Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4820 E. 2024/8084 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4820
- Karar No
- 2024/8084
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/687 Esas, 2023/850 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/476 E., 2021/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirketin Türkiye'de aracısı olduğu Romanya şirketinin sattığı ürünü satın aldığını, bunun Türkiye'de satılma garantisi için de müvekkilinden icra takibine konu parayı avans (teminat olarak) aldığını, davalının ürünleri satmış olmasına rağmen müvekkilinin ürünlerin satılmasına karşılık avans olarak verdiği bedeli iade etmediğini, bu durumun müvekilinin hesap ve kayıtlarında görüleceğini, davalının aleyhine yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibinin dayanağı olarak 07.03.2016 tarihli ... Bankası A.Ş. hesabından ödenen 103.600,00 euroluk dekontun gösterildiğini, davacı dava konusu alacak talebinin avans ödemesi olduğunu iddia etmiş ise de buna dair delil gösteremediğini, iddianın hayatın olağan akılına aykırı olduğunu, ticari hayatta mal satan kimsenin avans ödemesinin söz konusu olamayacağını, davacının müvekkiline ürün teslimi yaptığına dair de delil göstermediğini, icra takibine konu edilen 103.600,00 euroluk ödemenin aslında müvekkilinin davalıya ödemiş olduğu bedelin iadesi olduğunu, bir avans ödemesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıya 01.03.2016 tarihinde 103.600,00 euro ödeme yaptığını, davacının 07.03.2016 tarihinde bu parayı müvekkiline iade ettiğini, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi 07.03.2016 tarihli dekonta karşı müvekkilinin borcunun bulunmadığını, davacının, borcun kaynağı olarak gösterdiği dekontun müvekkiline olan borcun iadesi olduğunu, müvekkilinin 01.03.2016 tarihinde davacı hesabına yaptığı ödeme ile işbu dava konusu ödeme arasında takas mahsup iddialarının mevcut olduğunu ve müvekkili aleyhine bir karar verilecek ise işbu defilerinin de dikkate alınması gerektiğini, davacının temsilcisi olduğunu iddia ettiği Romanya şirketi ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkinin bu davanın konusu olmadığını, dava dışı Sweet Industries SRL ile müvekkili arasındaki protokol gereği müvekkilinin anılan şirkete de muaccel borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 07.03.2016 tarihinde davacı tarafından davalı şirket hesabına banka havalesi yoluyla yapılan dekontta açıklama kısmında herhangi bir ibare yer almadığından yapılan havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin karinenin aksinin davacı tarafından yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, davacı şirket ticari defterlerinde her ne kadar yapılan havaleye ilişkin olarak davacı şirket, davalıdan alacaklı olarak gözükse de davalı şirketin ticari defterlerinde savunmasını teyit edecek şekilde davacının davalıdan alacaklı olmadığı, davacı tarafından gönderilen EFT'nin, davacı şirket ile organik bağı bulunan dava dışı Sweet İndustries SRL'ye 01.03.2016 tarihinde aynı bedel ile gönderilen havalenin karşılığı olarak kaydedildiği, taraf ticari defterlerinin birbirini teyit etmemesi karşısında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi uyarınca davacının ticari defterlerine göre karar verilemeyeceği ve bu suretle karinenin aksini davacının yazılı delil ile ispat edemediği kabul edilerek ve davacının, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu paranın davacı tarafça avans olarak verildiğinin kesin delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.