,92-TL tahsil harcını, (rapor tarihi itibariyle güncel TCMB kur üzerinden USD para birimi yönünden alacakların TL karşılığı ile birlikte) toplam 5.669.012,43-TL'yi yatırması konusunda tebliğden itibaren 7 gün süre tanınması ile 7 günlük süre içinde alacaklıya ifası ya da Mahkememiz veznesine depo edilmesi, aksi halde bir dahaki celsede iflasına karar verileceği hususunun ihtarına karar verildiği, bu ihtarın davalı ile vekiline ayrı ayrı tebliğ edildiği, davalı vekilince 5.669.012,43-TL depo emrine esas tutar dosyaya yatırılmıştır. Davalı borçlu tarafından İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2020/465 esas sayılı iflas yoluyla takibe ilişkin dosya borcu mahkememiz veznesine depo edildiğinden, dava konusunun ortadan kalktığı, borcun tamamının ödenmesi nedeniyle iflas talebi konusuz kaldığından iflas talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacı iflas davasının açıldığı tarih itibariyle dava açmakta haklı olduğundan yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir," gerekçesi ile; "1-İİK 158. Madde gereği depo tutarı yatırılmış olmakla dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşme'deki yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı tarafın bedel talebinde bulunamayacağını, yerel mahkemece, gözden kaçırılan en önemli hususlardan birinin davaya konu edilen sözleşmelerin kira sözleşmeleri olmadığı; taraflar arasında hukuki ilişkiyi belirleyen kaynak ve öncelikli metin olan 15.08.1996 tarihli sözleşmeye dayanılarak yapılan 02.09.1996 tarihli “Kullanma Hakkı – Tasarım – Modernizasyon – İşletme Sözleşmesi” başlıklı sözleşmeye bakıldığında, bu sözleşmenin içerik olarak kullanım hakkını da içeren, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, dava konusu alanda, yat limanı/marina bölümü olan bir kültür, eğlence, alışveriş, dinlenme merkezlerini avam projeye göre inşa ve modernize etmesi ve işletmesi olduğunun açıklandığını, bu itibarla davaya konu sözleşmenin sadece kullanım hakkı ve bunun karşılığı bedel ödenmesi dışında, taraflardan özellikle davalı müvekkilinin bu sözleşmeden beklediği yararı, elde etmeyi amaçladığı fayda çerçevesinde sözleşmenin değerlendirilmesi ve hükümlerinin irdelenmesinin gerektiğini, davacının hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmeden diğer maddelerde yer alan ve talep edilmesi şarta bağlanmış bedelleri talep edemeyeceğini, yerel mahkemenin birçok defa itiraz ettikleri bilirkişi raporlarındaki basit bir kira sözleşmesi gibi algılayarak hiç eser sözleşmesi niteliğine bakmadan sadece bedel kısmına odaklandıklarını, davaya konu sözleşmenin, sadece müvekkili davalı firmaya değil, aynı zamanda davacılara da borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, yine bu sözleşmenin, davacıların ödeme talep edebilmelerini ön koşullara bağlayan ve bu yönüyle “Geciktirici Şart” içeren bir sözleşme olduğunu, nitekim sözleşmenin açık hükümleri okunduğunda, bu sözleşmenin ön koşullar içeren ve her iki tarafa da yükümlülükler veren bir sözleşme olduğu, müvekkili davalının edimlerinin yanında ... olarak verilen taahhütler olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin kendisine sözleşme gereği teslim edilmeyen (... parseller ) yerler için ecrimisil ödemek zorunda kaldığını, bunların mahsubu yapılmadan verilen depo kararı ve nihayetinde esas kararın eksik ve hatalı olduğunu, işbu dosyada delil olarak bildirilmiş olan ecrimisil ödeme ve yapılandırma belgelerinin incelenmediğinin ortada olduğunu, ayrıca Dokuz Eylül Vergi Dairesi'nden istenen ve dosyaya sunulan belgelerin de arkalı önlü olduğunu ve ödenemeyen bazı taksitlerin aynı gün arka arkaya ödendiğini, bunların ayrı ödemeler olduğunun tahsilat fiş numaralarından anlaşılmasına rağmen bilirkişilerin bu numaralara bakmaksızın bedel ve tarihleri aynı olduğundan tek kalem ödeme yapılmış gibi rapor tanzim ettiğini, yerel mahkemece bu konudaki açıklamalarının ve savunmalarının hiç irdelemeden depo kararı verdiğini, bekletici mesele taleplerinin de irdelenmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile depo hesabında verilerin Merkez Bankası verilerine göre hesaplanmaması ve bu yönde itirazların kabul görmeyerek, depo kararı verilmesinin hatalı olduğunu, günümüz koşullarında ve alacağın dolar olması karşısında, hesaplamaların doğru verilere dayanması ve güvenilir olmasının asıl olduğunu, zira bilirkişiler tarafından alınan kur 1 USD = 32.31999 iken, aynı tarihli Merkez Bankası kurunun 32.2472 olduğunu, bu sebeple öncelikle Merkez Bankası verileri kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğinden mahkemenin T.C Merkez Bankası İdare Merkezi Ankara'dan kur ve libor oranlarının ne olduğu hakkında müzekkere yazmasının gerektiğini, ayrıca Libor hesabında davacı tarafın ve bilirkişilerin de esas aldığı Libor hesaplamalarında, tam 1 ay gibi bir uygulama görülmediğini, bilirkişilerin 1 ay olarak yazdığı yerde 27 gün, 28 gün vs. gibi ay bazında farklılıklar bulunduğunu, davalı müvekkili tarafından sözleşme kapsamı yerler için fazladan ödenen ecrimisil bedellerinin miktarı tam belirlemeden, verilen bilgi, belge dökümanları eksik incelenerek tam ve net değerleme yapmadan ve sözleşme ve mevzuat gereğince fiilen ve hukuken sonuçlarını değerlendirmeden ve davacının yükümlülüklerini irdelemeden, davacının yerleri teslim etmediği ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelenmeden, yer tesliminin kimin tarafından yapıldığı, tüm alanları teslim edilip edilmediği, kullanıma ve inşaasına uygun teslim edilip edilmediği ve bunların ne zaman gerçekleştiği ve fiillen kısıtlılık halinin ne zaman kalktığı ve sonrasında talep edebileceği kullanım bedelini bu aşamada talep etmesinin hukuken ve sözleşme hükümlerine göre mümkün olup olmadığı irdelenmeden verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, adi takipten kaynaklı iflas istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. "...2004 sayılı İİK’nın “Ödeme emri ve münderecatı” başlıklı 155. maddesi: “Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.” 2004 sayılı İİK’nın “İflas talebi ve müddeti” başlığını taşıyan 156. maddesi ise: “Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır. Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir. İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.” hükmünü içermektedir. İflasa tabi şahıslardan olan borçlusunu, para veya teminat alacağından dolayı iflas yoluyla takip etmek isteyen alacaklı, yetkili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak iflas yolu ile takip talebinde bulunabilir. Takip talebinde adi haciz yoluyla takip talebinde yer alan kayıtlardan başka, iflas takip yolunun izlenmek istediği de belirtilir (m. 58/b5). İflas yoluyla takip talebi üzerine icra dairesinin düzenleyeceği ödeme emrinde adi haciz yoluyla takipteki ödeme emrinde yer alması gereken kayıtlar bulunur. İflas yoluyla takipte düzenlenen ödeme emrinde ayrıca iki kayıt daha yer alır. Bu kayıtlar “iflas tehdidi” ve “konkordato teklif edilebileceği” hususlarıdır. İflas yoluyla takipte ödeme emrinde, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde takip konusu borcun ödenmesi, aksi hâlde alacaklının mahkemeye başvurup borçlunun iflasının talep edebileceği belirtilir. Borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerekse kendisinin iflasa tabi kişilerden bulunmadığına dair bir itirazı varsa, bu itirazın da ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine bildirilmesi lüzumu da ödeme emrinde yer alır (Muşul T.: İcra ve İflas Hukuku Esasları, Ankara 2015, s. 684). Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Borçlu anılan süre içinde ödeme emrine itiraz etmezse ödeme emri kesinleşir. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, borcunu ve iflas takibinin harç ile giderlerini öderse iflas takibi son bulur; ödemezse alacaklı ticaret mahkemesinde borçluya karşı iflas davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 950). Adi iflas yoluyla takipte borçlu, ödeme emrini tebellüğ ettiği tarihten itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine başvurup takip konusu borca itiraz ettiği takdirde, takip durur (m. 155, m. 156/3). Alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde (m.156/son f.) borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesine bir dilekçe ile başvurup, itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini talep edebilir (Muşul T., s. 691). Adi iflas yoluyla takipte gönderilen ödeme emrine karşı yedi günlük süre içinde itiraz etmiş olan borçlu, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde ileri sürmediği diğer itiraz sebeplerini, iflas dava dilekçesinin tebliği üzerine vereceği cevap dilekçesinde ilk defa ileri sürebilir. Alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde (m.156/son f.) borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesine bir dilekçe ile başvurup, itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini talep edebilir (Muşul T., s. 691). Adi iflas yoluyla takipte gönderilen ödeme emrine karşı yedi günlük süre içinde itiraz etmiş olan borçlu, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde ileri sürmediği diğer itiraz sebeplerini, iflas dava dilekçesinin tebliği üzerine vereceği cevap dilekçesinde ilk defa ileri sürebilir. İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şartlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, 6100 sayılı HMK’nın genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir. İflas davasında alacaklı alacağını ispat bakımından 2004 sayılı İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını 6100 sayılı HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz. Mahkemece yapılan inceleme sonucu alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir ve mahkemece aynı zamanda bir depo kararı verir. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2). Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir (Kuru B., s. 957)...''(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/23-852 Esas ve 2020/866 Karar sayılı kararı); İİK'nın 158. maddesine göre; "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." İİK'nın (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/21 md.) 143. maddesine göre; '' İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte bulunabilir. Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir." Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığınıda tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. Dava açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükleneceğine de karar verilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/896 esas, 2019/848 karar sayılı dosyasında "Davacının iflas istemine ilişkin davalı borçlu tarafından depo emrinin süresi içerisinde yerine getirmiş olduğu anlaşılmakla, konusu kalmayan iflas talebi ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2021/823 esas, 2021/1399 karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Somut olayda; davalı şirketin iflasa tabi olduğu, İzmir 4. İcra Dairesinin 2020/465 esas sayılı iflas yoluyla takibe ilişkin 14.06.2024 rapor tarihi itibariyle asıl alacak + faiz + masraf ve vekalet ücreti dahil 158.625,88-USD ve 339.374,84-TL davacı alacağı ve 202.864,92-TL tahsil harcını, (rapor tarihi itibariyle güncel TCMB kur üzerinden USD para birimi yönünden alacakların TL karşılığı ile birlikte) toplam 5.669.012,43-TL'yi yatırması konusunda tebligat yapıldığı, davalı tarafça depo emrinin yerine getirildiği, takip ve dava konusu dönemler için davalı şirket aleyhine ecrimisil tahakkuk ettirilmediği, denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu ve ek raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmakla verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/05/2025 tarih, 2021/78 Esas ve 2025/432 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/06/2026