Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19963 E. 2026/3928 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/19963
- Karar No
- 2026/3928
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1476 E., 2025/1085 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/169 E., 2025/307 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 04.01.1999 tarihinde İlçe Milli ... Müdürlüğüne bağlı .. Anadolu Lisesi'nde temizlik hizmetlerinde çalışmaya başlamasına rağmen, emeklilik başvurusu sırasında sigorta başlangıcının kurum kayıtlarında 01.07.2000 olarak gözüktüğünün öğrenildiğini, bu durumun düzeltilmesi için davalı Kuruma 10.03.2023 tarihinde yapılan başvuru neticesinde verilen cevapta, işe giriş bildirgesinin 01.10.1999 tarihi olarak Kuruma verilmekle beraber, bu döneme ait primlerin işveren tarafından ödenmemesi nedeniyle sigorta başlangıcı tarihinin 01.07.2000 tarihi olarak kabul edildiğinin bildirildiğini, ancak söz konusu durumun gerçek duruma aykırı olduğunu, okul aile birliği tutanağında, 22.06.1999 kaşe tarihi ve 1999 yılı Temmuz ayına ilişkin ödeme tutanağının, gerçek işe başlama tarihini kanıtladığını, prim eksikliği ve gecikmesi nedeniyle emeklilikte mağdur olduğunu, bordro kayıtlarına rastlanamadığı gerekçesiyle emekli olamayacağı yönündeki yanıtın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek sigorta başlangıç tarihinin 04.01.1999 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiği için usulden reddedilmesi gerektiğini, aksi takdirde davadaki taraf sıfatlarının yasa gereği fer'i müdahil olduğunu ve bu sıfatın değiştirilmesini talep ettiklerini, davacının 10 aylık sigortasız çalışma iddiasının ve 23 yılda sigorta bildiriminin yanlışlığını fark etmemesinin hayatın olağan akışına ve hukuki düzene aykırı olduğunu, davanın kötü niyetle ve erken emeklilik amacı güdülerek açıldığını, hukuki yarar yokluğu bulunduğunu, davacının iddialarını yazılı delille ispatlanması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 04.01.1999 tarihinde Milli ... Bakanlığına bağlı okulda fiilen çalışmaya başladığını, ancak işe giriş bildirgesinin 01.10.1999 tarihinde gecikmeli olarak verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunmuştur. Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca Kuruma verilmiş bir işe giriş bildirgesinin varlığı halinde, bu bildirgeden önceki çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini vurgulayan vekil; müvekkilinin çalışmasının kesintisiz olduğunu doğrulayan okul aile birliği karar tutanakları, ödeme belgeleri ve tarafsız öğretmen tanık beyanlarının Mahkemece yeterince değerlendirilmediğini ifade etmiştir. Hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle resen araştırma ilkesinin titizlikle uygulanması gerektiğini, ancak yerel Mahkemenin eksik inceleme ve tanık beyanlarını dar yorumlayarak hüküm kurduğunu, okul yönetiminin bildirimleri düzensiz yapmasının müvekkiline yüklenemeyeceğini ve anayasal sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıcının 04.01.1999 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.