Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/20126 E. 2026/3930 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/20126
- Karar No
- 2026/3930
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/483 E., 2025/3597 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/177 E., 2023/312 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davalı Şirkete ait iş yeri sigortalısı ...'in, 02.09.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle oluşan 271.943,79 TL Kurum zararının, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 27.194,38 TL'lik kısmının 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 76. maddeleri uyarınca tazmini talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı Şirket vekili, zamanaşımı def'i ileri sürüp, davanın belirsiz alacak davası niteliğine sahip olmadığını, sigortalının ağır kusuru ve kaçınılmazlığın etkili olduğunu, bağlanan gelirin incelemeye tabi tutulması gerektiğini beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasından kaynaklanan rücuen tazminat davasında, dava konusu alacağın yargılama sırasında 7440 sayılı Kanun kapsamında davalı tarafından ödenmesi üzerine Mahkemece "karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm kurulduğunu, ancak yargılama gideri ve vekalet ücretinin Kurum üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Yerel Mahkeme ve bölge adliye mahkemesinin dayandığı 7440 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin, Kurumun davacı olduğu halleri değil, Kurum aleyhine açılan davalardan feragat edilmesi veya icra takibine konu alacakları kapsadığını vurgulamıştır. Kurumun davasından vazgeçmediğini ve davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğini ifade ederek; yapılandırma kapsamında ödenen alacaklar için Kurum lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş, istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.