Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6035 E. 2026/3975 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6035
- Karar No
- 2026/3975
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/557 E., 2024/389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/350 E., 2021/447 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 17.05.2004 - 05.10.2015 tarihleri arasında çalıştığı, 2012 yılı ücretlerinin bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödendiği, bunun İstanbul Anadolu İş Mahkemesinde 2019/867 Esas üzerinden görülen davada dinlenen tanık beyanları ile ortaya konulduğu, davacıya 2012 yılı öncesinde asgari ücretin 2 katından fazla prim ödendiği, 2011 yılı ortalamasının 1.600,00 TL, 2012 yılı ortalamasının ise 3421,00 TL olduğu, bunun da 2011 yılında eksik prim ödendiğini gösterdiği iddiasıyla 17.05.2004 – 31.12.2012 arasında prime esas kazancın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Kuruma bildirilenden farklı ücretle çalıştığına ilişkin isteminin usul ve kanuna aykırı olduğu, Kurum kayıtlarının esas alınması, salt tanık beyanlarına göre karar verilmemesi gerektiği, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığı, Kurum kayıtları dosyaya alınmalı, tanık dinlenilmesi halinde mutlaka dönem bordro tanıkları dinlenmeli yok ise yakın işyeri çalışanları tanık olarak dinlenmesi, fiili çalışma olgusu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği, davalı işyerinin kanun kapsamına alındığı ve kapsam dışına çıkartıldığı tarihin araştırılması, kapsam öncesi ve kapsamdan çıkış sonrası çalışmaların dikkate alınmaması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız, mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olması nedeni ile reddi gerektiği, öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğu, davacının asgari ücret ile işe başladığı, 2011 yılında ücretine zam yapıldığı, 2012 yılında işletmede yılda 4 kez ½ ücret ikramiye ödemesi uygulaması başlatıldığı, davacının işbaşı yaptığında tecrübesinin olmadığı, davacıya ait dosyaya ibraz edilen davacı imzalı ücret tediye bordroları ile ücret hesap pusulalarında davacının ihtirazı kaydının olmadığı, yasal zorunluluk başladıktan sonra ödemelerin banka üzerinden yapılmaya başlandığı, davacının talebinin net olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; dosya içerisinde davacının ücret iddiasını ispatlamaya yönelik yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmaması ve emsal ücretlerin davacının talep ettiği ücretin altında olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Kuruma primlerinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini belirterek sigorta primine esas kazancının tespitini talep ettiği, eksik bildirilen kazancının tespiti yönünde Kuruma başvuru yaptığı, davacının tespitini talep ettiği ücret miktarının brütünün HUMK’nın 288. (HMK m.200) maddesinde belirtilen sınırları aştığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.04.2018 gün ve 2015/21-1658 E. 2018/946 K.sayılı emsal kararında belirtildiği üzere; davacının ücret alma iddiasını HUMK’nın 288. (HMK m.200) maddesinde belirtildiği üzere hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispat edemediği; yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunmadığı ve bu nedenle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun dava dosyasına hakim olunmadan hazırlandığı, davacıdan ziyade Kurumun zarara uğratıldığı, davacının taraf olmadığı başka bir davada davalının tanıklarının, 2012 yılına kadar ücretlerin bir kısmının elden verildiğini ikrar ettikleri, hizmet cetvelinde davacının 2011 yılında, 1.400,00 TL olarak asgari ücret üzerinden ödenen SPEK'i 2012 yılı Mart ayından itibaren ortalama 3.500,00 TL olarak ödendiği, davacının 20 11... yılında Kuruma bildirilen prime esas kazancı arasında iki katından fazla fark olduğu, davalının Kuruma davacı için verdiği SPEK beyannamelerinin bariz bir yazılı delil olduğu, kararın yeterli gerekçe içermediği, davalının yaptığı elden ödemelerin en bariz kanıtının davalının Kuruma verdiği beyannameler olduğu, sigortalının prime esas kazancının tespitinde, Mahkemece re'sen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delilin toplanması gerektiği, davacının prime esas kazancının gerçek ücret üzerinden bildirilmediği yönünde ciddi ve inandırıcı yazılı deliller bulunduğu, ortada yazılı delil başlangıcı niteliğinden fazla niteliğe sahip olan belgeler olduğunu bu durumda ise tanık dinlenebileceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.