Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/18679 E. 2026/5062 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/18679
- Karar No
- 2026/5062
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/145 E., 2025/223 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu 18.06.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 01.01.2009 tarihi ile 25.09.2011 tarihleri arasında davalı şirkette .. ve .. arasındaki seralarda çalıştığını, davacının bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortasının yapıldığını ve sigorta primlerinin tam olarak ödendiğini bildiğini, davacının iş akdinin iş veren tarafından sona ermesinden sonra sigorta primlerinin tam olarak yatırılıp yatırılmadığını öğrenmek için E-SGM'den sorgulama yaptığını ve sigorta primlerinin yatırılmadığını öğrendiğini, bu durumun davacıyı maddi kayba uğrattığı gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olduğunu, davacının 01/01/2009-25/09/2011 tarihine kadar geçen süre arasında çalıştığının ve sigorta primlerinin tespitini, davalılar tarafından primlerin tamamlanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı ... Organik Tarım Ürünleri San. Tic. AŞ. vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının vekili olduğu ... A.Ş.'nin çalışanı olmadığını, davanın, davalı şirketin yerleşim yeri-faaliyet adresi olan ..'da açılması gerektiğini, vekili olduğu şirketin adresinin ".. Mah. .. İş Merkezi K. . .../.." olduğunu, bu nedenle davanın Gazipaşa Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesinde açılması gerekirken, kanuna aykırı olarak Serik Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesine açıldığını, işin görüldğü yer iddiasıyla Serik 'de dava açılamayacağını, nitekim davanın hizmet tespit davası olduğunu, davacının şirkette çalışıp çalışmadığı hususunun henüz tespit edilemediğini, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, vekili bulunduğu şirkete ait işyerinin tarım iş yeri olmasından dolayı sürekliliği olan bir iş yeri olmadığını, çünkü işin doğası gereği seracılık faaliyetlerinin 12 ay boyunca devamlı çalışmaya imkan verir nitelikte olmadığını, bilindiği üzere işin niteliği bakımından otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla süren işlere sürekli iş denildiğini, bu ayrımın objektif ölçüte göre belirlendiğini, işin niteliği gereği otuz iş günü içerisinde tamamlanabilecek ise süreksiz iş olarak değerlendirilmesini, tarım faaliyetlerinin ise süreklilik arz eden bir sektör olmayıp ürün toplama, ekim gibi işlemlerin kısa aralıklı çalışma dönemlerinde yapılan işlemler olduğunu, bu nedenle vekili bulunduğu şirket bünyesinde 26 kişinin sigortalı olarak çalıştığını, gerek duyulduğu takdirde mevsimlik işçi statüsünde çalışan personel istihdam edildiğini, yasal mevzuatlarda da yer aldığı gibi 51 işçinin altında çalıştırılan tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde veya işletmelerinde 4857 sayılı İş Kanun'un uygulanmayacak olduğunu, Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağını, bu durumda davanın iş mahkemesinde değil Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, vekili bulunduğu şirketin Tarım Bakanlığınca da tesçilinin yapıldığını, tarımsal alanda faaliyet gösteren bir firma olduğunu, örtü altı seracılık faaliyetiyle sebze yetiştiriciliği yapıldığını, domates yetiştirildiğini ve bitkinin durumuna göre geçici olarak tarım işçisi çalıştırıldığını beyan ederek, davacının davasının reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Fer'i müdahil vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu 01.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davada müvekkil Kurumun davalı olarak gösterildiğini, hizmet tespiti davalarında 11.09.2014 tarihinden itibaren ... fer'i müdahil sıfatı ile davada yer aldığını, o nedenle davalı değil Kurumun sıfatının feri müdahil olarak düzeltilmesini, davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu bu nedenle reddinin gerektiğini, şöyle ki Kurum kayıtlarının tetkikinde davacının tespitini istediği tarihler arası sigortalının hizmetine rastlanmadığını, 5510 sayılı Yasa'nın 4- a ve 92 maddelerinde açıkça belirlendiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, çalışmayı ortaya koyan belgelerin ise, işe giriş bildirgesi ile birlikte Kanun'un 86. maddesinde öngörülen ve sigortalının çalışma gün ve sayısını, kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri gibi Kuruma verilmesi zorunlu kanıtlarla ispatlanması gerektiğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Salık Sigortası Kanunu'nun 86/8 fıkrasında aylık prim ve hizmet belgesinin işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalı çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirse bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları, prim ödeme gün sayıları ile dikkate alınacağı hükmünün yer aldığını, ayrıca Kurum kayıtlarının aksinin de eşdeğer nitelikte somut ve inandırıcı yazılı belgelerle ortaya konulması gerektiğini beyan ederek, davacının davasının reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 17.03.2016 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 22.01.2018 tarihli ilamla ,"...Somut olayda,davalı işyerinin ... sicil numarası ile kanun kapsamına alınarak 5510 sayılı yasa kapsamında Kuruma sigortalı bildirimde bulunduğu ,davacının davalı iş yerindeki çalışmasının sürekli olduğunu ve kesintisiz çalıştığını iddia ettiği , mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği görülmektedir. Davacının ayda 30 gün üzerinden çalışıp çalışmadığı,çalışmanın sürekli olup olmadığı konusunda araştırma yapılarak sonucuna göre 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile davacının 4857 sayılı İş Kanunu 4/b hükmüne göre sigortalı sayılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, ... sicil numaralı davalı işyerinin uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordrolarını getirtmek, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, emniyet ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği,davacının iş yerindeki görevi ,çalışma süresi,ayda kaç gün çalıştığı ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde beyanlarını almak,işyerinde uyuşmazlık konusu dönemde Kurumca yapılan denetim olup olmadığını araştırmak, denetim raporu ve diğer belgeleri istemek, delilleri değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesi 28.12.2021 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 22.05.2022 tarihli ilamla ''Davalı işverene ait işyerinde 01.01.20 09... .09.2011 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi olup, anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Mahkemece, bozma ilama uyulmasına karşın, bozma gereklerinin yerine getirilmediği ve yapılan araştırmanın eksik olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple , davacı, işverene ait birden fazla sera olduğunu iddia ettiğinden, davacıya hangi seralarda çalıştığı açıklattırılmalı, Kurumdan davalı adına tescilli tüm işyeri dosyaları ile bu işyerlerine ait dönem bordroları getirtilmeli, dönem bordrolarında uyuşmazlık konusu dönemde kayıtlı tanıklar resen belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının Kurum müfettişine verdiği 21.05.2015 tarihli ifadesinde birlikte çalıştığını beyan ettiği kişiler tespit edilerek dinlenmeli, tanık beyanları arasındaki çelişki giderilerek toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının davalıya ait iş yerinde 28.05.2009 - 06.02.2010 tarihleri arasında toplam (8 ay 8 gün) 248 gün dönemin asgari ücreti üzerinden çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı .... Ürn. San. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespiti talebinin 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Mahkemece çalışma yapıldığı kabul edilen yaz döneminde seraların boş olması sebebiyle sürekli çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin tarımsal nitelikteki iş yerinde 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi uyarınca geçici işçilerin sigortalı sayılmayacağına dair kesinleşmiş yargı kararı bulunduğunu, tanık beyanlarının da bu hususu doğruladığını ve davanın kısmen reddine rağmen yargılama gideri ile vekalet ücretine ilişkin hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (...) Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespiti talebinin 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürüldüğünü, işe giriş bildirgesindeki imzaya yönelik bilirkişi raporunun kesin bir sonuç içermediğini ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davaya konu dönemlere ilişkin dört aylık sigorta primleri bordrolarının Kuruma verilmediğini ve yerel mahkemece gerekli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.01.2009-25.09.2011 tarihleri arasında davalı yanında 4/a sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.