Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1737 E. 2024/7875 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1737
- Karar No
- 2024/7875
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1256 E., 2022/3011 K. DAVA TARİHİ : 30.12.2014 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/355 E., 2018/72 K.
Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda duruşma isteminin değerden reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacılar vekili; İstanbul ili Şile ilçesi Balibey Mahallesi Pötüköy mevkii 13 pafta 36 ada 1 parsel sayılı taşınmazın rızai taksimle Süleyman kızı Emine'ye isabet ettiğini, taşınmazın kök tapusunun bulunduğunu, 28.09.1961 tarihli kadastro tespit tutanağı ile taşınmazın tamamı olan 71.462 m2 alanın Süleyman kızı ...adına tespitinin yapıldığını ve kesinleştiğini ancak taşınmazın 64724/71462 pay ile Hazine adına hisselendirildiğini, davacıların dava konusu parselin tümünün miras yolu ile maliki olduklarını, söz konusu parselde hatalı olarak Hazine adına yazılan tapu hissesinin iptalinin gerektiğini, kadastro askı tutanaklarının kesin olduğunu ve kesinleştikten sonra tapuda düzeltme yapılamayacağını, düzeltme ve değişiklikler sebebi ile davacılara herhangi bir bildirimde de bulunulmadığı ve idarece açılmış bir kadastro itiraz davasının olmadığını, taşınmazın geldisi ve hudutları değişmeyecek tarla olduğunu beyan ederek dava konusu parselin tapu kaydının düzeltilerek Hazine adına olan 64724 m2 alanın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; HMK'nın 114 üncü maddesinde kesin hükmün dava şartı olarak belirlendiği, davacıların, Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/194 Esas, 1994/14 Karar sayılı dosyasındaki davacıların mirasçıları yani külli halefleri olduğu, her iki davanın konusunun ve hukuki sebebinin dava konusu 71462 m2 olan, 36 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti esnasında davacıların murisi Süleyman kızı ...adına yazılması gerekirken Hazine ile hisselendirildiğinden bahisle Hazine adına kayıtlı payın tapusunun iptal edilerek davacılar adına tescili olduğu bu hali ile her iki davanın konusunun ve hukuki sebebinin aynı olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili; geldi kayıtları ile dava konusu parsellerde yapılan kadastro tespit tutanağında taşınmazların senetliden geldiğinin yazılı olduğu, ancak tapu kaydının araziye uygulanmasında hata yapıldığı, dava konusu taşınmazın Süleyman kızı ...adına tespit gördüğü, bir yıl içerisinde Hazine tarafından dava edilmemesi üzerine kadastro tespitinin kesinleştiği, kadastro tutanağında davacıların murisi adına tespit edilen taşınmazın Hazine adına tescil edildiği, murisin mirasçılarının payları oranında hisselendirilmesi gerektiği, yerel mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu 36 ada 1 parsele ait 64724/71462 payın Hazine adına 20.11.1962 tarihinde tesis kadastrosu sonucu tescil edildiği, geri kalan payın ise davacıların murisi Süleyman kızı ...adına tescil edildiği, bu payın 02.09.1988 tarihinde ...mirasçıları adına intikal gördüğü, Şile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1989/194 Esas, 1994/14 Karar sayılı dosyasının davacılarının Süleyman kızı ...mirasçıları olduğu ve taşınmazın 64724/71462 payının Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, yapılan yargılama sonucunda davanın kadastro tespitinden 10 yıl geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden reddedildiği ve verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1995/943-1120 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onandığı, kararın 31.01.1995 tarihinde kesinleştiği, iş bu dosyadaki davacıların tamamının da Süleyman kızı ...ve Şile Asliye Hukuk Mahkemes'nin 1989/194 Esas, 1994/14 Karar sayılı dosyasında davacı olarak yer alan kişilerin mirasçıları olduğu, her iki dosyada da davacıların talebinin aynı olduğu, taleplerin kadastro öncesi hukuki sebebe dayandığı ve Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/194 Esas, 1994/14 Karar sayılı dosyasının taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili; düzeltme kadastrosuna dair yasalar ile kök murise dayalı haklardan gelen yerlerde iade ve yeniden hudut belirleme suretiyle kadastro düzeltim hakkı tanınmış olduğu, dava konusu taşınmazın eski tapusunun bulunduğu, ancak, tapu kaydının araziye uygulanmasında hata yapıldığı, kadastro tutanakları ile müvekkillerin murisleri adına tescil edilen tapu miktarlarının çeliştiği, dava konusu taşınmazın hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tescil edilmesi, olmadığı takdirde miras payı oranında hesaplanacak miktarda tazminat bedelinin davacılara ödenmesi gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.