Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11537 E. 2024/12898 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11537
Karar No
2024/12898
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2111 E., 2023/501 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/280 E., 2019/1580 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili, davalılar ... Mekanik Hidrolik Vinç İşletmesi Nakliyat Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ..., ... Tarım Ürünleri Prese Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ... firması ile ... Mekanik firmasının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekili ve davalı ... firma vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesi ile müvekkillerinin murisi ...'ın işvereni ve yüklenici firma olan Asi Makina İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin üstlendiği ve bir kısım işlerini ... Mekanik Hidrolik Vinç işletmesi Nak. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Montaj ve Mühendislik - ... adlı taşeron firmalarına yaptırdığı sırada, Asıl İşveren ... Tanm Ürünleri Prese San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait ... Fabrikasında depolama için silo sistemlerinin kurulması işinde meydana gelen iş kazasında, davalı ... Mekanik Hidrolik Vinç İşletmesi Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait vinç ile evalator bandın (ürünleri siloya taşıyan band) kaldırdığı sırada evalator bandının kopması ve bandın silo montaj işinde çalışan müvekkillerinin murisi ...'ın üzerine düşmesi sonucu vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile eşi ... için 40.000,00 TL, çocuk ... ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminat alacağının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

Davacılar vekili birleştirilen Adana 5. İş Mahkemesi 2018/281 Esas dosya dava dilekçesi ile davacılar ..., ... ve ...'ın davalılar ..., ... aleyhine açmış olduğu tazminat davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile eşi ... için 40.000,00 TL, çocuk ... ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminat alacağının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı Asi Makine vekili cevap dilekçesi ile müvekkilin şirketin ...'a kendi işi ile ilgili her türlü eğitim, donanım ve teçhizatı verdiğini, iş güvenliği açısandan bir eksiğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin söz konusu işi diğer davalılardan ... Mekanik Hidrolik Vinç işletmesi Nak. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Montaj ve Mühendislik adlı işletmelere taşere ettiğini, ...'ın sadece gözlem ve kontrol amacı ile orada olduğunu, yardım kastı ile hareket eden mütevaffanın iş kazasına uğradığını, elevatör bandının kopmasının bu iki şirketin gerekli önlemleri almamasından kaynaklandığını, bu işte görevlendirmesi bulunmayan müvekkili şirkete kusur izafe edilemeyeceğini, mütevaffanın asgari ücret ile çalıştığını, talep edilen tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile bahsi geçen kazada mütevaffanın karıştığı iş kazasında meydana gelen hasarın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatı içerisinde yer almadığını, bu nedenle bahsi geçen kazada müvekkili şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin ikametgahının Kırıkhan olduğunu, müvekkili şirketin ... Çelik Kons. İm. ve Montaj şirketi ile mısır kurutma silosu yapımı ve imalatı ile montajı kosunuda belirli bir bedel karşılığında anlaştıklarını, anlaşma gereğince kendisinin hiç bir işe karışmayacak ve bedelini ödeyerek imalatı ve montajı diğer davalı firmanın yapacak olduğunu, müvekkili firmanın işin yapımı ve meydana getirilmesi ile ilgili hiç bir işe ve işçiye karışmadığı gibi sorumluluğun diğer anlaştığı firmaya ait olacağını, diğer davalı firma ile yapılan anlaşmanın bir ... sözleşmesi olduğunu, müvekkili firmanın ... sözleşmesi tarafı olması nedeniyle sorumluluğunun bulunmayacağını açıkça dile getirmiş bulunduğunu, ekte sunulan Hukuk Genel Kurulu kararından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin asıl işveren durumu olmadığı gibi meydana gelen kaza nedeni ile de hiç bir hukuki ve cezai sorumluluğununu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Mahkememizce raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 25.12.2018 tarihli kusur raporuna göre ölen işçinin %5, davalı Asi Makina %5, ... Tarım'ın %10, ... Çelik bünyesinde ... ve ...'in %35, ...'nun %25, ... Mekanik'in %15, vinç operatörü ... 'in %5 kusur sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. ... şirketinin şantiyesinde kurulacak çelik silo, taşıma sistemi ve çelik konstrüksiyon montajı işi için ... ile ... arasındaki montaj sözleşmesi, ceza dosyası ve Mahkememizce alınan kusur raporundaki tespitler dikkate alındığında davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararında "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu”hususunun vurgulandığı da dikkate alınarak 13.06.2019 tarihli aktüerya raporunda kusur oranları da dikkate alınarak Davacı ... yönünden belirlenen 123.988,37 TL maddi tazminatın kabulüne karar verilmiş, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumluluğu bulunmaktadır. Davacı ... ve ...'nın murisin desteğinden çıkmış olmaları sebebiyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesine göre ise hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Somut olayda murisin davacı ...'ın eşi, diğer davacıların babaları olup meydana gelen ölüm olayı sonucu ...'ın ilerleyen yaşı itibariyle kendisine maddi ve manevi destek olacak eşini kaybetmekten dolayı üzüntü yaşadığının kabulü gerekmektedir. Diğer davacılar ise ölüm olayı sebebi ile babalarını kaybetmiş, bu durumdan dolayı kendilerinin de manevi olarak ızdırrap çektiği, davacı çocukların önündeki muhtemel uzun yaşam döneminde babalarının eksikliğini her olayda hissedecek olmaları, çocukların üzüldüğünün kabulü gerekmektedir. Ölüm halinde ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak bir miktar para verilmesi kanunen düzenlendiğinden, tarafların kusur durumu, sosyal ve ekonomik durumları,verilecek manevi tazminatın işveren açısından bundan sonraki dönemlerde iş güvenliğini alma konusunda caydırıcı etkiye sahip olacağı kanaatiyle takdiren davacı eş açısından yönünden 30.000,00 TL, çocukların her biri için 15.000,00 TL'şer manevi tazminata karar verildiği ..." gerekçesiyle; "1-Asıl dava ve birleşen dava yönünden, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile a)Davacı ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, b)Davacı ... yönünden maddi tazminatın 123.988,37 TL'ye kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, c)Davacı ... yönünden 30.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp(davalı ... hariç olmak üzere), davacı ...'a verilmesine, d)Davacı ... yönünden 15.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp (davalı ... hariç olmak üzere), davacı ...'a verilmesine, e)Davacı ... yönünden 15.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp(davalı ... hariç olmak üzere), davacı ...'ya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... Mekanik Hidrolik Vinç İşletmesi Nakliyat Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ..., ... Tarım Ürünleri Prese Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Tarım vekili, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile diğer davalılar arasında yapılan sözleşmenin ... sözleşme olduğunu bu nedenle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rapora ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkeme kararının eksik inceleme ve değerlendirme ile verildiğini savunmuş, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Mekanik vekili, meydana gelen iş kazasında müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, itirazları doğrultusunda ... Ltd. Şti.'ye %10'luk sorumluluk yüklendiğini, işin gerçek sahibinin ... Ltd. Şti. olduğunu, müvekkiline yüklenen sorumluluğun hatalı olduğunu, ... ...'a bilirkişi tarafından atfedilen kusur oranının çok düşük olduğunu, eksik inceleme ile müvekkili aleyhine kusur atfedildiğini savunmuş, Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ...Ş. vekili, davaya konu kazanın trafik kazası olmadığını, kazanın vinç bandının kopması sonucu gerçekleştiğini, müvekkili şirketin alınan raporlarda sorumluluğu olmadığının tespit edilmesine rağmen müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Mahkemece yapılan hesaplamaların, kusur tespitlerinin, mali sorumluluklara ilişkin değerlendirmelerin hatalı olduğunu savunmuş, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece hükmedilen tazminatların hatalı olduğunu, maddi tazminat alacağının eksik hesaplandığını, dul ve yetim aylığının tazminattan indirilemeyeceğini, davacı çocuklar yönünden maddi tazminat taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın meydana gelen olay karşısında düşük kaldığını, Mahkemece yapılan yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplamalarının da hatalı olduğunu savunmuş, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Fabrikasında depolama için silo sistemlerinin kurulması işinde ve 27.10.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında, vinç ile evalator bandının (ürünleri siloya taşıyan band) kaldırıldığı sırada evalator bandının kopması ve bandın silo montaj işinde çalışan işçinin üzerine düşmesi sonucu vefat ettiği, Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişkinin giderildiği ve 25.12.2018 tarihli kusur raporuna göre ölen işçinin %5, Asi Makina Şti.'nin %5, ... Tarım Şti.'nin %10, ... ve ...'in %35, ...'ın %25, ... Mekanik Şti.'nin %15 ve vinç kullanıcısı ... 'in %5 oranında kusur sorumluluğunun bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür. 2918 sayılı KTK’da hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı 8. kısımda 85/1. maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, ... zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” şeklindedir. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3 üncü maddesinde, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun7'un 2/2 nci maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir. (YHGK'nın 28.09.2011 gün 2011/17-499 Esas 557 Karar sayılı ilamı ve aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2014/25063 Esas - 2017/6130 Karar sayılı ilamı) Sigortalının ölümüne sebep olan kaza, işyeri sahasında gerçekleşmiş olup bu yer 2918 sayılı Kanun'un 3. bendi uyarınca karayolu niteliğinde olmadığından dolayı Mahkemece iş makinesinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalılardan ... yönünden poliçe kapsamında olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Davalı ...'nin bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir. Hüküm, bu yönden düzeltilmelidir. Mahkemece, davacılardan 08.01.1992 doğumlu ... yönünden kaza tarihinden (27.10.2014) sonra 19.11.2014 tarihinde boşanmış olması ve SGK kayıtlarına göre 15.04.2015 tarihinden itibaren işçi olarak çalışmaya başlaması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup davacı tarafın bu yöndeki istinaf nedenine itibar edilmemiştir. Mahkemece, davacılardan 14.11.1993 doğumlu ... yönünden 18 yaşınnı ikmal etmesi nedeniyle yüksek öğrenime devam ettiğine dair belge sunulmadığından dolayı maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup davacı tarafın bu yöndeki istinaf nedenine itibar edilmemiştir. Mahkemece, ... (murisin eşi) yönünden 30.000,00 TL, ... yönünden 15.000,00 TL (murisin kızı) ve ... (murisin oğlu) yönünden 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olup davacı tarafça manevi tazminatın az olduğu yönündeki istinaf nedenine dayanılmıştır.Dava dilekçesinde, ... (murisin eşi) yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 30.000,00 TL (murisin kızı) ve ... (murisin oğlu) yönünden 30.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiştir.Tarafların ve murisin tespit edilen kusur oranı, olayın oluşu, paranın satın alma gücü ile sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat az olup ... (murisin eşi) yönünden 35.000,00 TL, ... yönünden 20.000,00 TL (murisin kızı) ve ... (murisin oğlu) yönünden 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmelidir. Davacı tarafın bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir. Hüküm, bu yönden düzeltilmelidir. Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanır. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işverendir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir. Somut olayda, işyerinde yardımcı işlerin alt işveren işçilerine gördürüldüğü tüm dosya kapsamına göre sabittir. İş Kanunu'nun 2/6 ncı maddesi gereğince asıl işveren iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerden sorumlu olacağı..." gerekçesiyle davalılar ... firması ile ... Mekanik firmasının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekili ve davalı ... firma vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile "II-1-Asıl Dava (2915/280 Esas sayılı dosya) yönünden; (2018/281 Esas sayılı dosya ile tahsilde tekerrür olmamak üzere) A) ... yönünden davanın reddine, B) Davalı ... dışındaki davalılar yönünden, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile a)Davacı ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, b)Davacı ... yönünden maddi tazminatın 123.988,37 TL'ye kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, c)Davacı ... yönünden 35.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, d)Davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, e)Davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'ya verilmesine, 2-Birleşen Dava (2018/281 Esas sayılı dosya) yönünden; (2015/280 Esas sayılı dosya ile tahsilde tekerrür olmamak üzere) Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile a)Davacı ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, b)Davacı ... yönünden maddi tazminatın 123.988,37 TL'ye kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, c)Davacı ... yönünden 35.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, d)Davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'a verilmesine, e)Davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 27.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacı ...'ya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

3. Değerlendirme A) Davacılar vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı eş ... için 40.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı eş yönünden 30.000,00 TL, davacı çocuklar yönünden ise ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davacı eş yararına 35.000,00 TL, davacı çocuklar yararına 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu gözetildiğinde reddine karar verilen manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730.00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davacılar vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Dosya kapsamından zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği davalı ... firmasına ait yerin karayolu sayılıp sayılmadığı konusunda bir belirleme yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

Bir zararın, zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile karayolunda meydana getirilmiş olması gerekir. 2918 sayılı KTK’nun 3 üncü maddesinde karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Ancak, anılan Kanun'un 2 inci maddesinde de bu kanunun karayolunda uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerin, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, iş kazasının meydana geldiği davalı şirkete ait kaza mahallinin karayolu sayılıp sayılmadığı konusunda bir nitelendirmede bulunmaksızın davalı ... şirketinin hüküm altına alınan maddi tazminatlardan sorumlu tutulmaması isabetsiz olmuştur.

Yine dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince 13.06.2019 tarihli hesap raporunun hükme esas alındığı anılan raporda davacı erkek çocuk yönünden destek süresinin 18 yaşına kadar olacağı gerekçesiyle hesaplama yapılmadığı, davacı kız çocuk yönünden ise 22 yaşının esas alınması ile birlikte 4a sigortalığının başladığı gerekçesiyle hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Gerçek zarar hesaplanması yönteminde, hak sahibi eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, sigortalının kalan ömrü ile sınırlı olup çocukların 25 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla gelirden çıkacağı kabul edilmeli, evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı belirgin bulunan kızın, boşanma ile yeniden gelire gireceği ve kendi adına çalışması nedeni ile kazanç elde etmeye başladığı tarihe kadar destekten faydalanacağı kabul edilmelidir .

Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmak suretiyle kazanın meydana geldiği yerin karayolu bağlantısı olup olmadığını, karayoluna giriş ve çıkışının bulunup bulunmadığını araştırıp belirlemek, tespit edilecek veriler dikkate alınarak kaza yerinin karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olup olmadığını bu kapsamda tespit etmek, karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde davalı ...Ş.'nin sorumluluğunu bu çerçevede irdelemek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Devamla davacıların maddi zararlarının tespiti noktasında açıklanan hususların gözetildiği davacı çocuklar için destek süresinin 25 yaşına kadar devam edeceği hususunu gözetir bilirkişi hesap raporu almak ve çıkacak sonuca usulü kazanılmış hakları da gözeten bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacılar vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davacılar vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden;

Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11537, K. 2024/12898, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11537-e-2024-12898-k-84ecb03b57cc