Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4735 E. 2024/10366 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4735
- Karar No
- 2024/10366
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Tazminat İstemi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1415 E., 2021/1216 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/518 E., 2019/34 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davası neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılardan ... vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...’ya ait arsada diğer davalı Uzunyapı Dekorasyon tarafından yapılan inşaatta işçi olarak çalışırken 08.05.2015 tarihinde iş kazasına uğradığını davalılar arasında asıl ve alt işveren ilişkisi bulunması nedeniyle müvekkiline karşı sorumluluklarının bulunduğunu beyanla 1,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini fazlaya ilişkin talep ... saklı kalmak kaydı ile 82.140,35 TL'ye artırırken, başvurma harcını da yatırarak ek dava mahiyetinde 33.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ...'nın ikamet adresinin Almanya olduğu halde dava dilekçesinde gözterilen Türkiye adresine usulsüz tebliğ yapıldığı, yargılamanın devamında davalı asilin davadan haberdar olmak suretiyle ancak geçerli muhabere kanalı kullanılmaksızın posta yoluyla mahkemeye bir kısım beyanlarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
2.Davalı Uzunyapı Dekorasyon şirketine tebliğe rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davalılar arasında alt-üst işveren ilişkisi incelendiğinde; inşaatın asıl sahibinin davalı ... olduğu, diğer davalının belli işler için sözleşme imzaladığı, kaba inşaatı davalı ...'in daha öncesinde yaptırdığı, bu halde belli işleri diğer davalı şirkete verdiği ve davacının şirket çalışanı olduğu dosyadaki SGK denetmen ifade tutanakalarından anlaşıldığından İş Kanunu 2/6 madde gereği alt-üst işveren ilişkisi olduğu, olay nedeni ile taraflarca itiraz edilmeyen, davacının Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin kararına göre %22 oranında malul olduğu, olayın oluşumunda olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun'un mülga 77 nci maddesine göre ve İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları ve Yönetmeliğinin 5 inci maddesi, İşçilerin Eğitimi, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 10 ve 11 maddelerine göre dosyaya sunulan kusur bilirkişileri raporuna göre davalı Uzunyapı Şti'nin %70, davalı ...'in %10 böylece davalıların %80 kusurlu olduğu anlaşılmış, davalıların bu kusurundan olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77 nci maddesi gereği sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Kusur ve maluliyet oranları dikkate alınarak, dosya hesap bilirkişisine gönderilmiştir. Hesap bilirkişisi tarafından PMF tablosuna göre davacının maluliyet oranına göre maddi zararı hesaplanmıştır. Davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği miktar ve 16.05.2018 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı ve davalının dava konusu olaya ilişkin kazanın meydana gelmesindeki karşılıklı kusur oranları hesap edilerek maddi tazminat hesabı yapılmış ve davacı tarafın maddi tazminat talebinin 82.140,35 TL olarak kabulüne karar vermek gerektiği, davacının ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talebinde bulunduğu, Olayın meydana gelişi nedeniyle davacının duyduğu elem ve ızdırabın bir nebze olsun tatmin edilmesi, ekonomik sosyal durumuna göre sebepsiz zenginleşmeye mahal vermeyecek şekilde, olay nedeniyle davacının müterafik kusuru, olay nedeniyle malul olduğu ve maluliyet oranı da göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasına, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve tahkikat dosyaları, tarafların kusur durumları da göz önüne alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçeleriyle " Maddi tazminat isteminin kabulü ile, 82.140,35 TL maddi tazminat ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini usulen uygun tespit yapılmadığı gibi, kusur ve hesap bilirkişi raporlarını da kabul etmediklerini, davacının müvekkili işçisi olmayıp, davalı şirket işçisi olduğunu, müvekkilinin Almanya’da ikamet ettiğini, sözleşme gereği işin anahtar teslim olarak verildiğini, şirketin yüklenicisi olarak 17.03.2015 tarihinde dava harici ... ’nin işi üstlendiğini ve onun kusuru olduğunu, asıl işveren sıfatı olmadığını, kusuru olmadığını müteselsil sorumlu tutulamayacağını, diğer davalıya atfedilen kusur oranının da kabul edilemeyeceğini, davacının ağabeyi ... tarafından çalıştırılması nedeniyle tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminat ıslah ile hüküm kurulamayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; " Davalı ... tarafından husumet itirazında bulunularak işin diğer davalıya anahtar teslim verildiği iddia edilmiş ise de; davalı ...'nın "bina inşaatı" alanında faaliyet göstermek amacıyla bildirdiği işyerinin, 02.04.2015 tarihi itibari ile kanun kapsamına alındığı, davacının hizmet dökümü incelendiğinde, davacı 03.04.2015 - 05.05.2015 tarihleri arasında davalı ... sigortalısı olarak bildirilmiş, akabinde 21.05.2015 tarihli bildirim ile iş kazası tarihini içine alacak şekilde 05.05.2015 tarihinden itibaren yeniden işe giriş bildirimi yapıldığını ve sigorta çıkışının 04.08.2015 tarihinde sonlandırıldığını, davalı tarafından her ne kadar husumet itirazında bulunulmuş ve işin anahtar teslim suretiyle devredildiği iddia edilmiş ise de davalı ... tarafından daha önce binanın kaba inşaatının bitirildiği, kalan bir kısım işler için diğer davalı şirket ile sözleşme imzalandığı, davalı ... tarafından "bina inşaatı" işyeri açılmak suretiyle davacının kendisi tarafından sigorta bildirimlerinin yapıldığı ve bordrolarının düzenlendiği, bu hali ile davacının işten tam olarak el çektiğinden, işi tümden anahtar teslim olarak diğer davalıya devrettiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davalı ...'nın İş Kanunu 2/6 kapsamında asıl işveren olarak değerlendirilmesinin yerinde olduğunu, mahkemece alınan 04.11.2017 tarihli heyet kusur raporunda davalı şirketin %70, davalı ...'nın %10 ve davacının %20 kusurlu olduğu tespit edildiğini, bilirkişi heyeti raporunun ehil ve konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiği, işbu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından 04.11.2017 tarihli heyet raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusur durumunun tespitine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmediği, davacı tarafından dava dilekçesinde manevi tazminat talep edilmemiş ise de, başvurma harcı ödenmek suretiyle manevi tazminat talep edildiği, Yargıtay içtihatlarında bu hususun kabul edildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince manevi tazminat hususunda hüküm kurulması yine haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında müteselsil sorumluluk bulunduğundan her iki davalı yönünden müştereken ve müteselsilen hüküm kurulmasının yerinde görüldüğünü, manevi tazminat miktarı yönünden her hangi bir istinaf başvurusu bulunmadığından dairemizce bu konuda değerlendirme yapılmadığı, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmeyen davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini usulen uygun tespit olmadığını, davacının müvekkili işçisi olmayıp, davalı şirket işçisi olduğunu, müvekkilinin Almanya’da ikamet ettiğini, sözleşme gereği işin anahtar teslim olarak verildiğini, şirketin yüklenicisi olarak 17.03.2015 tarihinde dava harici ... Kocadere’nin işi üstlendiğini ve onun kusuru olduğunu, asıl işveren sıfatı olmadığını, kusuru olmadığını müteselsil sorumlu tutulamayacağını, diğer davalıya atfedilen kusur oranının da kabul edilemeyeceğini, davacının ağabeyi ... tarafından çalıştırılması nedeniyle tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminat ıslah ile hüküm kurulamayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 ve 114 üncü madde delaletiyle uygulama imkanı bulan 49, 50, 51, 52, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 12, 18,19 ve 95. Maddesi, 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 4857 sayılı İş Kanunu 2 ve 77 nci maddeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir.
3. Değerlendirme 1.Taraflar arasında husumet, kusur oran ve aidiyeti ile asıl işverenlik noktalarında uyuşmazlık bulunmakta ise de dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, gerek İlk Derece Mahkemesi gerek Bölge Adliye Mahkemesi gerekçelerindeki kabule göre davalı ...'nın asıl işveren kabulü ile kusur atfı yerinde olmakla, uyuşmazlığın sürekli iş göremezlik oranı ile buna bağlı tazminat alacaklarının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
2.Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
3.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
4. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
5. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
6. Somut olayda, yukarıda cevap kısmında da açıklandığı üzere davalının sürekli iş göremezlik oranından usulüne uygun olarak yargılama sırasında haberdar kılınmadığı gibi itirazlarını karşılar mahiyette dosya kapsamında rapor alınmamış olduğu, aynı zamanda davacının sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair dosya kapsamında yer alan 02.03.2016 tarihli kurum sağlık kurulu raporunda %22 oranında iş görememezlik oranı tespit edilmekle beraber 02.03.2018 tarihinde kontrol muayenesinin öngörüldüğü, mahkemece bu hususta kontrol muayenesi ikmal edilmeden karar verildiği, Dairemizce verilen geri çevirme kararı üzerine dosyaya dahil edilen Kurum sağlık kurulunun 17.05.2018 tarihli raporunda 20.04.2018 tarihinde azalma kaydıyla sürekli iş göremezlik oranını %13,2 olarak tespit edildiği, kontrol kaydının da kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
7. O halde mahkemece yapılacak iş kontrol kaydı sonucundan dosya taraflarını haberdar kılmak suretiyle tarafların itirazlarının bulunması halinde bu itirazları karşılar mahiyette Yüksek Sağlık Kurulundan giderek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan ve çelişkinin varlığı halinde Adli Tıp 2. Üst Kurulundan azalma kaydının varlığı halinde bu durumun başlangıcını belirler mahiyette rapor almak suretiyle sürekli iş göremezlik oranını kesinleştirmek, kesinleşen bu sürekli iş göremezlik oranını davacı tarafın kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle hükme esas alınan 16.05.2018 tarihli hesap raporuna uygulamak ve gelir tenzilinde de kesinleşen sürekli iş göremezlik oranını gözetmek suretiyle bağlanması gereken ilk peşin sermaye değerli gelirin rücuya kabil kısmı ile geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya kabil kısmını maddi tazminat alacağından tenzil ederek davacının maddi tazminat alacağı ile ek dava mahiyetindeki ıslah ile dermeyan olunan manevi tazminat istemi hakkında usuli kazanılmış hakka uygun bir karar vermek verilecek kararda da kararın davalı Uzunyapı şirketi tarafından temyiz edilmemiş olduğunu gözeterek davacı tarafın, iş bu davalı yönünden elde ettiği usuli kazanılmış ... da gözeterek bir karar vermekten ibarettir.
8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
9. O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada açıklanan kısma yönelik sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.