Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6890 E. 2024/9667 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6890
- Karar No
- 2024/9667
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/775 E., 2024/604 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2022/16 K.
Taraflar arasındaki davacının yaralanmasına neden olan olayın iş kazası olduğunun ve sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... ve İnşaat A.Ş. tarafından yürütülen yapı işinin bir kısmını üstlenen davalı ... Beton - ... bünyesinde 2013 yılı sonlarına doğru inşaat işçisi olarak çalışmaya başladığı, 03.02.2014 tarihinde temel güçlendirme çalışmaları kapsamında villa duvarlarını matkap ile delerek epoksi denilen kimyasal yapıştırıcı maddeyi tüpten deliklere sıktıktan sonra demir yerleştirerek güçlendirme işlemlerini yaptığı sırada tüpteki sıkışma nedeniyle kimyasal akıntısı sona erince sorunu çözmek amacıyla tüpün ucuna bakarken tüpteki kimyasal maddenin sağ gözüne kaçtığı, kaza sonrası davacının sağ gözünde çok ciddi kayıp oluştuğu ve birçok kez ameliyat olduğu, söz konusu kaza nedeniyle davacının davalı Kuruma başvurduğu ancak Ümraniye SGM'nin 22.06.2015 tarihli yazısıyla talebinin reddedildiği, ancak bizzat Beton tarafından 06.02.2014 tarihinde Kuruma verilen kaşeli ve imzalı iş kazası bildirim bildirgesinde kaza tarihinin 04.02.2014 olarak açıkça belirtildiği, davacının kaza tarihi öncesinde sigorta bildirimlerinin yapılmadığı, kaza olayından sonra sigorta bildirimlerinin yapıldığı iddiasıyla 03.02.2014 tarihinde meydana gelen ve davacının beden bütünlüğünün bozulmasına neden olan olayın 5510 sayılı Kanun'un 13/a.b maddesi kapsamında iş kazası olduğunun ve davacının iş göremezlik derecesine göre ve yasal mevzuat dahilinde yapılması gereken geçici iş göremezlik ödeneğinin verilmesi ve akabinde sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının dava dilekçesinde bahsi geçen Beykoz adresindeki villa tadilat işlerini hiçbir şekilde üstlenmediği, davalının orada yüklenici firma olduğuna dair ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacının davalı nezdinde dava konusu olaydan önce bir süre çalıştığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı, davalının yalnızca dava dışı ... İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin alt yüklenicisi olarak... Konakları kuyu temel çalışması hizmetini verdiği, bu çalışmanın 05.09.2013 tarihinde başladığı ve 31.10.2013 tarihinde tamamlandığı, dava dışı ... İnşaat'a KDV dahil 48.500 TL bedelli fatura tanzim edildiği ve ... İnşaat tarafından hizmet bedelinin ödendiği, davalının olayla ilgisinin bundan ibaret olduğu, davalının kardeşi ... ... 'nun da dava konusu işyerinde dava dışı ... ve İnşaat A.Ş. bünyesinde davacı ile birlikte mesai arkadaşı olarak sigortasız ve kayıt dışı olarak çalıştırıldığı, hangi çalışanın ne kadar çalıştığı ve ne miktarda yevmiye dağıtılacağının ... Yapı tarafından ... ... 'na mail atıldığı, olaya sebebiyet veren cihazın davacı tarafından görevi dışında ağır ihmal ile yanlış kullanıldığı ve dava konusu olayın meydana geldiği, dava konusu olaya sebebiyet veren iş aletinin ... tarafından işin görülmesi maksatlı temin edildiği, olay sonrası ... ... ve diğer ... çalışanları tarafından derhal hastaneye kaldırılan davacı hakkında gerekli ilk tıbbi müdahalelerin yapıldığı, ... bünyesinde kayıt dışı çalıştırıldıklarından ötürü davacının davalının kardeşi ... ... 'na gelerek davalıya ait firmadan 1 aylık sigorta bildiriminin yapılmasını istediği, böylece 3 ay boyunca sağlık hizmetlerinden yararlanabileceğini belirttiği, davalının insaniyet namına bu teklifi kabul ettiği ve davacının davalı nezdinde 04.02.2014 - 05.03.2014 tarihleri arasında 1 ay sigortalı gösterildiği, bu durumun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca re'sen öğrenilerek davalı hakkında fiili olarak çalışmayan birini çalışıyor gösterdiği gerekçesiyle denetim yapıldığı ve idari para cezası kesildiği, davacının ilk tıbbi müdahalenin yapıldığı ... Hastanesi'ne olayın iş kazası olmadığı, kendi ağır kusuruyla meydana geldiğini beyan ettiği, davacının İstanbul Tıp Fakültesi Hastenesi'ne sevkine karar verildiği halde 48 saatten daha fazla bir süre sonra sevk hastanesine gittiği, bu kapsamda da ihmali bulunduğu, yine ... Hastanesi'nde düzenlenen ameliyat faturalarından da görüleceği üzere kaza sonrası ... tarafından davacının maddi anlamda sahiplenildiği, davacının ameliyat masraflarının ... tarafından karşılandığı, bu durumun davacının ... nezdinde çalıştığının bir göstergesi olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçekleştiği iddia edilen olayın hizmet akdinin ifası sırasında gerçekleştiği ve olayın iş kazası olduğuna ilişkin davacı tarafından sunulmuş yeterli ve somut bir delil bulunmadığı, davacının kaza geçirip geçirmediğinin kaza geçirmiş olsa dahi bu kazanın hizmet ilişkisi nedeniyle mi geçirdiği, kazanı ne şekilde, ne zaman ve nerede gerçekleştiğinin ispata muhtaç olduğu, davacı iddialarının bir dayanağının bulunmadığı, davacının geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik ödeneği talebinin de reddinin gerektiği, zira davacının iş kazası geçirmiş olduğunun kabul edilmesi halinde dahi kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının, tedavi süresinin ne kadar olduğunun usulünce tespit edilmediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; dosyada birbiriyle çelişkili birçok ifade olmakla birlikte, tüm ifadelerde kazanın meydana geliş şekline ve yerine ilişkin olarak benzer beyanların bulunduğu, buna göre davacının yaşamış olduğu kazanın ... ünvanlı işverenlikçe çalışmaların yürütüldüğü ...'daki inşaat alanında bir işverene bağlı olarak iş yaptığı sırada sızdırmazlığı sağlamak için veya güçlendirme yapmak amacıyla kullanılan epoksi tabancasının sıkışması üzerine tabancayı kontrol ederken epoksi kimyasalının sağ gözüne temas etmesi sonucu gerçekleştiği, davacının her ne kadar işyerinde işin yürütümünde görev almış işverenlikler (..., ... İnşaat, ...) tarafından sigortalanmadığı, davalı ve davalının kardeşi ... ... 'nun kazalı davacının kendi çalışanları olmadığı yönünde beyanda bulunsa da, davacının kendi yönetimi altında bir iş yapmadığı, ... ... ve ... yönetiminde ve kontrolünde işini yaptığı, ... bünyesinde bordrolu çalışan ... ... 'ndan ücretini aldığı belirtilmiş olmakla bu kapsamda işçi-işveren ilişkisinin kimle kurulmuş olduğunun belirlenmesi önem arz ettiği, eldeki ifade ve kayıtlardan, ... ünvanlı işverenliğin iş mahiyetinin mühendislik hizmetleri olduğu, iş kolu kodunun bina projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri olduğu dikkate alındığında, ...'nin asıl işveren sıfatıyla saha gözetim ve kontrol işini inşaat mühendisi olarak görevlendirdiği ... vasıtasıyla yaptığı, davacının işyerinde bir işverene bağlı olarak iş yaptığı sırada kazanın gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla birlikte davalı ve diğer işverenlikler (... İnşaat ve ...) arasında kurulmuş iş ilişkisine ilişkin bir kaydın bulunmadığı, kazaya sebebiyet veren epoksi kimyasalının özellikle güçlendirme, geçirgenliği önleme ve sızdırmazlığı sağlama amacıyla kullanılan bir polimerik malzeme olduğu göz önüne alındığında, davacı ifadesinde belirtilen temel güçlendirme işi sürecinde kazanın gerçekleşmiş olduğu ve bu işin dosyada bulunan ... ile ... İnşaat arasında imzalanmış sözleşmede tanımlanmış işler arasında olduğu, diğer yandan ... İnşaat ile ... ve ... ile ... arasındaki iş ilişkisinin belirlenmesine ilişkin bir sözleşmenin mevcut olmadığı, eldeki ifade ve kayıtlardan ise ...'nin asıl işveren sıfatıyla saha gözetim ve kontrol işini yaptığı, ... unvanlı işverenliğin ... inşaat ile birlikte veya ayrı olarak taşeron (alt işveren) sıfatıyla işyerindeki birtakım inşaat işlerini yapmış olduğu, ... unvanlı işverenlik altında ise yönetici sıfatıyla işverenin kardeşi olan ... ... 'nun işleri yürüttüğü, işin yapıldığı süreçte ... ... 'nun ...'nun bordrolu çalışanı olduğu, ...'ın ve diğer çalışanların ... ... 'ndan ücretini aldığı ve amir olarak bu kişiden emir aldıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde ...'ın ... çalışanı olduğu ve davacının olay tarihinde uğradığı kazanın iş kazası olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 03.02.2014 tarihinde geçirdiği kazanın davalı işyerinde işin yürütümü sırasında meydana geldiğinden 5510 sayılı Kanun'un 13/a, b kapsamında iş kazası olduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yasal mevzuat dahilinde işlem tesis edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ikinci bir tanık listesi veremeyeceğine dair kanun hükmüne rağmen yerel mahkemede ikinci listede yer alan tanığın beyanlarının yer almasının kararın hukuka aykırılık teşkil etmesine sebep olduğu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında dosya içerisinde yer alan delillerin hiç dosyaya girmemiş gibi ifadeler kullandığı, yerel mahkemenin ispata gerek duymadan, davacının beyanlarının doğru kabul ederek gerekçeli kararını oluşturmasının taraflarınca anlaşılamadığı, davalı ile ... İnşaat arasında yer alan sözleşmenin dosya içerisinde mevcut olduğu, dava konusu iş kazasının 03.02.2014 tarihinde gerçekleştiği, davalının iş kazası olduğu tarihte dava konusu iş yerinde işveren sıfatıyla herhangi bir çalışması bulunmadığı ve herhangi bir işçisinin orada faaliyet göstermediği, yerel mahkemenin davacının iş kazası nedeniyle oluşan tedavi masraflarının ... Yapı şirketi tarafından karşılanması hususunu hiç dikkate almadığı, davacının çalıştığı malzemelerin koruyucu önlem malzemelerinin ... Yapı şirketi tarafından sağlandığı, davacı ve diğer işçilerin işçilik ücretlerinin ... yapı şirketi tarafından karşılandığı, davacıya ve diğer işçilere iş emirleri ... Yapı şirketi çalışanı ... tarafından verildiği, ... ile ... Yapı Şirketi arasında doğrudan kurulmuş bir iş sözleşmesi veya herhangi bir fatura mevcut olmadığı, ... ... 'nun ... adına tahsilat alma yetkisine sahip olmadığı, davalının alt işveren sıfatıyla kaza konusu işin yapımı sırasında faaliyet yürüttüğünün ispatlanamadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile diğer davalı arasında geçerli bir hizmet akdinin bulunup bulunmadığının belirli olmadığı, davacı ile diğer davalı arasında iddia edilen kaza tarihi itibariyle iş akdi bulunmadığı gibi kesinleşen bir hizmet tespit kararı bulunmadığı, davacının uğradığı kaza ile iş yerinde yapılan iş arasında illiyet bağı bulunmadığı, davacının geçirmiş olduğu iddia edilen kazanın iş yerinde yürütülmekte olan iş nedeni ile gerçekleşmediği, bu yönde yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığı, bu nedenle salt tanık anlatımlarına dayalı olarak yargılamanın yapılması ve hüküm kurulmasının yerinde olmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından 06.02.2014 tarihinde Kuruma iş kazası bildiriminin ayrıca hizmet bildiriminin yapıldığı, davacının asıl işveren ... ve İnşaat A.Ş. tarafından taşeron sözleşmesiyle verilen iş kapsamında kuyu temel- kuyu perde uygulamasına ilişkin işin yapımı sırasında davalı taşerona ait işyerinde çalıştığı sırada 03.02.2014 tarihinde tabancadan epoksi malzemenin sağ gözüne sıçraması sonucu yaralanarak iş kazasının meydana geldiği, iş kazasının işin yürütümü kapsamında ve işyerinde olduğu, dosyadaki bilgi ve belgeler ve tanık beyanlarından davacı kazalı işçinin davalı işverenin işçisi olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında davalıya karşı iş kazası niteliğinde olacağı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuşlardır. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yaralanmasına neden olan ve 03.02.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunu ve sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Mahkemeler, iddia ve savunma çerçevesinde tespit ettikleri maddi vakıaları, söz konusu maddi vakıaların hukuki niteliğini, uygulanan hukuk kurallarını, bunun nedenlerini ve hüküm fıkrasıyla bağlantısını gerekçeyle açıklarlar. Böylece tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri, mahkeme kararlarının denetlenebilmesi ve toplumun da yargı kararlarının sebeplerini öğrenmesi sağlanır. 2.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ise de gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Ancak Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılacağı hükmü konulmuştur. Bu sayede Mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarının sağlanması amaçlamaktadır. 3.Mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da verilen karar ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, hiçbir şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde çok açık gösterilmesi gereklidir. Aksi takdirde ilamın icrası sırasında güçlüklerle karşılaşılabileceği gibi ilamın hiç icra edilememesi de söz konusu olabilir. 4.Davacı, davalılardan işverene ait iş yerinde 03.02.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti ile iş göremezlik derecesi nazara alınarak sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde; davacının, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasına ilişkin talebi hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmeyerek sadece davacının, 03.02.2014 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve Kurum tarafından "mevzuat dahilinde işlem tesis edilmesi gerektiğinin tespitine" şeklinde hüküm kurulmuştur. Dolayısıyla taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar infazı kabil ve şüphe veya tereddüte neden olmayacak şekilde gösterilmemiştir.
5.Öte yandan; 5510 sayılı Kanun'un 16, 18 ve 19. maddeleri uyarınca iş kazası veya meslek hastalığı halinde sigortalıya çalışma gücünü yeniden kazanması ve eski sağlığına kavuşabilmesi için hekime muayene, tıbbi malzeme ve ilaç harcamalarından oluşan sağlık yardımları yapılmakta, çalışamadığı sürede yoksun kaldığı gelir kayıplarını telafi etmek amacıyla istirahat raporu aldığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneği ödenmektedir. Ayrıca iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sigortalıda oluşan özür veya hastalık nedeniyle meslekte kazanma gücünün en az %10 azalması durumunda sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır. 6.5510 sayılı Kanun'un anılan 19. maddesine göre, "...İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. " Hastanelerin sağlık raporları arasında çelişki bulunması durumunda, bu çelişkinin, 5510 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde belirtilen prosedüre uyularak, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla giderilmesi gereklidir. Ancak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan verilecek rapor ile Adlî Tıp Kurumundan alınacak rapor arasında çelişki mevcut olması halinde; Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/10-390 Esas ve 2010/448 Karar sayılı ilamında benimsendiği üzere; 2659 sayılı Adli Tıp Kanununun Adli Tıp Genel Kurulunun Görevleri başlıklı 15 inci maddesinin “f” fıkrası; “Adli Tıp Genel Kurulu, …Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar.” hükmü uyarınca Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor alınmalıdır. 7.İlk Derece Mahkemesince, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek davacının sürekli iş göremezlik oranı ve bağlı olarak gelir bağlama koşullarını taşıyıp taşımadığı anılan prosedür çerçevesinde belirlenerek gelir bağlanmasına ilişkin davacı talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.