Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7768 E. 2024/10016 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7768
- Karar No
- 2024/10016
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3524 E., 2021/1477 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/173 E., 2019/474 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle, yapılan ilk inceleme neticesinde dosyada tespit edilen noksan hususun ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş, geri çevirme gereği ikmal edilerek dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait Wellborn Otel’de mutfak şefi (Leb-i Derya Restoran Mutfak Şefi) olarak çalışırken 28.09.2013 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu yaralandığını, yardımcıları ile birlikte dolaptan çelik kapların içinde 25-30 kg’lık büyük eti çıkarıp tezgaha koyacakları sırada ayağının kayarak mazgala takıldığını ve düştüğünü, iş kazası sonrası sol el bileği ve yukarı kısımlarının zedelendiğini ve parçalı kırıklar oluştuğunu, işveren tarafından verilen terliklerin kaymasını önlemediğini, ayrıca işyerinde başka işçilerin de kayıp düştüğünü, bu nedenle amirlerinden, mutfağa kaymaz paspas konulmasını istediğini ancak talebinin reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 79.371,55 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Sosyal Güvenlik Kurumunu hatalı yönlendirdiğini, müvekkilinin eski çalışanı ... ile olaydan 2,5 sene sonra tesadüfen karşılaşıldığını, bu konuşmada olayın iş kazası olmadığının ve davacının ... ile kavga sırasında yaralandığının öğrenildiğini, Kurum tahkikatının devam ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; ...Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 15.09.2017 tarih ve 120640/19/İR/19 sayılı inceleme raporu ile davacı ...'nın 28.09.2013 tarihinde yaralanması ile sonuçlanan olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin (a) fıkrası uyarınca iş kazası olduğu, kazada sigortalının % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosyada alınan 09.07.2018 tarihli kusur raporu ile alternatifli olarak olayın işveren tarafından düzenlenen iş kazası raporunda belirtildiği şekilde gerçekleşmesi ihtimalinde davacı ...'ın % 40, davalı ...'nin % 60 oranında kusurlu olduğu, olayın davacı işçinin ... ile yaşadığı kavga nedeniyle gerçekleşmesi ihtimalinde davacı ...'ın % 40, davalı ...'nin % 20, üçüncü kişi ...'ın % 40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu müfettiş raporu ile dosyaya alınan kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 19.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde davacı ...'ın % 40, davalı ...'nin % 20, üçüncü kişi ...'ın % 40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 61 inci maddesinde de; “ Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” hükmü yer almıştır. Anılan Kanun'un 163 üncü maddesinde de davacının, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebileceği öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 163 üncü maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, talebi gereklidir. Diğer taraftan, dava dilekçesinde açıkça müteselsil sorumluluktan söz edilmiş ve kusurları oranında tahsil isteminde bulunulmamış ise; dava dilekçesindeki sözlerden, ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumundan, dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden davacının müteselsil ödetme isteği anlaşıldığı takdirde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi ve Medeni Kanun'un 2 nci maddesi de düzenlenen (gerçek maksat ve afaki iyiniyet kuralları) göz önünden tutularak davacının müteselsilen ödetme isteği kabul edilerek sonuca varılmak gerekir. Nitekim bu görüş Hukuk Genel Kurulunun 23/3/1966 gün ve 9/3 Esas, 80 Karar sayılı ve 26.06.1983 gün ve 1981/9-533 Esas, 1983/724 Karar sayılı, 19.12.1986 gün ve 1985/4-822 Esas, 1986/1140 Karar sayılı ilamlarında da açıkça vurgulanmıştır. Somut olayda da davanın teselsül esasına dayanarak açıldığı anlaşılmakta olup, davalıların müteselsil sorumluluk ilkeleri gereği tazmin sorumlularının toplam kusurdan davacıya karşı sorumlu oldukları kabul edilmiştir. İzah edilen nedenle, dosyada mevcut raporlara göre kazanın meydana gelmesinde davalı taraf kusur oranının % 20 + (üçüncü kişi ... yönünden kusur oranının yarısı) % 20 = % 40 olduğu kabul edilmiştir. İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun 11.01.2016 tarih ve 120 sayılı Sağlık Kurulu kararı ile davacının maluliyet oranı % 12,1 olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamından davacının son net ücreti 3.852,85 TL olarak tespit edilmiştir. Ancak taleple bağlı kalınarak 3.850,00 TL net ücret üzerinden değerlendirme yapılmıştır. İş kazası nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri 51.935,42 TL olup, gelir bağlama onay tarihi 27.10.2017'dir. Ayrıca davacıya 28.09.2013-27.11.2013 döneminde 5.799,88 TL, 20.11.2014-02.01.2015 döneminde 6.031,18 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödemesi yapılmıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesi; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez..." hükmünü içermektedir. Yüksek Mahkeme kararlarında bu düzenlemenin derdest davalarda uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu nedenle, davacıya SGK tarafından bağlanmış sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı taraf kusur oranı olan (üçüncü kişi ... yönünden kusur oranının yarısı) % 40'ının, mahsubu gerekmektedir. Bu ilkeler ışığında aktüerya uzmanı bilirkişi Av.... tarafından düzenlenen 22.02.2019 tarihli raporda, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 79.371,55 TL olduğu bildirilmiştir. Düzenlenen rapor ayrıntılı ve gerekçeli olup, dosya kapsamına uygun düşmekle hükme esas alınmıştır. Davacı, kaza tarihi itibariyle 41 yaşındadır. Olay sonucu % 12,1 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kalmıştır. Olay nedeniyle büyük elem ve ızdırap çektiği tartışmasızdır. Davacı yararına ...56 maddesi ve 1966 tarih, 7/7 sayılı İ.B.K. şartları oluşmuştur.Tarafların mali içtimai durumu, paranın alım gücü, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki rayiçler, kusur durumu, manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak hakkaniyete uygun, takdiren 12.500,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. " gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle %12,1 oranında malul kaldığını, Müvekkilinin başına gelen iş kazasından davalı işverenin sorumlu olduğunu, Manevi tazminat taleplerinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini, SGK tarafından bağlanan maaşın ilk PSD'sinin tazminat hesabından düşümünün dava konusu olay için hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda müvekkilinin kusursuz olduğunun SGK tahkikatı ile anlaşıldığını, davacının resmi mercileri ve mahkemeyi kandırma ve gerçekleri gizleyerek menfaat sağlama amacıyla hareket ettiğini, müvekkilini ve SGK'yı kandırarak iş kazasının varlığına inandırdığını, ... ile davacı arasındaki kavga sırasında davacının yaralandığını, Hesap raporunun ve hükmün kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkilinin üçüncü kişinin kusurundan kısmen dahi olsa sorumlu tutulmuş olmasının haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 15.09.2017 tarih ve 120640/19/İR/19 sayılı inceleme raporu ile davacı ...'ın 28.09.2013 tarihinde yaralanması ile sonuçlanan olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin (a) fıkrası uyarınca iş kazası olduğu, kazada sigortalının % 100 oranında kusurlu olduğu belirtildiği anlaşılmaktadır. Dosyada alınan 09.07.2018 tarihli kusur raporu ile alternatifli olarak olayın işveren tarafından düzenlenen iş kazası raporunda belirtildiği şekilde gerçekleşmesi ihtimalinde davacı ...'ın % 40, davalı ...'nin % 60 oranında kusurlu olduğu, olayın davacı işçinin ... ile yaşadığı kavga nedeniyle gerçekleşmesi ihtimalinde davacı ...'ın % 40, davalı ...'nin % 20, üçüncü kişi ...'ın % 40 oranında kusurlu olduğu belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı ve dava dışı ... ile aynı işyerinde çalıştığı ve tartışmaya başladıkları, araya girenler tarafından kavganın ayrıldığı daha sonra kavganın yeniden başladığı ve davacı işçinin arbede esnasında düşerek yaralandığı tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları ile anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu müfettiş raporu ile dosyaya alınan kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 19.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, iş kazasının meydana gelmesinde davacı ...'ın % 40, davalı ...'nin % 20, üçüncü kişi ...'ın % 40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmesine ilşkin İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Davacıya SGK tarafından bağlanmış sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı taraf kusur oranı olan (üçüncü kişi ... yönünden kusur oranının yarısı) %40'ının, mahsubuna yönelik değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Bu yöndeki istinaf talepleri yerinde değildir.Buna göre, yukarıda yazılı ilkeler, davacının sürekli iş göremezlik oranı, tarafların kusur durumu, hastalığın tespit tarihi, davacının yaşı dikkate alındığında yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, kazanın yerlerin temiz olmaması ve temizlik elemanının gereken yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu aynı mutfakta başka işçilerin de düşüp yaralandığını, işyerine kaydırmaz paspas serilmesi istenmiş ise de bu isteğin sırf görüntü kirliliği nedeniyle reddedildiğini, maluliyet oranına dair tespitin yerinde olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, Kurum tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmının hatalı belirlendiği beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; müvekkilinin kusuru olmadığını SGK müfettişi raporuyla tespit edildiğini, davacının hem müvekkilini hem resmi mercileri kandırdığını, çalışan ...’ın 2,5 sene sonra bir karşılaşma ile beyanda bulunduğu gözetilerek konunun tartışma neticesinde gerçekleştiği işçinin tartışma neticesinde yaralandığının sabit olduğunu, kusur heyetinin makine mühendislerinden teşkil edilmesinin hatalı olduğunu, 3. kişi kusurundan müvekkilinin müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalanların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Destek tazminatı alacağından sorumluluk ve tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir. 3. Değerlendirme a) Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.09.2021 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 78.630,00 TL olup, manevi tazminat hükmünün maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak değerlendirildiğinde, miktarının kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, bu hükmü temyiz eden davacı vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. b) Davacı ve davalı taraf vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, taraf vekillerince ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz kapsam ve nedenlerine göre, tüm temyiz itirazlarının reddiyle maddi tazminata yönelik hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle maddi tazminata ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının ilgililerden tahsiline, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.