Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/64 E. 2026/4648 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/64
- Karar No
- 2026/4648
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1529 E., 2024/2731 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/589 E., 2023/32 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 79 06... parsel sayılı 225,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine "7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu, bu parsel üzerinde ki yapı ve arsanın beş yılı aşkın süredir ... ve ... kullanımında olduğu" şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalının kardeş olduklarını, dava konusu taşınmazın arsasını birlikte satın aldıklarını ancak üzerindeki tek katlı betonarme yapının sadece müvekkili tarafından yaptırıldığını, yapıda müvekkilinin oğullarının ikamet ettiğini ileri sürerek, yapı yönünden sadece müvekkili adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmaz üzerindeki yapının kardeşlerce birlikte yaptırıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... Belediye Başkanlığı cevap dilekçesinde; davanın kendileri yönünden öncelikle husumet yokluğundan usulden ve yapılan işlemeler Kadastro Müdürlüğünce yürütüldüğünden davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamına göre; dava İstanbul, ... ilçesi ... Mahallesi 79 06... parsel sayılı taşınmazın 7143 sayılı kanunun geçici 1. maddesi kapsamında yapılan kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir. Kadastro çalışması sırasında dava konusu 79 06... parsel arsa niteliği ile 225,07 metrekare yüzölçümlü olarak ... adına tespit edilmiş beyanlar hanesine taşınmazın 7143 sayılı kanunun geçici 1. maddesi hükümlerine tabi tutulduğuna, parsel üstündeki 1 katlı betonarme yapı ve arsasının 5 yılı aşkın süreden beri ... ve ...'in kullanımında olduğuna dair şerh verilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davaya konu taşınmazın davalı ile ortak olarak devralındığını, ancak üzerindeki yapıyı davacının yaptığını ve yapının davacıya ait olduğunu iddia etmiş, hem taşınmazın hem de üstündeki binanın sadece davacının kullanımında olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.2016 tarihinde kesinleşen 2014/448 E.-2016/185 K. sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının ... olduğu, 1336 parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı 12/37 20... /3720'sinin iptaliyle davacı ... adına tesciline karar verildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek 14.01.2021 tarihinde kesinleşen 2014/399 Esas, 2017/77 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının ... ve ... olduğu, davacının davalıların dava konusu taşınmazda haksız şagil oldukları iddiasıyla el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep ettiği, yapılan yargılama sonucunda, davalıların babaları ...'in dava konusu taşınmazda 6/3720 payı bulunup davalıların babalarının bu mülkiyet hakkına dayanarak taşınmazı kullandıkları, haksız şagil olarak kabul edilemeyecekleri gerekçesiyle el atmanın önlenmesi talebinin reddine, ayrıca ecrimisil talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür. 1336 parsel dava konusu taşınmazın kök parseli olup Asliye Hukuk Mahkemesi dosyalarında dava konusu edilen yerin 79 06... parsel numarası verilerek kullanım kadastrosuna tabi tutulduğu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının tespit ve dava tarihi itibarıyla derdest olduğu, yargılama sürerken kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu davanın mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesine istemine ilişkin olduğu ve payından az yer kullandığını iddia eden paydaşın sorununu el atmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerektiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 10.10.2017 tarihli ilamında ifade edilmiştir. Ancak sonrasında 1336 parsel üzerindeki paylar 7143 sayılı Kanun gereğince ... Belediyesine intikal etmiş bulunmaktadır. Mahkememizde görülen dava kullanım kadastrosuna itiraz davası olup deliller bu çerçevede değerlendirilmiştir. Mahkememiz dosyasından ve Asliye Hukuk Mahkemesi dosyalarından toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; 26.11.1996 tarihli satış senedine göre taraflar ... ve ... kardeşlerin eski ... Mahallesi, ... Sokak üzerinde bulunan 250 metrekare arsa satın aldıkları, emlak vergisi kayıtlarına göre satın alınan yerle ilgili beyannamelerin de ortak olarak düzenlendiğini, birlikte satın alınan yerin dava konusu 79 06... parsele tekabül ettiği, taraflar arasında yapılan 16.02.2007 tarihli adi yazılı sözleşmede taşınmazın payının bedelinin taraflarca birlikte ödenip birlikte satın alındığı, inşaat temelinin birlikte atıldığı, ...'in 1/2 payı ...'e devredeceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Mahkememizce icra edilen keşifte dava konusu taşınmazın üzerinde ... sokak no:6 kapı numaralı tek katlı bina bulunduğu, binanın iki ayrı bağımsız bölümden müteşekkil olduğu, bağımsız bölüm girişlerinin ayrı olduğu görülmüş, keşifte dinlenilen tanıklar çoğunlukla tarafların taşınmazı arsa olarak birlikte satın aldıklarını, binanın temel ve kolonlarını birlikte yaptıklarını, kalan kısmını ise ...'in tamamladığını, binayı ...'in çocuklarının kullandığını söylemişlerdir. Asliye Hukuk Mahkemesinde icra edilen keşiflerde alının tanık ifadelerinde de benzer beyanlarda bulunulmuştur. Buna göre tarafların taşınmazı birlikte satın aldıkları, bu hususun davacının da kabulünde olduğu, üzerindeki binanın temelini birlikte attıkları, zemini ve kolonları beraber yaptıkları, ancak yapıyı ...'in tamamlayıp onun tarafından muhdesat haline getirildiği, 2010 yılında ... adına abonelik sözleşmeleri tesis edildiği, binayı tespit tarihinde ve öncesinde ...'in çocuklarının kullandığı, davalının bina üzerinde fiili bir kullanımı bulunmadığı kanaatine varılmakla davacının davası nizalı parselde yer alan binaya yönelik olarak kısmen kabul edilmiş, binanın ...'e ait olduğunun beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verilmiştir. Ancak arsayı taraflar birlikte satın aldıklarından dava konusu parsel üzerinde her iki taraf lehine kullanıcı şerhi verilmesine dair karar verilmiş, arsaya ilişkin talebin reddedilmesi sebebiyle yargılama giderlerinden de davacı ... ve davalı ... yarı oranda sorumlu tutularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 79 06... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine yazılan kullanıcı şerhinin iptaliyle yerine beyanlar hanesine "Taşınmaz 1996 yılından beri ..., ... kullanımındadır. Taşınmaz üstündeki 1 katlı betonarme yapı ...'e aittir" şeklinde kullanıcı şerhi verilmesine, taşınmazın yukarıda yapılan düzeltme ve diğer hususlarda kadastro tutanağında yazılı kayıtlarıyla tespit gibi ... adına tapuya tesciline ve fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyanın yapılan incelemesinde, dava konusu taşınmazın davacı ... ve davalı ... tarafından birlikte satın alındığı ve üzerindeki binanın temelinin birlikte atıldığı, ancak daha sonra binanın diğer kısımlarının davacı tarafça tamamlanarak davacı tarafından kullanılmaya başlandığı, yaklaşık 2010 yılından beri taşınmazda davacı ve çocuklarının ikamet ettiği, dosya arasında delil olarak yer alan İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/399 Esas sayılı dosyasına ait dava dilekçesinde de 2009 yılı Nisan ayında dava tarihine kadar taşınmazın davalı ...'in çocukları ... ve ...'in kullanımında olduğunun belirtildiği, 7143 sayılı Kanuna göre kadastro tespit tarihine kadar taşınmaz üzerindeki binanın davacının kullanımında olduğunun dinlenen tüm tanık ve taraf beyanlarından anlaşıldığı, bu nedenle mahkemece taşınmaz üzerindeki binanın davacının kullanımında olduğuna yönelik kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ... vekilinin dava dilekçesindeki talebinin taşınmaz üzerindeki yapının zilyetliğine ilişkin olduğu ve mahkemece bu talep hakkında karar verildiği, taşınmaz üzerinde yer alan arsanın kullanımına yönelik açılmış bir dava olmadığı, arsanın davacı ve davalı tarafından birlikte satın alındığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmaz üzerindeki yapının toplam 204 m² alana sahip olduğunu, bu alanın, zeminin üzerindeki yapının malikine ait olacağı, taşınmazın tamamının 225 m² olduğu göz önünde bulundurularak kalan kısmın da davacının kullanımında bulunduğu, bu nedenle davanın tümden kabulüyle taşınmazın ve üzerindeki binanın davacının kullanımında olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ve üzerindeki yapının kardeşler tarafından birlikte alınıp yapıldığını, taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/448 Esas sayılı ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/399 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık beyanlarının bu yönde olduğunu, müvekkili tarafından taşınmaza ait emlak ve bina vergilerinin bir çoğunun ödendiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 7143 Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ve davalı ...'den ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.