Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/2057 E. 2024/10018 K. – İş Kazasında

Konu: İş Kazasında Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2057
Karar No
2024/10018
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasında Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/659 E., 2023/2383 K. KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/215 E., 2020/53 K. Taraflar arasındaki iş kazasında tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilinin, davalılardan Mercedes Benz Türk A.Ş'ye ait işyerinde Ar-Ge Mühendisi olarak çalışmakta iken 18.03.2010 tarihinde bu firmanın çalışanlarını taşıyan ve Mercedes Benz Türk A.Ş tarafından temin edilen diğer davalı ... Turizm'e ait ... plakalı servis aracında evi Başakşehir'den işyeri Hoşdere'ye giderken minibüsün yan devrilmesi sonucunda trafik iş kazası geçirdiğini, bu kaza sonucunda davacının sol elinden ve sol omzundan yaralandığını ve 5 kez ameliyat geçirdiğini, kaza sonucunda sol elinin tüm fonksiyonunu yitirdiğini, davacının davalı işyerinde 04.04.2000 tarihinde çalışmaya başladığını, aylık ücretinin net 4.800,00 TL olduğunu, ayrıca yemek ve yol yardımları ile işyerinde tüm işçilere sağlanan prim ödemelerinin mevcut olduğunu, iş kazasından davalıların asli ve birinci dereceden sorumlu ve kusurlu olduğunu, davacının hiçbir kusuru olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; 5000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 269.211,02 TL'ye artırmış, aynı dilekçede ek dava mahiyetinde ıslah suretiyle başvurma harcını da yatırarak 50.000 TL'lik manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2.Asıl dosya ile birleşen Bakırköy 29. İş Mahkemesi'nin 2019/845 E - 2019/537 K sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketlerde geçirdiği iş kazası nedeni ile hesap olunan 513,435,55 TL maddi tazminattan asıl dava kapsamında talep edilmeyen 244.224,53 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Mercedes Benz Türk A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; taşıma işini tamamen diğer davalı ... Şirketine verilmiş olması nedeniyle müvekkiline atfedilecek bir sorumluluk olmadığından davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... Tur. Taş ve Servis Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın gerçekleştiği aracı ...’ten kiraladığını ve olay tarihinde ... tarafından kullanıldığını bu kapsamda şoför ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, aynı zamanda işleten sıfatının da bulunmadığını, davanın sigorta şirketine ihbarı gerektiğini, karayolları trafik kanunundan kaynaklı zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davacının tedavisinin devam ettiğini maluliyetinin kesinleşmediğini, tedavi gideri ve zararlarının müvekkili tarafından karşılandığını, SGK tarafından da geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, kazanın yolun kaygan olmasından sebeple gerçekleştiğini, yolcu ifadelerinde sürücü hatasından bahsedilmediğini, aracın herhangi bir arızasının bulunmadığını, araç bakımlarının müvekkili ve diğer davalı olmak üzere kontrol edildiğini, iş kazasının kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ilk kararda özetle; davaya konu olayın meydana gelmesinde davalı Mercedes Benz Türk A.Ş'nin % 30, ... Taşımacılık Servis ve Turizm Tic. A.Ş'nin % 20, ...'in % 20, ...'e ait araçta çalışan ...'in % 30 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurlu olmadığının tespit edildiği, davacının karşılanmayan zararlarının tespiti ile ilgili olarak hesap bilirkişisinden alınan 25.07.2019 tarihli rapordaki değerlendirmelerin oluşa uygun bulunarak hükme esas alınmak suretiyle davacının davaya konu olay nedeniyle uğramış olduğu toplam maddi zarar miktarının 513.535,55 TL olduğu gözetilerek maddi tazminata yönelik davanın belirtilen miktar itibariyle kabulüne, olay tarihinde 40 yaşında olan ve % 23,20 oranında malul kalan davacının, gerek olay sırasında gerekse olaydan sonra derin bir acı ve üzüntü yaşadığı dikkate alındığında bu acı ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletmek amacıyla, 10.000,00 TL manevi tazminat tutarının hakkaniyet ilkesine uygun olacağı sonucuna varıldığına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarih ve 2020/1531 E-2021/274 K sayılı ilk kararıyla; A-Davalı Mercedes Benz Türk A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Esastan Reddine, B-Davacı vekili ile davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kısmen kabulüne, C-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-2 nci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, D-Davanın Kısmen Kabulüne, 1-)513.435,55 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-)35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verildiği anlaşılmıştır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin 27.12.2022 tarih ve 2022/10385 E- 2022/16748 K sayılı ilamıyla; davalılar vekillerinin sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin; "Somut olayda olayın gerçekleşme şekline göre, virajlı yola uygun hızla girmeyerek kazaya sebep olan dava harici sürücü ...’in ağır kusurlu olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Giderek yolcu konumunda bulunan davacının kusurunun değerlendirilmesi noktasında ise, öncelikle kazanın gerçekleştiği araçta yolcu emniyet kemeri tertibatının bulunup bulunmadığı ile bu kemerin işlevsel olarak olay anında kullanılabilir nitelikte olup olmadığının araştırılarak ortaya konulması, yolcu emniyet kemerinin mevcut ve işlevsel olduğu halde kullanmaması halinde rücu dava dosyasında alınan ve yukarıda belirtilen kusur oranında olduğu gibi davacı sigortalıya bu halde kusur oranı tayinin değerlendirilmesi, devamla yolcu kemerinin bulunmaması, bulunmakla beraber işlevsel olarak kullanılamadığının anlaşılması halinde alt işverenin asıl işveren’e göre daha ağır oranda kusurlu olarak kabul edilmesi gerektiği hususu gözden kaçırılmadan; taşıma işi yüklenicisi alt işveren ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. A.Ş.’nin emniyet kemeri olmayan aracı taşıma işinde görevlendirmesi, aynı zamanda görevlendirdiği araç için Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamındakki mükellefiyetleri değerlendirilerek kusur tayin edilmesi, asıl işveren Mercedes Benz Türk AŞ’nin de bu aracın emniyet kemeri olup olmadığını kontrol etmemesi ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında alması gereken önlemlerin değerlendirilerek kusur oranlarının tayin ve tespitine girişilmesi gerekirken, anılan hususlarda araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece; davaya konu iş kazası olayıyla ilgili Ceza dava dosyasının bulunup bulunmadığını araştırmak var ise bu dosya aslı veya onaylı örneği ile SGK tarafından açılan Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 2016/396 Esas sayılı rücu dava dosyasının onaylı örneğinin dosya kapsamına getirilmesini temin etmek, yukarıda yazılı olan hususlar göz önünde bulundurularak tarafların ve davaya konu trafik iş kazasının meydana gelmesinde etkisi olan üçüncü kişilerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi için dosyalarda mevcut bilirkişi heyetlerinden farklı, kazanın gerçekleştiği trafik – iş kazası alanda uzman A Sınıf İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması taraf itirazlarının karşılanmak ve çelişkiler var ise giderilmesi suretiyle kusur oran ve aidiyetlerinin her türlü şüpheden uzak ve açık bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan bozmadan sonra yapılacak yargılamada; iş bu Mahkeme hükmünün davacı tarafça maddi tazminat yönünden temyize getirilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, özellikle maddi tazminatın belirlenmesinde hükme esas alınan 25.07.2019 tarihli ek hesap raporunda işlemiş (bilinen) devre sonu olarak esas alınan tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapor yansıtılmamak suretiyle tespit edilen kusur raporundaki oranlar mevcut rapora uygulanarak maddi tazminat istemi ile manevi tazminat istemi hakkında bir karar vermekten ibarettir. " gerekçeleriyle esas hakkında hüküm veren Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih, esas ve karar numarası belirtilen kararında özetle; "a) Kusur yönünden; dosya içeriği, Yargıtay bozma ilamı, incelenen rücuen tazminat dosyası ve Dairemizce alınan 16.07.2023 tarihli kusur raporuna göre; davalı Mercedes Benz... Şirketi, çalışanlarının işe geliş gidişleri ile ilgili olarak yardımcı iş kapsamında olan taşıma hizmetini (işini) 01.10.2007 tarihinde diğer davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi ile imzaladığı personel taşıma sözleşmesi kapsamında işbu davalıya vermiştir. Bu durumda her iki davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi söz konusu olmaktadır. Her iki davalı arasında imzalanan sözleşmede, davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi'nin taşıma işini kendi araçları ve ihtiyaç duyulduğu taktirde geçerli bir sözleşmesi olan kiralık bir araçla da yapabileceği hususu belirtilmiştir. Bu doğrultuda davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi ile dava dışı ... arasında tedarikçi araç kiralama sözleşmesi yapılmıştır. Dava dışı ... kendi ad ve hesabına kendi işçileri ile işbu taşıma hizmetini yerine getirmektedir. Davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi ile aralarında taşeron (tedarikçi) ilişkisi bulunmakta olup, davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi personel servis aracında bulunan personelin işin görüleceği yere güvenli ve emniyetli bir şekilde götürülmesinden sorumludur. Ayrıca servis şoförünün taşıdığı personelin güvenliği için uyulması gereken kurallara uyup uymadığını denetleme, bilgilendirme ve eğitim verme yükümlülüğü de vardır. Ancak davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi işbu yükümlülüklerine tamamen riayet etmemiştir ve raporda belirtildiği şekilde sorumludur. Yine taşıma işini üstlenen ... raporda belirtilen sebeplerle sorumludur. Dava dışı ... ise kazaya karışan ... plaka sayılı aracın sürücüsüdür ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu görülmüştür. Davalı Mercedes Benz... Şirketi ise asıl işveren olarak alt işveren olan diğer davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. Anonim Şirketi ile birlikte iş güvenliği önlemlerinin alınmasından müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ayrıca davacı işçi, emniyet kemeri takmamış olması sebebiyle kusurludur. Dairemizce alınan 16.07.2023 tarihli rapor usul ve yasaya ile dosya içeriğine uygun bulunmuştur. Aksine itiraz yerinde değildir. b) Sürekli iş göremezlik oranı tespiti yönünden; yapılan maluliyet oranı tespiti kontrol kaydı gerektirmeyecek şekilde belirlenmiştir. Yerel Mahkeme tarafından ve hükme esas alınan hesap raporunda davacının maluliyet oranı dosya kapsamı ve alınan maluliyet raporlarına uygun bir şekilde % 23,2 oranında kabul edilmiştir. Davalı vekilinin itirazı yersizdir. c) Manevi tazminat istemi yönünden; maddi tazminat isteminin arttırımına ve manevi tazminat istemine ilişkin dilekçenin başvurma ve nispi harç yatırılmak suretiyle Mahkemeye verildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre de davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği manevi tazminat isteminin kabulü yerinde olup somut olayda; davacı işçi, davalı Mercedes Benz... Şirketi'nde çalışmakta iken 18.03.2010 tarihinde personel servis aracı ile işyerine gelmekte iken, aracın devrilmesi sonucu yaralanmıştır. Bu yaralanma neticesinde %23,2 oranında malul kalmıştır. Olay SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş ve alınan kusur raporunda olayın gerçekleşmesinde davacı işçinin kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Davacının maluliyet oranı, kusur durumu, kaza tarihi ve olayın oluş şekli itibari ile hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının az olduğu açıktır. Dairemizce manevi tazminat miktarı yönünden yukarıdaki ilkeler gözetilerek yeniden 35.000,00 TL olacak şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekili istinaf isteminde haklıdır. Davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. A.Ş. vekilinin istinaf isteminin ise reddi gerekmiştir. d) Maddi tazminat istemi yönünden; Alınan kusur raporu doğrultusunda Dairemizce dosya yeniden hesap bilirkişisine tevdi edilmiş olup, bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 18.11.2023 tarihli raporda; belirlenen yeni kusur oranlarına göre davacının hak kazandığı maddi tazminat alacağı yeniden hesaplanmıştır. Alınan bilirkişi ek raporu, dosyadaki kusur durumuna, maluliyet oranına, davacının kazanç durumuna, yerleşik yargısal kararlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişlidir. Ayrıca SGK tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödemeleri mahsup edilmiştir. Ancak mahsup işlemi yapılırken hatalı olarak %100 kusur üzerinden mahsup işlemi yapıldığından Dairemizce bu hata resen düzeltilerek kabul edilen kusur raporundaki %90 oran üzerinden mahsup işlemi yapılmıştır. Buna göre geçici iş göremezlik ödemesi olarak ödenen 37.239,08 TL'nin %90'ı olan 33.515,17 TL ile peşin sermaye değeri olarak ödenen 160.281,11 TL'nin %90'ı olan 144.253,00 TL mahsup edildiğinde davacının bakiye maddi tazminat alacağı 462.091,99 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan maddi hata bu şekilde düzeltilmiştir. Ayrıca önceki kararın davacı tarafça maddi tazminat yönünden temyize getirilmemiş olması nedeniyle, davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, maddi tazminatın belirlenmesinde hükme esas alınan 25.07.2019 tarihli ek hesap raporunda işlemiş (bilinen) devre sonu olarak esas alınan tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapor yansıtılmamak suretiyle maddi tazminat hesabı yapılmıştır. e) Zamanaşımı yönünden; davacı vekili, 01.08.2019 tarihinde ek dava yoluyla maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Davaya konu kazanın meydana geldiği 18.02.2010 tarihi ile 01.08.2019 olan ek dava tarihleri arasında da 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. f) Dava şartı yönünden; Açılan dava, kazaya karışan aracın sigorta şirketine karşı değil, davacının işverenlerine karşı açılmıştır. Dolayısıyla eldeki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat dosyasında davadan önce sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunmamıştır. g) Birleşen dava yönünden; davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, birbirinden bağımsız iki dava olduğundan her bir dava bakımından hüküm sonucunun ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiş ise de; alınacak harç miktarının değişmediği, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili ise ayrı ayrı hüküm kurulmasının davalı lehine bir durum yaratmayacağı değerlendirildiğinde, yerel Mahkemece asıl ve birleşen dava yönünden birlikte hüküm kurulmuş olmasında bir hata görülmemiştir. İstinaf başvurusunun reddi gerekmiştir h) Somut olayda; dava iki davalı aleyhine açıldığı halde hüküm fıkrasında tahsile karar verilen miktarların "davalıdan alınarak" denilmek suretiyle infazda tereddüt yaratacak şekilde müphem ve çelişkili hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Dairemizce, açıklanan yasa hükümleri doğrultusunda hangi davalı hakkında ne şekilde karar tesis edildiği açıklanarak, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde yeniden karar verilmiştir. Davacı vekili ile davalı ... Turizm Taşımacılık ve Servis Tic. A.Ş. vekilinin bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmüştür." gerekçeleriyle; Davanın kısmen kabulüne, 1-462.091,99 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen son kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi kusur raporuna itiraz dilekçesi ile dosya kapsamına alınan, kaza anına ait aracın içine dair fotoğraflarda, davacının bulunduğu koltukta emniyet kemerlerinin kullanıma elverişli olmadığını, zira emniyet kemerlerinin koltuğun altına doğru katlanmış ve işlevinin kaybettirilmiş olduğunu, bu hali ile davacının emniyet kemerini kullanmasının mümkün olmadığını, maddi tazminatın hesabında karar tarihine en yakın asgari ücret verileri dikkate alınarak maddi tazminatın hesabı gerektiğini, bu durumun kamu düzeni gereği olduğunu, 35.000 TL’ye artırılan manevi tazminatın az olduğunu, davacının tedavi süresinin 1 yıla yakın sürdüğünü, davalı tarafın %100 kusurlu kabulü gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ... Turizn Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren sıfatı olmadığından araç işleten olarak zamanaşımı olarak iki yıllık ve haksız fiil kapsamında 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu 10 yıllık genel zamanaşımının uygulanamayacağını, Kocatepe SGM’nin raporunun 11.03.2014 tarihli olup bu tarihten itibaren 2 yıl uygulanıldığında ıslahın ve birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, bu hususta davacının da bir iddiası olmadığını, aracın ... adına kayıtlı olduğunu bu kişiden kiralandığını Şoför ...’in ise müvekkili şirket işçisi olmadığını, aracın üzerinde müvekkilinin logo isim veya unvanının olmadığını, müvekkilinin diğer davalıya karşı alt işveren konumunda da bulunmadığını, birleşen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını, birleşen davada noksan harç alındığını, Araç kazasının yoldaki ıslaklıktan meydana geldiği, kusur raporuna itirazının karşılanmadığını, İSG yönetmeliği kaza tarihinde yürüklükte olmamasına ve müvekkilinin işveren olmamasına karşın bu bağlamda kusur verilmesinin yerinde olmadığını, %10 düzeyindeki kusurun az olduğunu, davacı zararları SGK tarafından karşılandığını maddi tazminat hesabı ilkelerinin hatalı olduğunu, davacı efor kaybı-zararı olmadığını, ıslah ile manevi tazmiat istenemeyeceğini, SGK rücu davasında davacıya emniyet kemeri takmadığından %10 kusur verildiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşıma işinin anahtar teslim olarak verildiğini bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin davacıya İSG eğitimi verdiğini, taşıma sözleşmesi kapsamında periyodik olarak araçları denetlediğini, kazanın oluşumuna bakıldığında kazanın yol şartlarındaki gizli buzlanmadan kaynaklandığını, bu bakımdan müvekkil şirket bakımından kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmadığını, dolayısıyla müvekkilin kusur ve sorumluluk yüklenmesi mümkün olmadığını, davacı emniyet kemeri takmadığından %10 oranındaki kusurun az olduğunu, kaza öncesinde olduğu gibi kaza sonrasında da davacı Ar-Ge mühendisi olarak çalıştığını, işi bedensel çalışmayı gerektirmediğinen efor kaybı olmadığını, hesap raporunda müvekkili şirkette çalıştığının gözetilmediğini, hükme esas alınan hesap raporunun hesap ilkerlerine aykırı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110 uncu maddesi, davanın belirsiz alacak olarak kabulü açısından aynı kanunun 33 ve 107 nci maddeleri "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddelei delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, " İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göreolayın gerçekleştiği tarih gözetildiğinde 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile İş Sağlığu ve Güvenliği Tüzüğü hükümleri ile Trafik İş Kazası niteliğinde olması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85 ile 90 ıncı maddeleri dir. 3. Değerlendirme a) Taraf vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. O halde bozma üzeri esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olması nedeniyle manevi tazminat hükmünün maddi tazminat hükmünden ayrı olarak kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde miktardan reddine karar verilmiştir. b) Taraf vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle bozma kararında işaret olunan hususların bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada incelenerek sonuca ulaştırılmış olmasına, temyiz edenin sıfatına, kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalı taraf vekillerinin, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının 6100 sayılı Kanun'un 352/1-b maddesi gereğince miktardan REDDİNE, 2.Davacı ve davalı taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda dökümü yapılan harcının ilgililerden tahsiline, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2057, K. 2024/10018, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-2057-e-2024-10018-k-45948e0c1bf6