Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11275 E. 2026/5233 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11275
- Karar No
- 2026/5233
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1431 E., 2025/631 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/242 E., 2020/170 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... ... Taş. Ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; 15.12.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle 409.893,87 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarih ve 2013/242 Esas, 2020/170 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarih, 2020/1943 Esas, 2020/2604 Karar sayılı kararı ile davalı ...'in istinaf başvurusu yönünden süre aşımı nedeniyle istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı şirketin istinafa başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı şirketin maddi tazminat sorumluluğu 397.395,32 TL ile sınırlı olmak üzere 409.893,87 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 14.12.2021 tarih ve 2021/6045 Esas, 2021/15997 Karar sayılı kararı ile davalı ...'in istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle usulden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına, davalı şirketin temyiz istemleri yönünden ise somut olayda kusurun aidiyeti ve oranları yönünden gerekli irdemelerin yapıldığından bahsedilebilmesinin mümkün olmadığı, davalılar ile dava dışı ... arasında asıl/alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığının irdelenmesi, Kurum tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyasının da celp edilmesinden sonra mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten rapor alınmak suretiyle kusur oran ve aidiyetlerinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda alınacak bu yeni hesap raporunda bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi, davacının kanun yollarına başvurmadığı, davalı ... yönünden ise kararın kesinleşmiş olduğu ve bu nedenlerle davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince tarihli bozma ilamına uyulduktan sonra yeni kusur raporu alındığı, 23.10.2022 tarihli bu kusur raporunda davacının %20, davalı işveren ...'in %20, davalı ... Şirketi ile bu şirketin yükleme işlerinde işçileriyle hizmet veren dava dışı alt işveren ...'ın %60 oranında kusurlu olduklarının, dava dışı ...'a verilen bu %60 oranındaki kusurun içindeki %30'luk kısmın davalı ... Şirketine, geri kalan %30'unun ise dava dışı alt işveren ...'ın kendisine ait olacağının bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ikinci kararının gerekçesinde taraf tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davalı ... ... Taşımacılık ve ... Anonim Şirketinin kargo dağıtım ve toplama işini yaptığı, yapılan bu iş kapsamında nakliye işinde sigortalı işçi çalıştırmadığı, nakliye işinin değişik taşeron firmalara verildiği, taşeron firmaların kendi kamyon ve işçileriyle bu nakliye işini üstlendikleri, anılan nakliye işinin bir kısmının bu kapsamda adı geçen davalı şirket tarafından dava dışı ... ...'a verildiği, dava dışı ... ...'ın ise yüklendiği bu işi davalı ...'ın işlettiği kamyon ve işçilerle yerine getirdiğinin sabit olduğu, olay günü davalı ... ...'a ait işyerinde kamyona forklift ile çuval yüklemesi yapıldığı sırada yükleme yapılan kamyondan çuvalın davacının üzerine düşmesi suretiyle iş kazasının meydana geldiği, bu kapsamda davalı ... ... Şirketi ile dava dışı ... ... ve davalı ... arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesi gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunun açık olduğu, bu nedenle davalı şirket vekilinin husumet itirazının yerinde görülmediği, davalı şirketin maddi tazminat sorumluluğunun 397.395,32 TL ile sınırlı olduğu kabul edilerek 409.893,87 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ikinci kararına karşı davalı şirket vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 23.01.2024 tarih, 2023/12528 Esas, 2024/472 Karar sayılı kararıyla, somut olayda, davalıların kendi aralarındaki ve davalılar ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkilerin dayanaklarıyla birlikte isabetli şekilde nitelendirilmemesi nedeniyle kusurun aidiyeti ve oranlarının sağlıklı biçimde belirlenemediği, dosya kapsamına sonradan kazandırılan davalı şirket ile dava dışı ... arasındaki sözleşmenin içeriğinin yeterince değerlendirilmediği, sözleşme kapsamında bulunmayan yükleme işinin dava dışı ... işçileri tarafından hangi sebeple yapıldığının araştırılmadığı, davalı şirketin bu iş kapsamında sigortalı işçi çalıştırıp çalıştırmadığının, davalı şirket ile davalı ... arasındaki taşıma işlerinin sürekli nitelik taşıyıp taşımadığının ve taşıma faaliyetinin hangi hukuki ilişkiye dayandığının açıklığa kavuşturulmadığı, taraflar ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin açık ve net şekilde belirlenmesinden sonra kusurun oran ve aidiyetini de içeren denetime elverişli bir kusur raporu alınması gerektiği, yeniden hesap raporu alınmasının gerekli görülmesi hâlinde hükme esas 31.01.2020 tarihli hesap raporunda yer alan bilinen ve bilinmeyen dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin korunması gerektiği, ayrıca davacının kanun yoluna başvurmadığı ve davalı ... yönünden hükmün kesinleştiği gözetilerek davalı şirket lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın dikkate alınması suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 15.04.2025 tarihli son kararla davalı ... ..ın işin yürütümünde kendi sigortalı işçilerinin istihdam edildiği, davalı ...'a verilen işin asıl işin kendisi olup yardımcı işlerden olmadığı gibi teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş de olmadığı, davalı ...'ın davacı işçiyi yalnızca davalı ... ...'ın işi için görevlendirmediği, başka firmaların nakliye işini de yaptığı, davalı ...'ın yaptığı iş, asıl işe bağımlı olsa da işin devamı süresince devam eden bir iş olmayıp davalı ... ...'ın ihtiyaç duyması halinde yapılan bir iş olduğu, bu kapsamda, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulma şartlarının oluşmadığı, davalı ...'ın bağımsız işveren olduğu, bu kapsamda davacının, hizmet akdine dayalı olarak davalı ...'in işçisi olarak çalıştığı, bununla birlikte, davalı ... ..ın işin yürütümünde kendi sigortalı işçilerinin istihdam edildiği, dava dışı ...'a verilen işin, asıl işin kendisi olmayıp yardımcı işlerden olduğu gözetildiğinde davalı ... ... ile dava dışı ... arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, iş kazasının meydana gelişinde davacının %20, davalı işveren ... ...'ın %20, üçüncü kişi konumunda olan davalı ... ... Taşımacılık ve Tic.Aş'nin %20, üçüncü kişi konumunda olan ...'ın %40 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davalı ... ... şirketinin sorumluluğu 397.395,32 TL ile sınırlı olmak kaydıyla davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, yetki ve husumet itirazlarının gereği gibi incelenmeyerek haksız şekilde reddedildiğini, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmayıp ... tarafından temin edilen kamyonun şoförü olduğunu, yüklenmiş malzemelerden birinin belirlenemeyen bir nedenle kamyon üzerinden düşmesi sonucu yaralanan davacının yükleme alanında bulunmaması gerektiğini, şoförlerin peronlara girmelerinin ve burada beklemelerinin yasak olduğunu, bu hususta sürekli uyarılmalarına rağmen davacının neden olay yerinde bulunduğunun açıklanamadığını, meydana gelen kaza ile davacının yaptığı iş arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru ve hukuki sorumluluğunun olmadığını, olayın kaçınılmaz ve önlenemez nitelikte gerçekleştiğini, davacının işvereni olan diğer davalı ...’ın iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini vermediğinin tespit edildiğini, buna rağmen bu davalıya verilen kusurun az olduğunu, ayrıca diğer davalının malvarlığını elden çıkarması nedeniyle onun sorumluluğunun fiilen müvekkiline yükletildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının tüm maddi zararlarının ... tarafından karşılandığını ve bu kapsamda ... tarafından rücu davası açıldığını, davacının kazadan sonra tedavisinin tamamlanmasının ardından yeniden çalışmaya başladığının tanık beyanları ve ... kayıtları ile sabit olduğunu, hesaplama, kusur ve maluliyet tespitlerinin tamamına itiraz ettiklerini, ... maluliyet tespiti ile bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmamasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararda müvekkiline yüklenen kusur oranını artırarak aleyhine daha ağır bir sonuç doğurduğunu ve buna rağmen yeniden hesap raporu alınmasına gerek görülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davanın esasen davacının kendi işverenine yöneltilmesi gerekirken haksız şekilde müvekkiline açıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme Gerekçe a. Davalı şirket vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 409.893,87 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalı ... ... şirketinin sorumluluğu 397.395,32 TL ile sınırlı olmak kaydıyla davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı şirket vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı şirket vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı şirket vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davalı şirket vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları açısından yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı şirkete yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.