Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13012 E. 2026/4911 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13012
- Karar No
- 2026/4911
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/815 E., 2025/1083 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kalkandere Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/49 E., 2024/142 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının, belirsiz süreli sürekli iş sözleşmesi ile davalı işverenin bünyesinde inşaat iş yerinde iksa ustası olarak en son 1.700,00 TL net ücretle çalıştığını, olay günü yani 17.02.2013 günü müvekkilinin, işverenliğin İşçi Sağlığı İş Güvenliği Tüzüğü Kurallarına aykırı davranışından ötürü tünel içi iksa denilen demir bağlantısını yaparken oluşan göçüğe bağlı kazaya uğradığını, .. Tıp Fakültesi iyileştirme dosyasında saptanan düzeyde iş göremez duruma geldiğini belirterek iş kazası biçiminde oluşan haksız eylemden ötürü çoğa ilişkin istekle dava hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Kanun'un 107/1 maddesi uyarınca açılan belirsiz alacak davasına bağlı olarak müvekkilin maddi zararlarının saptanmasıyla 1,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi ödencenin toplamı 100.001,00 TL'nin olay tarihi olan 17.02.2013 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi bittikten sonra açıldığını bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının, şirkette 05.04.2012 tarihinden itibaren 04.09.2013 tarihine kadar işçi sıfatı ile çalıştığını, belirli süreli iş sözleşmesine istinaden iş akdi belirtilen tarih olan 04.09.2013 tarihinde sonlandırıldığını, davacının aylık maaşının 1.445,00 TL olduğunu, 17.02.2013 tarihli kazanın ise de davacının tamamen kendi kusurundan kaynaklı olarak gerçekleştiğini, olaya ilişkin müvekkili olduğu şirketin hukuki bir sorumluluğundan söz edebilmek için müvekkili olduğu şirketin bir eyleminin yada işleminden dolayı olması gerektiğini, olayla müvekkili olduğu şirket arasında nedensellik bağının olmadığını, kazanın davacının kendi dikkatsizliği sonrasında gerçekleştiğini, davacının kendi kusuru ile gerçekleşen bir olayın müvekkili olduğu şirketin kusuruymuş gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu, davacı tarafından talep edilen tazminat talebinin de kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ki yine talep edilen 1,00 TL'nin tam olarak ne olduğununda belirsiz olduğunu, bu şekilde belirsiz açılan bir davanın usulden reddi gerektiğini, her iki tazminat talebi için de davacının geçici yada sürekli iş göremezliğinin söz konusu olup olmadığının önem taşıdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek; 5.038,08 TL maddi tazminat, 15.000,00 TL manevi tazminat hüküm altına alınmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iksa kurulum ustası olan davacının aylık en az ücretle yada bir kaç TL üstünde bir miktarla çalıştığının savlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dosyanın incelenmesinden anlaşılacağı üzere davacının ücret durumunun da kanıtlandığını, bu bakımdan seçenekli ücret durumuna göre hesaplama yapılmasının dosyanın kanıt durumuyla örtüşmediğini, davacı bakımından ATK raporuna itirazları değerlendirme dışı tutularak davacının gerçek sürekli iş göremezlik oranı saptanmadan dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiğini, bunun doğal sonucu olarakta davacının sürekli iş göremezlik ödencesi alacağı hesaplanmadığından düzenlenen raporun bu nedenden ötürü de kabul edilemez nitelikte hukuka aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda davacının iş göremezlik oranının %0 olarak belirlenmesinin ve iş göremez olmadığına karar verilmesinin hukuk aykırı olduğunu, davacı bakımından ölçümlenen manevi tazminat miktarının olağanüstü düzeyde düşük olduğunu, davalı bakımından manevi tazminatın reddine göre ölçümlenen Mahkeme vekalet ücretinin AAÜT kurallarına açık biçimde aykırı olduğunu, manevi ödence alacağı davalarında reddedilen miktara göre davalı yararına ölçümlenecek Mahkeme vekalet ücreti miktarı kabul edilen manevi ödence alacağı miktarını geçemeyeceği gibi davacı yararına ölçümlenen mahkeme vekalet ücretini de aşamayacağından bağlı olarak Mahkemece açık biçimde değerlendirme hatası yapılarak fazla miktar üzerinden Mahkeme vekalet ücreti ölçümlendiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti uyuşmazlık konusudur. Anayasa Mahkemesinin 25.12.20 24... /29 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararı dikkate alındığında kısmen reddedilen manevi tazminat yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Davacı vekilinin istinaf talebi vekalet ücreti yönünden yerindedir. Bununla birlikte bu hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama gerekmediğinden incelenen karar kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR: Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.