Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/18109 E. 2026/5098 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18109
Karar No
2026/5098
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/794 E., 2025/1655 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Merzifon 3. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/122 E., 2024/28 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 27.08.2019 tarihinde davalı yanında sevris elamanı olarak işe başladığını, aralıksız ve fasılasız olarak 28.11.2019 tarihine kadar çalıştığını, sigortasının yatırılmadığını öğrenmesi üzerine işten ayrıldığını, hafta sonları da çalıştığını beyan ederek 27.08.2019-28.11.2019 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığının tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalı olarak 10 gün çalıştığını, dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, davacıya her hangi bir vaatte bulunmadığını, davacının annesinin yanında çalıştığını, davacının da annesinin yanına gelip gittiğini, çevreye de annesi ile birlikte iş yeri açtığını söylediğini, instagram sayfasına kendi telefon numarasını yazarak müşterilerin davacıyı aramasını sağladığını, bu durumu fark edince tutanak tutarak işine son verildiğini, davacının annesinin işten çıkarılması nedeniyle davacının bu davayı kötü niyetli olarak açtığını, .. .. .. .. sadece dükkanın adı olduğunu, her hangi bir tüzel kişiliğinin olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5221 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen fıkra ile artık Sosyal Güvenlik Kurumunun açılacak davalarda, davalı sıfatıyla taraf olarak gösterilmesinin ortadan kaldırıldığını, 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde; artık doğrudan, sigortasız çalıştıran işverenin davalı gösterileceğini, açılan davanın Mahkemece re'sen davayı ihbar suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirileceğini, Mahkemenin ihbarı üzerine ise Kurumun, davalının yanında fer'i müdahil olarak davaya katılacağını, ancak kanun yollarına başvurma konusunda davalı işverenden bağımsız olarak inisiyatif kullanılacağını, aleyhlerine herhangi bir surette vekalet ücreti ve Yargılama giderine hükmedilemeyeceğinin de yasa gereği olduğunu, Kurum kayıtlarında davacının davalılardan ... yanında herhangi bir hizmetine rastlanmadığını, diğer davalının da tüzel kişiliği haiz olmadığını, davacının hizmesinin tespitini istediği 27.08.2019-28.11.2019 tarihleri arasında sigortalılık hizmetlerine rağstlanmadığından davanın reddinin gerektiği, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığını, 506 sayılı SSK’nun 2 ve 6. maddelerinde belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, bu nedenle eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça; hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini belirten Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.6.1999 tarih ve 1999/21-508 Esas, 1999/525 Karar sayılı kararı olduğunu, Sosyal Güvenlik Hakkı kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakkın doğumunun ispatının zorunlu olduğunu, kamu araştırması yapılması gerektiğini, 506 sayılı Kanun'un 79/1 maddesine göre çalıştırılan işçilerin sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançlar toplamı, prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen bu kayıtlar için davalı Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine, davacının 27.10.2019 -01.11.2019 tarihleri arasında, Ekim 20 19... gün Kasım 20 19... gün olmak üzere toplam 5 gün ve günlük 85,28 TL brüt ücret üzerinden iş yeri no: .. olan davalı ... iş yerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine ve diğer kayıtlı çalışmalarıyla birleştirilmesine davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, fiili çalışma olgusunun ispat edilemediğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını beyanla temyiz yasa yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 4.Davacı; 27.08.2019-28.11.2019 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep etmiş olup, Mahkemece, dinlenen bordro tanığı net olarak davacının 15 gün boyunca ...'a ait iş yerinde çalıştığını beyan ettiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporu denetime hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile kısmen kabul kararı verilmiş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. İnceleme konusu eldeki davada, dosyada bordro tanıkları ile davacı ve davalı tanıkları dinlenilmiş ise de tanık anlatımları davacının çalışmasını ispata yeterli değildir. Bordro tanığı davacının 15 gün süre boyunca çalıştığını beyan ederken bazı tanıklar 4-5 ay davalı iş yerinde çalıştığını, bazıları askere gitmeden önce 3-4 ay boyunca çalıştığını beyan etmeleri, ayrıca her bir tanığın davacının çalışmaya başladığı dönem konusunda da birbirinden farklı beyanda bulunmaları karşısında dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiği görülmüştür. Ayrıca davacının 18.10.2019-27.10.2019 tarihleri arasında davalıya ait ... sicil sayılı dosyasında işlem gören iş yerinden tam gün üzerinden bildirimlerinin olduğu, 27.10.2019 tarihinde 3 nolu kod ile (istifa) işten çıkış bildirgesinin verildiği, davacının işten çıktıktan sonra çalışmaya devam ettiği hususu da hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmeden 27.10.2019 - 01.11.2019 tarihleri arasında çalıştığı yönündeki Mahkeme kabulü de isabetsizdir. Mahkemece; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı Mahkemece dinlenilmeyen diğer bordro çalışanları ile aynı yerde komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re'sen saptanarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, yapılacak araştırma ile varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18109, K. 2026/5098, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-18109-e-2026-5098-k-929d04bfd796