Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9960 E. 2024/12269 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9960
Karar No
2024/12269
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/788 E., 2023/1220 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaneli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/78 E., 2023/9 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, davacının 11.01.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda ağır şekilde yaraladığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 1000 TL maddi tazminatın olay tarihinden faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiş, 31.5.2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 220.992,79 TL olarak ıslah etmiştir.

Birleşen 2019/99 Esas sayılı dava dilekçesinde; 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Birleşen 2022/186 Esas sayılı ek dava dilekçesi ile 515.961,91 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı ... Makine Torna İnşaat Nakliyat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 01.01.2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin taşeronu olduğunu, tüm koruyucu malzemelerin davacı işçiye teslim edildiğini ve kullanmasının sağlandığını, eğitim verildiğini, asıl işveren olarak müvekkili şirkete bu konuda hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... Makine vekili cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda hiç bir kusuru bulunmayan müvekkili şirket yönünden davanın reddinin gerektiğini, davacıya işin gerektirdiği iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri verildiğini, müvekkili şirkete atfedilecek kusurun bulunmadığını, davacının %41 olarak belirtilen maluliyet oranının kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile düzenlenen ilk raporda davalı ... Şirketi'nin %40, davalı ... Makine Şirketinin %60 oranında kusurlarının bulunduğu, itiraz üzerine yeni bir bilirkişi kurulundan aldırılan raporda ise davalı ... Şirketinin %60, davalı ... Makine Şirketinin %40 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın tekrar bilirkişi kuruluna gönderildiği, davalı ... Şirketinin %60, davalı ... Makine Şirketinin %40 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, davacının iş görememezlik oranının YSK tarafından tanzim edilen raporda %41,2 olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince tanzim edilen rapordan iş görememezlik oranının %41,2 olduğunun anlaşıldığı, dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, düzenlenen raporda karşılanmamış zararın 736.954,70 TL tutarında olduğunun tespit olunduğu, davacı tarafça asıl davanın yanında belirlenen zararın bakiye kısmının mahkemenin birleşen 2022/186 Esas sayılı dosyası kapsamında talep ettiği, davacının müterafik kusur oranı, sosyal ve ekonomik durumu, meslekte kazanma gücü kaybı nedeni ile meydana gelen zararın derecesi, davacının işbu zarar nedeni ile çektiği ve çekeceği üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, 26.06.1966 gün 7/7 sayılı YİBK'da belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları gözönünde tutularak manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 220.992,79.-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2013'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, birleşen 2019/99 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2013'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen 2022/186 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulüne, 515.961,91 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2013'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili; davacının taşeron diğer davalı ... Ltd.Şti'nin işçisi olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı ... Ltd. Şti. arasında taşeronluk sözleşmesi olduğunu, kumlu imalat ürünü parçaların temizlenmesi, taşlanması, yolluk delme, çapak alma, delik delme olarak tabir edilen işlemlerin taşeron tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin işçi sağlığı ve iş güvenliğinin temini için yasanın kendisine yüklediği şekilde işçilere gerekli eğitimi verdiğini, asıl işveren olarak kendisine düşen yasal sorumluluğunu yerine getirdiğini, müvekkili şirkete yüklenen kusuru kabul etmediklerini, buna bağlı olarak hükmedilen tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, manevi tazminat miktarını kabul etmediklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili; ödeme nitelikli belgelerin dikkate alınması gerektiğini, asgari ücretin değiştiğinden dolayı yeniden hesaplamaya tabi tutulmasının da yanlış olduğunu, manevi tazminat yönünden herhangi bir bozma hükmü bulunmadığı halde usuli müktesep hak doğduğunu, ancak bu defa yeni kurulan hükümde 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, davacı tarafından diğer dosya kapsamında düzenlenen son hesaplama raporuna itiraz edilmediğini, bu noktada müvekkilinin davalı açısından usuli müktesep hak doğduğunun kabul edilmesi gerektiği belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel Mahkemece tarafların kabul edilen kusur oranları ile davacının kesinleşen % 41.2 maluliyet oranı ile davalıların asıl ve alt işveren sıfatlarının dikkate alınmasında isabetsizlik görülmediği, davacının dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde kaza tarihinden itibaren faiz talep ettiği anlaşılmakla bu yönde kurulan hükmün usul ve yasaya uygun bulunduğu, hesap bilirkişisi tarafından işveren bağışı kapsamında sayılamayacak nitelikteki indirime tabi tüm ödemelerin hesaplamada dikkate alındığı, yerel Mahkemece son aldırılan hesap raporunda, davacının kesinleşen maluliyet oranına göre olması gereken peşin sermaye değeri ile kurumca bildirilen geçici iş göremezlik ödeneği ile beraber rücuya kabil kısmını tazminattan indirmek suretiyle bu esnada usuli müktesep hakkın gözetilerek, davacının istinaf dilekçesinde hesaplanan maddi tazminat miktarına yönelik itirazlarının olmaması sebebiyle 17.05.2019 tarihli ek raporda hesaplanan miktar yönünden davalılar açısından usuli müktesep haklar dikkate alınarak o tarihteki raporda belirlenen davacı maddi zararlarından bu raporda hesaplanan olası PSD miktarlarının indirimi sonrası davacının karşılanmamış maddi zararlarının hesaplandığı hesaplama seçeneğinin bölge adliye mahkemesi karar ilamına uygun olarak hazırlandığı ,ancak yerel mahkeme tarafından, önceki karara esas alınan hesaplama yöntemi ve maddi tazminat hesabı yönünden davacı tarafın yerel Mahkeme kararını istinaf etmediği hususu dikkate alınmadan hüküm kurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında, istinafa konu edilmeyen hesaplamaya esas yaşam tabloları ile güncel asgari ücretin de dikkate alınması ile birlikte tanzim edilen hesap raporuna göre maddi zarar için açılan ek davanın, davalılar yararına oluşan usulü müktesep hakka aykırı olduğu anlaşılmakla, birleşen ek davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, davalıların bu yönlere ilişkin istinaf taleplerinin yerinde görüldüğü, manevi tazminat talepleri yönünden; tarafların kabul edilen kusur oranı, SGK tarafından yapılan iş kazası tahkikatı sonunda düzenlenen rapordaki oluşa ilişkin tespitler, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında yerel Mahkemece ilk kararda takdir edilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun olduğundan ve yeni kurulan hükümde herhangi bir gerekçe açıklanmaksızın yeni bir miktar yönünden karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle," davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, 218.044,26 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2013'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen 2022/186 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine, birleşen 2019/99 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.01.2013'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; asgari ücret artışlarının uygulanmasının kamu düzenine ilişkin olduğunu, bilirkişi tarafından Yargıtay uygulamasının da bu yönde değişmesi ile TRH 2010 tablosuna göre hesap yapılmasının doğru olduğunu, meydana gelecek artışları davacı önceden bilemeyeceğinden, davacının kararı istinaf/temyiz etmemesinin karşı taraf yararına bu açıdan usuli kazanılmış hak doğurmayacağını, manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.

3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

B) Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9960, K. 2024/12269, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9960-e-2024-12269-k-aa5f975dd36d