Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4195 E. 2024/5247 K.

Konu: Zilyetliğin Korunması Ve Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4195
Karar No
2024/5247
Karar Tarihi
Konu
Zilyetliğin Korunması Ve Tespiti

MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2992 E., 2023/423 K. DAVA TARİHİ : 22.06.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ: ...12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/315 E., 2021/211 K.

Taraflar arasındaki zilyetliğin korunması ve tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ...ve davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.11.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından dava dışı ... ...., ... aleyhine icra takibi yapıldığını, takip borçlusu olan dava dışı ....'a ait olduğu zannıyla 360 da 47 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan gecekonduya taşınır haczi uygulanarak satışa çıkarıldığını, alacaklının işbu enkazı satın aldıktan sonra davacıya tahliye emri gönderdiğini, tahliye emrinin iptali için dava ikame edildiğini, davacının toplamda 650.000,00 TL'yi ....'a nakden ödeyerek gecekondunun 2/3'üne isabet eden giriş ve üst katı satın aldığını belirterek davanın kabulü ile dava konusu yerin enkazının malik sıfatıyla zilyetliğinin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile davalının her türlü müdahaleden men edilmesini, bu talebinin kabul edilmemesi halinde ise enkaz bedelini depo ettikten sonra zilyetliğinin korunmasını ve tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu haczedilen ve kıymet takdiri yapılan yerin tapusuz ve enkaz mahiyetinde bir gayrimenkul olduğunu, davacı ile dava dışı borçlu arasında yapılan işlemin muvazaalı ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın kabulüne karar vermiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; enkaz niteliğinde bulunan yapının 21/07/2014 tarihinde dosya alacaklısı ...'ın alacağına mahsuben ihale yolu ile satışının yapıldığı, ihalenin feshi davasının reddine ilişkin kararın 09/01/2018 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar söz konusu yapının zemin katı ve 1. katı 02/11/2016 ve 23/02/2017 tarihli satış sözleşmeleri ile davacıya satılmış ise de, menkul mal niteliğine sahip yapı ile ilgili yapılan adi nitelikli satış sözleşmelerinin tarihleri itibarıyla borcun doğumundan ve ihale tarihinden sonraki bir tarihe isabet ettiği, dolayısıyla İİK'nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu kabulünün gerektiği, davacı 3. kişinin bu yasal karinenin aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlaması gerektiği, davacının ise dava dosyasına sunmuş olduğu adi niteliğe sahip, her zaman tanzimi mümkün olan ve borcun doğumundan sonraki tarihlerde düzenlenmiş bulunan belgeler ile alacaklı-borçlu lehine olan karinenin aksini ispat edemediği, satışa konu 83 m2'lik yapı alanının hangi kısma karşılık geldiğinin satış kararının infazına ilişkin olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; enkaz niteliğindeki gecekondunun 2/3'lük payını dava dışı malik ve aynı zamanda emin sıfatıyla zilyet olan ....'tan davacının iktisap ettiğini, resmi kayıtlarda haciz ve satışa dair şerh bulunmadığını, davalının 83 m2'lik bir kısmın sadece enkaz bedelini haczettiğini, gecekondunun borçluya yediemin olarak bırakıldığını, sadece enkaz bedelinin ihaleye çıkarıldığını, gecekondunun zilyetliğinin davacıya ait olduğunun kamu kurum ve kayıtlarının kayıtları ile defalarca ispat edildiğini, ihale edilen kısmın ihale alıcısına fiilen teslim edilmediği sürece satıcının hak sahipliğinin de sona ermeyeceğini, davalının ihale ile iktisap ettiği 83 m2'lik alanın neresi olduğu belirsiz olduğundan kendisine bir hak tanınamayacağını, 2014 tarihli ihale öncesinde yapılan bir haciz varsa bu haczin Milli Emlak Müdürlüğü'ne ve ...Valiliği Defterdarlığı'na bildirilmesi, taşınmaz tespit tutanağına bu hususun şerh edilmesi gerektiğini, davalının bir hakkı varsa ancak moloz bedeli üzerinde olduğunu, müvekkilinin üstün hak sahipliğini ispat edemediği kabul edilse dahi davanın sadece 83 m2'lik kısım yönünden reddi gerektiğini dile getirmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, zilyetliğin korunması ve tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 981, 982 ve 983 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.

Muhalefet Şerhi

Dava konusu yer ...İli,... İlçesi,... Mahallesinde bulunan tarla niteliğindeki 30.684 m² miktarlı, 360 Ada, 47 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıya ilişkindir.

Dava konusu taşınmazda davacı veya davalının mülkiyet hakkı bulunmamakta olup taşınmazın maliki Hazinedir.

Davacı, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının giriş ve üst katını haricen satın aldığını ve zilyetliğinin bulunduğunu belirterek davalının her türlü müdahalesinin önlenmesini talep etmektedir.

Davalı ise gecekondu haczi, başka bir ifadeyle taşınır haczi ve satışına ilişkin usullerle cebri ihalede satılan yapı üzerinde hak iddiasında bulunmaktadır.

...10. İcra Dairesinin 2014/90 TLMT. sayılı dosyasındaki 13.06.2014 tarihli satış kararına göre, satışına karar verilen malın; “Mülkiyeti Hazineye ait olan ...... İlçesi,... Mahallesi, 360 ada, 47 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve 83 m²'lik kısmı borçlu ....’a ait olduğu bildirilen... Mahallesi,...i Caddesi No:58 A adresinde bulunan tapusuz binaya ait enkaz nitelikli taşınmaz.” olduğu belirtilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun; 1- “Bütünleyici parça” kenar başlıklı 684. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.

Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.”

2- “Eklenti” kenar başlıklı 686. maddesinde; “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.

Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.

Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.”, hükmüne yer verilmiştir.

Yargıtay kararlarıyla, arazinin bütünleyici parçası niteliğinde olmayan, basit yapıdaki, taşınabilen, eklenti niteliğindeki şeylerin taşınır malların haczine ve satışına ilişkin hükümler nazara alınarak haczedilebileceği ve satılabileceği; ihaleye girerek satın alan kişinin gecekondunun, başka bir ifadeyle basit yapının enkazı üzerinde hakkının bulunacağı, yapıda veya yapının bulunduğu taşınmaz üzerinde zilyetlik hakkı vermeyeceği ifade edilmiştir.

Taşınmaz üzerindeki yapının, bütünleyici parça mı yoksa eklenti mi olduğu, yapının fiziki niteliği nazara alınarak 4721 sayılı Kanunun 684 ve 686. madde hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Taşınmaz üzerindeki yapının basit nitelikte olmadığı, arzın bütünleyici bir parçası olduğu durumlarda, arzdan ayrı olarak haczi ve satışı mümkün değildir. Uygulamada, yapının fiziki niteliği bir yana bırakılarak, arzın bütünleyici parçası niteliğini taşıyan, basit olmayan yapıların, ruhsatlı yapılar olmadığı için gecekondu ve taşınır mal olarak hatalı değerlendirmelere ve taşınır mallara ilişkin haciz işlemlerine tâbi tutulduğu, bu durumun ise yeni uyuşmazlıklara sebep olduğu görülmektedir.

Dosya kapsamına göre; haczedilen ve satışı yapılan şeyin, Hazine adına kayıtlı taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olmadığı, taşınır niteliğinde olduğu, arzdan ayrı olarak haczedilebileceği, yapının dava dışı borçlu ....’a ait olduğu değerlendirilmiştir.

Haciz ve satış işlemlerinin, yapının gecekondu başka bir ifadeyle taşınır niteliğinde basit yapı olduğunun tespit ve kabulüne dayandığı, böyle bir haciz işlemi sonunda ihale alıcısının hak edeceği şeyin, yapının enkazı olacağı, yapı veya arz üzerindeki davacı zilyetliğinin satışa konu edilmediği ve alıcıya geçmeyeceği açıktır.

Davacı tarafın temyiz taleplerinin kabulüyle, davanın reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4195, K. 2024/5247, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4195-e-2024-5247-k-c7606cf5f4f1