Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12209 E. 2024/13626 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12209
- Karar No
- 2024/13626
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3656 E., 2023/896 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2022/324 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... Taahhüt Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'in davalı iş yerinde çalışırken 03.06.2014 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini beyan ederek maddi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Taahhüt Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, taraflar arasında sulh ve ibraname protokolü tanzim edildiğini ve davacılara 30.11.2020 tarihinde 275.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ayrıca diğer davalı tarafından da yargılama sürecinde davacıya ödeme yapıldığını bu nedenle bakiye tazminat talep edilemeyeceğini, davacının 06.06.2016 tarihli hesap bilirkişi raporuna yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini ve bu rapora göre talep miktarını ıslah ettiğini ve maddi tazminat hesabı yönünden istinaf nedeni ileri sürmediğini ve istinaf merci tarafından kusur ve sorumluluk bakımından kurulduğunu bu bakımdan alacak miktarı bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bu nedenle daha sonra alınan hesap bilirkişi raporuna göre yeniden dava açılamayacağını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, ... işçinin diğer davalının çalışanı olduğunu, davacıların sulh olunmasından sonra bakiye tazminat talebinde bulunmalarının iyi niyet kurallarına uygun olmadığını, sürekli yeni güncel tarihe göre aktüerya hesap raporu alınmasının sonu gelmeyecek şekilde tazminat tutarını sürekli olarak artırdığını ve hukuka olan güveni sarstığını, bu durumun kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. 2.Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ""1-Davanın kabulü ile Toplam 333.447,96 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... Taah. ve ...'dan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'e ödenmesine, Toplam 58.432,91 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... Taah. ve ...'dan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'e ödenmesine, Toplam 44.953,74 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... Taah. ve ...'dan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'e ödenmesine, Toplam 47.958,03 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... Taah. ve ...'dan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'e ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Taahhüt Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Taahhüt Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacı ...'in eşi, diğer davalıların babası olan ...'in diğer davalının site inşaatında çalışırken meydana gelen iş kazası neticesi vefat etmesi üzerine davacıların İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2014/435 Esas (istinaf sonrası 2019/103 Esas) sayılı dosyasıyla müvekkili şirket ve diğer davalı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtığını, bahse konu dosyada 06.06.2016 tarihli hesap bilirkişi raporu davacılar vekili tarafın ıslah edilerek dosyanın karara çıktığını, dosyanın istinaf edilmesi üzerine istinaf kararı ile Mahkeme kararının kaldırıldığını, İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/103 Esas numarasını aldığını, istinaf ilamı sonrasında yeniden aktüerya raporu alınarak dosyanın karara çıktığını, davacılar vekili tarafından Ankara 18. İcra Dairesinin 2017/1174 Esas sayılı takip dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine ilişkin olarak davacı tarafın müvekkili şirket ve diğer davalıyla anlaşarak sulh ve ibraname porotokolü imzaladığını, bu doğrultuda ödeme yapıldığını, fakat davacı tarafça fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğundan bahisle daha önce hüküm altına alınan tutarların mahsubu ile bakiye destekten yoksun kalma maddi tazminattan kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılar lehine toplam 8.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminat istemli işbu davanın ikame edildiğini, açılan davanın derdestlik ve kesin hüküm nedeniyle ve dosyada mevcut sulh ve ibra protokolü de dikkate alınarak usulden reddi gerekirken esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada mevcut sulh ve ibra protokolüne istinaden davacılara 30.11.2020 tarihinde 275.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, diğer davalı tarafından da yargılama sürecinde davacılara ödeme yapıldığını, davacı tarafça rapora itiraz dilekçesindeki "Tarafların kusur durumu ve asıl işveren-alt işveren ilişkilerin belirlendikten sonra bilirkişi tarafından hesaplanan ve ıslaha konu edilmeyen bakiye miktar tarafımızca ek dava konusu yapılacaktır." şeklindeki beyanı Mahkemece ek dava açma hakkını saklı tutma yönünden yeterli kabul edilse dahi sulh ve ibraname protokolü karşısında davacı tarafın aynı taleplere ilişkin ek dava açma hakkının bulunmadığını, aksinin kabulü halinde taraflarca imzalanan sulh ve ibraname protokolünün hükümsüz kalmasına ve her hesaplamada davalı tarafların yeniden aynı alacak kalemlerine ilişkin ödeme yapmalarına, davacı tarafın ise sürekli ek sebepsiz kazanç elde etmesine neden olacağını, müvekkili şirketin ilk karara istinaden ödeme yaptığını, tarafların sulh ve ibraname protokolü imzalayarak uyuşmazlığı sona erdirdiklerini, verilen karar gereğince mükerrer ödeme yapılacağından müvekkili şirketin zarara uğrayacağını, davacı tarafın ise sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, alacak hakkını ortadan kaldıran ibranın borcu sona erdiren tasarruf işlemi olduğunu, sona eren borç bakımından ek dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, karşı tarafın sulh ve ibra protokolünün geçerliliği bakımından da ileri sürdüğü bir itirazın bulunmadığını, davacı tarafın 06.06.2016 tarihli hesap bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz etmediğini, ıslah dilekçesini 06.06.2016 tarihli rapora göre sunduğunu, istinaf dilekçesinde de maddi tazminat hesabı yönünden istinaf etmediklerinden maddi tazminat hesabında müvekkili şirketin kazanılmış hakkının söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin kazanın meydana geldiği işi diğer davalı ...'a devrettiğini, diğer davalının işi bitirdikten sonra teslim etmesi gerektiğini, müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğini, davacının 29.07.2016 tarihli ıslah dilekçesinde dahi fazlaya ilişkin haklar yahut ek dava açma hakkını saklı tutmadığını, aynı davada yeniden ıslah dilekçesi sunamayacağı gibi aynı taleplere ilişkin ek dava da açamayacağını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi ve desteği ...'in, asıl işvereni davalı ... olan alt işvereni davalı ... olan inşaat iş yerinde 03.06.2014 tarihinde 250 kg ağırlığındaki lento kalıbının üzerine düşmesi neticesi vefat ettiği, kazanın Kurum tarafından iş kazası sayıldığı, dosyada mevcut İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/103 Esas sayılı dosyasında aynı davacılar tarafından, ... İnşaat- ..., ..., SS ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi aleyhine iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, bu davada SS ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifine yönelen davanın reddedildiği, davacı ... lehine 89.624,50 TL, ... lehine 24.965,61 TL, ... lehine 14.154,81 TL, ... lehine 5.166,16 TL maddi tazminata yine davacılar lehine manevi tazminatlara hükmedildiği, kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, taraflarca kanun yoluna başvurulmadığından 08.12.2020 tarihinde kesinleştiği, bu kararda 06.06.2016 tarihli aktüerya raporunun esas alındığının anlaşıldığı, taraflar arasında 30.11.2020 tarihli Sulh ve İbraname Protokolü başlıklı belge "İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/103 Esas 2020/348 Karar sayılı dava dosyasında ve buna bağlı alacakların tahsili için başlatılan Ankaka 18. İcra Müdürlüğünün 2017/1174 sayılı icra dosyası alacakları bakımından, taraf vekilleri dava dosyasını itiraz etmeyerek dosyanın kesinleştirilmesi ve ödemenin yapılması ile icra dosyasına alacaklı davacı tarafın haricen tahsil beyanı göndermesi üzerine anlaşmışlardır. İcra Müdürlüğünce haricen tahsil beyanı sonucu ortaya çıkacak kapama harcı ... tarafından ödencektir. Bu itibarla 275.000 TL bedelin davacı/alacaklı taraf vekili Av. ...'un Vakıflar Bankası A.Ş. Ankara Şubesinde bulunan [IBAN] IBAN numaralı hesabına 30.11.2020 tarihinde ... Taahhüt Ticaret Limited Şirketi tarafından ödenecektir. Ödeme yapan şirketin kusur oranına göre hak ve alacakları ile rücu dava hakkı saklıdır. Ödemenin ardından taraflar dava dosyasını itiraz edilmeksizin kesinleştirecek, alacaklı vekili 1 gün içerisinde Ankara 18. İcra Müdürlüğündeki 2017/1174 Esas sayılı icra daosyasına gereken talebi gönderecektir. Taraf vekilleri yukarıdaki şartlar dahilinde anlaşmış, eelektronik imza ile bu metni imzalamış ve kabul etmişlerdir." şeklinde belirtildiği, bu protokole istinaden davalı ... Taahhüt ve Ticaret Şirketi tarafından banka aracılığıyla davacı tarafa 275.000,00 TL ödemenin aynı tarihli banka dekontuyla yapıldığı, eldeki davanın ise davacı tarafça 06.01.2021 tarihinde ek dava olduğu belirtilerek açıldığı, davalılar ... ile ...'dan iş kazasına dayalı her bir davacı için 2.000,00 TL istendiği, 28.01.2022 tarihli aktüerya raporu sonrası rapor doğrultusundaki miktara göre davacı tarafça 25.03.2022 tarihinde ıslah edildiği ve Mahkeme tarafından davacı ... lehine 333.447,96 TL, davacı ... lehine 47.958,03 TL, davacı ... lehine 44.953,74 TL, davacı ... lehine 58.432,91 TL bakiye maddi tazminatların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, taraflar arasında, zamanaşımı, hak düşürücü süre, kazanılmış haklar, sulh ve ibraname protokolünün değerlendirilmesi, derdestlik, kesin hüküm, feragat konularında çekişme olduğu, iş kazasının tarihinin 03.06.2014 olduğu, dava ve ıslah tarihleri gözetildiğinde olayda BK anlamında zaman aşımı süresinin geçmediği, protokol içeriği incelendiğinde dava dışı feragat olmadığının açık olduğu, derdestlik itirazında bulunmak için 1-Aynı davanın iki kere açılması 2-Birinci davanın görülmekte olması, 3-Birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun, müddeahiblerinin ve dava sebeplerinin aynı olması gerektiği, İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/103 Esas sayılı dosyası 08.12.2020 tarihinde kesinleşmiş eldeki davanın ise 06.01.2021 tarihinde açıldığı ve taraflarının aynı olmadığı, bu anlamda derdestlik itirazının yerinde olmadığı, yine davalılar aynı olmadığından kesin hükümden de söz edilemeyeceği, davacı tarafın davasını ek dava olarak nitelendirmiş ise de İskenderun 2. İş Mahkemesinin kararında yapılan 1. seçenek hesabına göre ıslah yapılıp karar verildiği, eldeki davada 2.000,00 TL'lik sembolik değer gösterilerek açıldığı, bu sebeple ek dava olarak nitelendirilemeyeceği, İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/103 Esas sayılı dosyasında davacı taraf 05.06.2020 tarihli dilekçesiyle ek dava açacağını belirterek bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını sunmuş ise de Mahkeme tarafından 21.10.2020 tarihli karara karşı kanun yoluna başvurmadığı yine davalı taraflar -itiraz tarihinden sonra- 30.11.2020 tarihinde protokol yaparak "bu dosyanın itiraz edilmeksizin kesinleştirileceği" yönünde taahhütte bulunduğu, davacı tarafça protokolün sıhhatine ilişkin bir iddiada da bulunulmadığı, dolayısıyla davacı tarafın dosyayı kanun yoluna götürmediğinden taraflar arasında yapılan protokol de gözetildiğinde eldeki dosya için davalı taraf lehine kazanılmış hak oluştuğundan davacı tarafın eldeki davayı açmakta hukuki yararı olmadığı, hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle "1-İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararı yerine, 2-Davacıların davasının hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca İskenderun 2. İş Mahkemesi 2019/103 Esas, 2020/348 Karar sayılı ilama ilişkin olarak istinaf kanun yoluna başvurulmamasının, kazanılmış hakka sebebiyet vermesinin beklenemeyeceğini, zira usul çerçevesinde, tam kabul edilen talep yönünden istinaf kanun yoluna başvurmasının beklenmesinin mümkün olmayacağını, taraflarınca İskenderun 2. İş Mahkemesi 2019/103 Esas sayılı dava dosyası derdest iken "ek dava açılacağı"nın açıkça beyan edildiğini, müvekkillerin maddi tazminat alacakları ilk rapordan daha yüksek tespit edilmesi akabinde elektronik imzalı belge ile fazlaya ilişkin dava açma haklarının açıkça saklı tutulduğunu, dosya kapsamında mevcut protokol incelendiğinde içerisinde hiçbir şekilde "feragat beyanı" yer almadığının açıkça anlaşıldığını, taraflarınca açılan davanın, müvekkillerinin bakiye destek tazminatına ilişkin olup bu haliyle davalının istinaf nedenlerinin reddine yönelik karar verilmesi gerekirken Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. ve 77. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin (i) bendi uyarınca “aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” dava şartları arasında düzenlenmiş olup aynı Kanunun 115. maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. 3.Anılan madde metninde belirtildiği üzere kesin hüküm; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir Mahkemede açılıp kesin hükme bağlanmış olmasıdır. Bu bağlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın iki defa ayrı ayrı açılmış olması ve birinde verilen hükmün kesinleşmiş olması gerekir. 4.Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla, hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada davacı olan taraf, ikinci davada davalı olabileceği gibi tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise davaların konularının (müddeabihlerinin) aynı olmasıdır. Müddeabihlerin aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilen kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz ... getirip getirmediği ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır. 5.Eldeki davanın davacıları tarafından, İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/103 Esas sayılı dosyasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, işbu davada 06.06.2016 tarihli aktüerya raporunun esas alınarak, davacı ... lehine 89.624,50 TL, ... lehine 24.965,61 TL, ... lehine 14.154,81 TL, ... lehine 5.166,16 TL maddi tazminata ve davacılar lehine manevi tazminatlara hükmedildiği, kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, taraflarca kanun yoluna başvurulmadığından 08.12.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6. Yukarıda anılan dava ile eldeki davanın tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olduğundan taraflar için kesin hüküm teşkil ettiği nazara alınarak, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olmakla birlikte sonucu itibariyle doğru olduğunun anlaşılması karşısında, temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.