Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13540 E. 2026/3259 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13540
Karar No
2026/3259
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1304 E., 2025/1073 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Silivri 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/703 E., 2022/812 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait, ..., ..., ... de bulunan çiftlikte 13.07.2013-19.06.2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, davalının müvekkilinin işe girişini Kuruma bildirmediğini ve sigorta primlerini yatırmadığını, müvekkilinin bu durumu işten çıkartıldıktan çok sonra öğrendiğini, asgari ücret ile çalıştırıldığını ileri sürerek müvekkilinin davalı yanında çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili adına hiçbir zaman çalışmadığını, davacının eşinin çalıştığı müvekkiline ait çiftlikte, kendi ikametinde ve kendi çocukları ve ailesi için çalışmış olabileceğini, müvekkilinin, davacının eşinin çalıştığı dönemde İstanbul'daki evinde kaldığını ve söz konusu çiftliğe ayda bir ya da iki haftada bir ziyarete geldiğini, davacının, çiftlikte eşi ile birlikte 4-8-10 yaşlarındaki çocuklarını büyütüp onların ihtiyacını giderdiklerini, davacının eşinin ceza gerektiren fiil sebebi ile işten çıkarken davacının da evi terk ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Feri müdahil Kurum vekili özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya ait çiftlikte15.10.2013-19.06.2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak dönem asgari ücreti üzerinden sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davalı vekili özetle; 1.İş mahkemesinin görevli olmadığını, 2.Dava konusu yerin mevcut ve fiili durumunu tespit etmek ve bu yönde bilirkişi ile yerinde inceleme yapmak gerektiğini, keşif delili olmaksızın hatalı sonuca ulaşıldığını, 3.Mahkemece çiftliğin çok büyük çiftlik olarak algılanmış olabileceğini ancak çiftliğin alanı 10 00... olup çoğunluğun çayır olduğunu, 1 inek ve süt verecek en fazla 15-20 koyun bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında bir iş ilişkisi olmadığını, olsa olsa davacının eşine yardım etmiş olabileceğini, sağılan sütün satıldığından müvekkilinin haberi olmadığını, bu nedenle davacının eşi hakkında şikayetçi olduğunu, 4.Davacının eşinin ceza soruşturması sonucu iş akdinin istifa suretiyle sona ermesi üzerine davacının da müvekkiline zarar vermek amaçlı, mevcut olmayan bir iş ilişkisi iddiası ile huzurdaki davayı açtığını, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2-Feri müdahil Kurum vekili özetle; 1.Davacının, çalışmasının gerçek ve fiili olduğunu Yargıtay içtihatlarında tarif edilen vasıflara uygun tanık beyanları ile ispatlayamadığını, 2.Dosyada dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu ve kararın bozulması gerektiğini ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 2. Eldeki davada, davacı 13.07.2013-19.06.2020 tarihleri arasında davalıya ait çiftlikte geçen hizmetlerinin tespitini talep etmiş; Mahkemece davacının 15.10.2013-19.06.2020 tarihleri arasında hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. 3.Dosyanın incelenmesinden, söz konusu çiftlikte villa ve müştemilatı ile bir kaç inek, elli altmış koyun ve keçi ve yüz tavuğun 1 dekar civarında bir alan içerisinde bulunduğu, bu hayvanlardan elde edilen süt ve yumurtaların davacının eşi tarafından satılarak elde edilen gelirden gerekli giderlerin sağlandığı, davacının eşi hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında davalının süt ve yumurtaların satıldığından haberi olmadığını ve bu durumdan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, davalının İstanbul'da yaşadığı, her hafta sonu kalmak üzere çiftliğe geldiğinde villanın temizlik işinin davacı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hayvan sayısı dikkate alınarak ve davacının çalışmasının bu hayvanların bakımında eşe yardım niteliğini aştığı belirtilerek kabul kararı verilmiş ise de bu hayvanların ekonomik olarak işletilmesi tamamen davacı ve eşine ait olup, davalının bu hayvanların sağ kalımı dışında herhangi bir gelir elde etmediği de ortadadır.Nitekim davacının eşi, soruşturma sırasında "Müştekiye ait çiftlikte 7 yıl boyunca bekçilik yaptım, eşim ile birlikte müştemilatta kalıp hayvanları, bahçe işleri, her türlü tadilat, temizlik bütün işleri yapardık, yapmadığımız iş yoktu, hatta bazı zamanlar eşim ve çocuklarım da bana yardım eder, onlar da işlere katılırlardı, müştekiye ait hayvanlardan elde edilen süt ve yumurtaların satışını yapardım, bundan müştekinin de haberi vardı, hatta müşteki ... Bey bana elde edilen paralar ile hayvanlara yem almamı ve hayvanlar için kullanmamı söyledi" şeklinde beyanda bulunmuştur. O hâlde, ailesiyle birlikte davalıya ait müştemilatta ikamet eden davacının bu çalışmalarının, özel hayatın idamesi ve eşe yardım niteliğinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. 4.Diğer taraftan, davalının her hafta sonu çiftliğe gelmesi öncesinde villanın temizlenmesi ile ilgili olarak, uyuşmazlığın çözümü için ev hizmetlerinde çalışanlar yönünden mevzuatın incelenmesi gerekmektedir. 506 sayılı ... Kanunu’nun mülga 3. maddesi sigortalı sayılmayanları düzenlemiş ve Kanunun 3. maddesinin I/D bendinde, ev hizmetlerinde çalışanların tamamı sigorta kapsamı dışında tutulmuştur. Başlangıçta ev hizmetlerinde sürekli veya süreksiz çalışanların tümü 506 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuş iken, 506 sayılı Kanun’un mülga 3. maddesinin 1/D bendinde 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar sosyal sigorta kapsamına dahil edilerek, sigortalı sayılmışlardır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı ... ve ... Kanununda ise sigortalı sayılmayanlar 6. maddede düzenlenmiş olup, 6.maddenin c bendine göre, “Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar ile ev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen, haftalık çalışma sürelerinin 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen sürelerden az olması nedeniyle, aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar” sigortalı sayılmamış iken 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin c bendi “Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir. Ancak, 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna "Ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı" başlıklı ek 9. madde ilave edilmiş ve bu düzenleme 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna parelel olarak 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 40. maddesiyle 5510 sayılı ... ve ... Kanunu’nun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6. maddesinin c bendinde yer alan “(ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” ibaresi “(Kanunun ek 9'uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik de 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise kanunda belirtilen oranda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenmesi gerekmektedir.Bu düzenleme 10 günden az çalışanları uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam dışı bırakmaktadır. (TBB Dergisi 2015 (120) A. Eda Manav) 5. Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.

6.Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde davacının ev hizmetlerindeki çalışmaları değerlendirilmek suretiyle varsa kısmi çalışmanın araştırılarak hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/13540, K. 2026/3259, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-13540-e-2026-3259-k-9b332d110c24