Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12567 E. 2026/5096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/12567
- Karar No
- 2026/5096
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/397 E., 2025/582 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/515 E., 2024/612 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı Şirketin kurulduğu 1994 yılından 20.05.2016 tarihine kadar kesintisiz olarak davalı bünyesinde çalışmasına rağmen sigorta günlerinin eksik gösterildiğini, bazı zamanlarda ise ortaklık yapısında organik bağ bulunan dava dışı .. ... Trz. Taş. ve Otom. Ltd. Şti. bünyesinde sigortalı olarak gösterildiğini, esasında tüm çalışmasının kesintisiz davalı Şirket bünyesinde bilet satış görevlisi olarak çalıştığını beyan ederek 1994 - 20.05.2016 tarihleri arasındaki süreçte davalı bünyesinde eksik olarak gösterilen hizmetlerinin tam zamanlı ve kesintisiz olarak tespitine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22.12.2019 tarihli beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin 4-b sigortalısı olduğu dönemin iptalinin istenmediğini, ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde tüm dönemin davalı bünyesinde geçtiğini beyan etmiş iseler de, yargılama sürecinde ortaya çıktığı üzere, dava dışı .. ... Trz. Ltd. Şti. ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunduğundan müvekkilinin istemi haricinde dönem dönem .. ... Trz. Ltd. Şti.'de de sigortalı gösterildiğini, bu sürelerin de iptalini talep etmediklerini, hizmet tespitinin yapılmasını talep ettiği ve tanıklarca da açıkça ispatlanan dönem aralıkları 01.01.2003 - 31.03.2003, 06.09.2004 - 23.11.2007, 01.03.2009 - 04.08.2009, 06.04.2010 - 19.07.2010, 01.02.2012 - 01.06.2012, 13.10.2013 - 03.01.2014, 21.03.2014 - 13.05.2014, 09.10.2014 - 06.11.2014, 11.01.2016 - 29.01.2019 dönemlerinde müvekkilinin davalı ... Sivas Huzur Trz. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı sigortalının Kurum sicil dosyasının tetkikinde ilk işe giriş tarihinin 04.12.1996 olduğunu, giriş ve çıkışlarının olduğunu, en son işten çıkış tarihinin ise 29.08.20 17... .499 gün sigortalılığının bulunduğunu, öncelikle davanın yasada öngörülen hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda Şirketin var olup olmadığının, 5510 sayılı Kanun kapsamına alınıp alınmadığının, mevsimlik iş olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, fer'i müdahil olan Kurumları aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğinden Kurumları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili 26.04.2019 tarihli beyan dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının iddialarının asılsız olduğunu, müvekkili Şirketin kuruluş tarihinin 08.10.2002 olduğundan davacı tarafın 1994 yılından itibaren çalışmasının imkansız olduğunu, hazırlanan bilirkişi raporunda; .. Askerlik Şubesi Başkanlığı 5 Mart 2018 tarihli yazısında; davacının 27... tarihinde askere sevk edildiği, 27... tarihinde terhis edildiğinin bildirildiği, aynı raporda; .. Vergi Dairesi Müdürlüğü 28... tarihli yazısında; davacının 08.10.2004 tarihinde işe başladığının bildirildiği, buradan da anlaşılacağı üzere davacının 1994 yılında işe başlamış olmasının asılsız bir iddia olduğunu, ayrıca davacı tarafın müvekkili Şirket bünyesinde, kesintisiz olarak çalıştığı iddialarının da doğru olmadığını, davacı tarafın belli aralıklarla belirsiz süreli iş sözleşmesini feshederek sonrasında yeniden işe alındığını, işi kendi feshettiğine dair delillerinin bulunduğunu beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, Davacının ...Turizm unvanlı ... sicil numarada kayıtlı işyerinde; davacının davalı işveren yanında hizmet akdine bağlı olarak bildirilen sigortalılık sürelerine ilaveten; 01.03.2009-04.08.2009 tarihleri arasında 153 gün; 06.04.2010-19.07.2010 tarihleri arasında 103 gün; 01.02.2012-01.06.2012 tarihleri arasında 120 gün; 13.10.2013-03.01.2014 tarihleri arasında 80 gün; 21.03.2014-13.05.2014 tarihleri arasında 52 gün; 09.10.2014-06.11.2014 tarihleri arasında 27 gün; 11.01.2016-29.01.2016 tarihleri arasında 18 gün; olmak üzere toplam 553 gün hizmet akdine dayalı ve asgari ücretli olarak çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının, 01.01.2003 - 31.03.20 03... .09.2004 - 23.11.2007 dönemlerine ilişkin sigortalılığının tespiti talebinin hak düşürücü süre yönüyle reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi gereği; hizmet tespit davasının 5 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğini, hak düşürücü bu sürenin hesaplanmasında, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonunun başlangıç olması gerektiğini, ancak davacının davalı Şirket bünyesinde kesintisiz olarak çalışmayıp, iş sözleşmesini belli aralıklarla kendisinin feshettiğini, bu sebeple 5 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan bu hususa değinilmeden hüküm verildiğini, en son ... kayıtları incelenerek başka bir iş yerinde sigortalı görünmesi yahut sigortasız başkaca bir iş yerinde çalışması halinde davalı Şirkete bu davayı yöneltmesi durumunda hak düşürücü süreler göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiğini, alınan tanık ifadelerinin de davacının davalı Şirket bünyesinde kesintili bir şekilde çalışmış olduğunu kanıtladığını beyanla temyiz yoluna başvurmuştur. Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı Şirkete ait işyerinde eylemli ve gerçek bir çalışmasının olup olmadığı hususunun kayıtlı bordro tanıklarının dinlenerek ortaya çıkarılmış olmadığını, tanık beyanlarındaki çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulduğunu, Mahkemece gerekli araştırmanın yapılmadığını, davacı ile diğer davalı Şirket arasında hizmet akdine ilişkin bir çalışmanın bulunup bulunmadığı hususunun tam olarak ortaya çıkarılmadan hüküm kurma yoluna gidildiğini, davacının bir kısım çalışmaları bulunduğu düşünülecek olsa bile bu çalışmaların aralıksız değil kesintili olduğunun tanık anlatımları sonucu ortaya çıkmış olup, bu hususların bilirkişi raporunda nazarı dikkate alınmadığını, davacının iddiasını kanıtlayacak gerekli bilgi ve belgelerin bulunmamakta olup, sadece tanık anlatımlarına dayanılarak hizmet süresinin tespiti gerektiği yönünde düzenlenen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının hizmet tespiti taleplerinin hak düşürücü süreden reddine karar vermek gerekirken, kabulüne karar verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu beyanla temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.