Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3514 E. 2024/11813 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3514
Karar No
2024/11813
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1479 E., 2022/2646 K. FİLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/542 E., 2021/15 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı ...Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Hazır Beton Yapı Elemanları İnş.Taah.San.Tic.Ltd.Şti.ne ait... plaka sayılı beton mikser kamyonunun frenlerinin patlaması ve tutmaması sonucu 18.04.2010 tarihinde iş kazası geçirdiğini, yaralanarak malul kaldığını, diğer davalı ...Ş.'nin aracın zorunlu mali sorumluluk poliçesini düzenlediğini, kaza sonucunda davacının sol kolunun dirsekten kırıldığını, kaburgalarının ezildiğini, koluna platin takıldığını, psikolojisinin bozulduğunu, korku, tedirginlik gibi hallerinin de bulunduğunu, ilaç tedavisine devam edildiğini, davacının beton mikser şoförü olarak çalıştığını, araçların bakımından davalı şirketin sorumlu olduğunu, araçlara istiap haddinden fazla beton yüklenmesi sebebiyle aracın frenleri patlayarak kazanın meydana geldiğini, davacının bu kazada hiçbir kusur ve ihmalinin bulunmadığını, müvekkilinin aylık 1.200,00 TL maaş ile çalıştığını, öğle yemeğinin işveren tarafından temin edildiğini, maaşının asgari ücret kısmı bankaya yattığını, geri kalanının ise elden verildiğini, kazaya maruz kalan davacının istirahatli kalarak veya daimi şekilde çalışma gücünü kaybederek maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 111.803,41 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 126.803,41 TL tazminatın olay tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı ... şirketleri yönünden poliçe limiti ile sınırlı olarak) karar verilmesini, ek davanın Bartın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/542 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Hazır Beton Yapı Elemanları İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmediklerini, müvekkil şirket tarafından araçların bakımlarının düzenli bir şekilde yapıldığını, davacının kullandığı kamyona 5m3 beton yüklendiğine dair kantar fişlerinin olduğunu, kazanın aracın kullanan davacının kendi kusuru sonucu meydana geldiğini, davacının müvekkil şirketten kendi isteği ile ayrıldığını, tüm haklarının kendisine ödendiğini belirterek müvekkil şirket aleyhine açılan haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmediğini, 6704 sayılı Torba Yasanın davacının açılış tarihi itibariyle yürürlükte bulunduğundan iş bu dava kapsamında uygulama alanının bulunmadığını, davacı taraf sigorta şirketine başvuru yapmaksızın dava açarak dava şartını yerine getirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ""A-) 2017/542 Esas sayılı dosya yönünden; Davanın kabülü ile; 1-)10,00 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 18.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ... Sigortadan (Sigorta şirketi için poliçe limite ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-)Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 59,30 TL karar ilam harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubuna, bakiye kalan 27,90 TL'nin davalı ... ve davalı ... sigortadan (sigorta şirketi için poliçe limite ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye irat kaydedilmesine, 3-)Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 10,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (sigorta şirketleri için poliçe limite ile sınırlı olmak kaydıyla) 4-)Davacı tarafça yargılama sırasında sarf edilen 31,40 TL başvuru harcı, 31,40 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 314,50 TL Adli Tıp Kurumu rapor ücreti, 1.400,00 TL bilirkişi ücreti, 120,00 TL tanıklık ücreti, 555,45 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 2.457,35 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (sigorta şirketleri için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla ) 5-)Taraflarca Mahkeme veznesine depo edilen gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, B-) 2020/141 E. SAYILI BİRLEŞTİRİLEN DOSYA YÖNÜNDEN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-) 111.803,41 TL maddi tazminatın; davalı ... ve davalı ... yönünden 111.793,41 TL'si ile sorumlu olması ve diger davalı ... (... Sigorta) yönünden tazminatın tamamı 111.803,41 TL'si yönünden sorumlu olması kaydıyla iş kazası tarihi olan 18.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine (davalı ... şirketleri yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla ) 2-)10,00 TL fazla istenen maddi tazminatın davalı ... ve davalı ... ... Şirket yönünden 2017/542 Esas sayılı dosyada karar verildiğinden reddine 3-)15,000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 18.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ... (... Sigorta) Sigortadan (sigorta şirketi için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-) Manevi tazminat isteminin davalı ... yönünden poliçede manevi tazminat için hüküm bulunmadığı için reddine..." gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvuruları kabul edilerek sigorta şirketleri yönünden faizin dava tarihinden itibaren başlaması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, I. 2017/542 ESAS SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN DAVANIN KABÜLÜ İLE; 1-)10,00 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden iş kazası tarihi olan 18.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren başlayan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, II-) 2020/141 E. SAYILI BİRLEŞTİRİLEN DOSYA YÖNÜNDEN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-) 111.803,41 Tl maddi tazminatın; davalı ... ve davalı ... yönünden 111.793,41 TL'si ile sorumlu olması ve diger davalı ... (... Sigorta) yönünden tazminatın tamamı 111.803,41 TL'si yönünden sorumlu olması kaydıyla davalı ... yönünden iş kazası tarihi olan 18.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... şirketleri yönünden poliçe limitleri ile dava tarihinden itibaren başlayan yasal faizi ile birlikte sınırlı olmak üzere sınırlı olmak kaydıyla davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine 2-)10,00 TL fazla istenen maddi tazminatın davalı ... ve davalı ... yönünden 2017/542 Esas sayılı dosyada karar verildiğinden reddine, 3-)15,000,00 TL manevi tazminatın davalı ... yönünden iş kazası tarihi olan 18.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ( ... Sigorta ) yönünden poliçe limitleri sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren başlayan yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-)Manevi tazminat isteminin davalı ... yönünden poliçede manevi tazminat için hüküm bulunmadığı için reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde sigorta şirketleri yönünden faizi başlangıcının dava tarihi yerine olay tarihinden başlatılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili temyizinde, davacı sürücünün tamamen kendi kusurundan dolayı trafik kazasında yaralanması neticesinde kazanın meydana gelmiş olması nedeniyle poliçe limiti kapsamında tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının kendi kusuru ile malul kalması nedeniyle talebinin poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını, belirterek kararı temyiz etmiştir. 3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince zarar görenin doğrudan dava açmadan önce sigorta şirketine başvurmasının zorunlu hale getirildiğini, somut davada bu şekilde bir başvuru olmadan dava açılmakla dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ... şirketinin davacının kullandığı araç için kasko poliçesi tanzim etmiş olduğunu, öncelikle zorunlu mali sigorta poliçesinden tazmin edilmesi gerektiğini, buradan tazmin edilmemesi halinde kasko poliçesine başvurulabileceğini, sigorta şirketi tarafından ihtiyari mali sorumluluk sigortası yapılmış olmakla davacının talep ettiği tazminatın poliçe kapsamında kalan teminatlardan olmadığını, sorumluluk kabul edilse dahi sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olması gerektiğini, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun kabulünün mümkün olmadığını, uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması gerektiğini, maluliyet oranının ATK 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, dava konusu olay nedeniyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi sonucu gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, hesap raporunu düzenleyen bilirkişinin bu hususta uzman olmadığını, davacının taleplerinin soyut olup hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davanın yasal dayanakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55., 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesi hükümleridir. I.1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 2.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 4.5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. 6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 7. Öte yandan, iş kazası sonucu, tazminat oranının belirlenmesine esas malûliyet oranının tespiti, kısaca zararın tam olarak bilinmesi bir süreç alabilir. Zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. O hâlde böyle bir süreç nedeni ile maluliyet oranı tam kesinleşmeden tazminata karar verilmesi hâlinde, bu tazminat miktarı zarar gören tarafından temyiz edilmese bile gelişen durum nedeni ile maluliyet oranı daha sonra tam olarak belirlenmiş ve farklı bir oran ise önceki tazminat miktarı karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. 8.Gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları). 9.Kısaca gelişen durum devam ediyor ise önceki maluliyet oranı, iş kazasına uğrayan işçi yönünden bağlayıcı olmayacağı gibi bu maluliyet oranına göre verilen tazminat davası kesin hüküm de teşkil etmeyecektir. Zira dava konusu tazminatın miktarı, maluliyet oranının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. (HGK'nın 26.11.2019 tarihli 2017/21-2337 Esas, 2019/1200 Karar sayılı kararı) 11.Somut olayda davacının sürekli iş göremezlik oranının SGK Başkanlığı Kurum Sağlık Kurulunun 16.06.2017 tarihli kararı ile %14 oranı olarak belirlendiği,davalı ...Ş.'nin itiraz etmesine üzerine davacı vekilinin de bir beyan dilekçesi ile davalının bu itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulına 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesi kapsamında başvurabileceğini beyan ettiği ancak Mahkemece her zaman YSK'na itiraz edilebileceği gerekçesiyle bu itiraza rağmen mahkemece 5510 sayılı 95. madde prosedürüne göre işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, 5510 sayılı Kanunu'nun 95. maddesi uyarınca prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranı belirlenmelidir. II.1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. madde de işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. madde de ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8.Yine Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 sayılı İLO Sözleşmesinin 5 ve 6. maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatleri belirlenmiş, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dâhil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırk sekiz saati aşamayacağı düzenlenmiştir. 9.Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesinin B bendi gereğince yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenleri ile bu araçları sürenlerden; Araç işletenlerinin; 1) Otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları, 2) Araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, iş yeri yoksa araçlarında muhafaza etmeleri veya ettirmeleri, 3) Trafiğe çıkardıkları taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunu, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yeri kaydettikleri bir defter veya liste düzenleyerek kayıtlarını tutmaları, 4) Yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almaları, 5) Şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda, bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaları, zorunludur. 10. Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatlı dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. 11.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; olayın davalıya ait hazır beton işyerinde kamyon şoförü olarak çalışan davacının 18.04.2010 tarihinde davalı şirkete ait iş yerinden, davalı şirkete ait ... plakalı kamyon ile ... ile ilçesine hazır beton götürürken giderken, ... köyü mevkiinde virajı dönerken direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun gidiş istikametindeki taşlık alana ön kısmından çarparak sol yön üzerine devrilmek suretiyle maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, kazalının %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada Mahkemece Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan 18.02.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda; kusur oranının alternatifli olarak belirlendiği, buna göre araçta aşırı yükleme varsa kaxzalının %100, aşırı yükleme yok ise davacı sürücünün %75 davalı işverenin %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, alınan 2. kusur raporu olan 07.08.2019 tarihli raporda ise davalı işverenin %70 kazalının %30 oranında kusur olarak belirlendiği, ancak bu raporda frenin aniden patlamış olabileceği kanaatine göre varıldığı, sert viraja girdiğinin kabulü halinde ise %25 davalı işverenin % 75 kazalının kusurlu olabileceği sonucuna varılabileceğinin belirtildiği, Mahkemece davalı işverenin %70 kazalının %30 oranında kusur oranına ilişkin 2. rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak hükme esas alınan kusur raporundaki kabul ile kusur oranı tespitlerinin trafik iş kazasının gerçekleşmesine ilişkin oluşa uygun olmadığı, alınan kusur raporlarında kesin bir sonuca ulaşılamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan ilk raporda yükleme haddi aşılmamışsa davacıya %100, kusurlu olduğunun belirlendiği, araçta yükleme haddinin aşılmadığı anlaşılmakla daha sonra alınan 2. kusur raporunda fren patlamasından söz edilmişse de fren patlamasına dair bir rapor da alınmamıştır. Bilirkişilerce araç üzerinde teknik inceleme yapılmadan varsayıma dayalı şekilde bu ihtimal nedeniyle işverene %70 kusur izafe edilmiştir. Buna göre Mahkemece, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, fren patlaması ihtimalinin olup olmadığı hususlarının ayrıntılı incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. 12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, aynı olaya ilişkin varsa rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek-verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, fren patlaması ihtimalinin olup olmadığı hususlarının ayrıntılı incelenmek suretiyle hususunda da taraflarca gösterilen delillerin de toplanarak dosya kapsamına dahil edilmesi bu şekilde toplanacak delillerle birlikte dosyanın trafik – iş güvenliği alanında uzman A Sınıf İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı 3 kişilik heyete tevdii edilerek tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, trafik iş kazası olayının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının belirlenmesi sağlanıp, çelişki oluşması halinde çelişkilerin de giderilmesi suretiyle mevcut delillerle birlikte değerlendirmek suretiyle kusur oranının kesinleştirilmesinden sonra dosyanın hesap bilirkişisine tevdi ile maddi zarar hesabı yaptırmak, taraflar yönünden oluşan usuli kazanılmış hakları gözetilerek buna göre bir karar vermekten ibarettir. 13. O halde, davacı vekili ile davalı ...Ş. ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3514, K. 2024/11813, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-3514-e-2024-11813-k-fe914a0d39bd