Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4274 E. 2024/9518 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4274
Karar No
2024/9518
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1392 E., 2023/305 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/520 E., 2021/468 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm verilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın, 05.05.2015 tarihinde davalı işyerinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde vefat ettiğini, davalı bünyesinde "gemi kaynak ustası" olarak çalıştığını, kazanın davalının ağır kusuru ile meydana geldiğini, söz konusu kazanın işverenin iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranmasından kaynaklandığını, kazanın meydana gelmesinde murisin hiçbir kusuru olmadığını iddia ederek davacı eş ... için 531.331,09 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 338.841,06 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın , davacı ... için 97.619,02 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazları olduğunu, müvekkilinin dava konusu iş kazasının oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilin gerekli iş güvenliği eğitimleri verdiğini, bu hususun delillerle sabit olduğunu, müteveffaya tüm iş ekipmanlarının da verildiğini, iş güvenliği için üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getiren maddi ve manevi olarak müteveffanın ailesine yardımda bulanan müvekkil şirketin tazminatla sorunlu tutulmamasını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "Dava; iş kazasından ... maddi ve manevi tazminat istemine yöneliktir. Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme raporu, Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1342 Esas sayılı dosyası, tanık beyanları, Bilirkişi kurul raporları, güncel nüfus aile kayıt tablosu örneği dosyamız arasına alınmıştır. Davaya konusu olay; davacıların Murisi ..., davalıya ait gemide geminin söküm faaliyetinde çalışırken dengesini kaybederek çalıştığı yerden yaklaşık 13 metre aşağıda bulunan ambar kısmına düşmek suretiyle iş kazası geçirerek hayatını kaybetmiştir. Dosyada kusur raporları aldırılmıştır. 02.10.2019 tarihli Bilirkişi kurul raporunda davalının %50, Gemi sorumlusunun %15, kazazede işçi ...'ın %35 oranında kusurlu olduğuna yönelik rapor düzenlenmiş, tarafların itirazı üzerine ek rapor alınmış, alınan 13.02.2020 tarihli Ek raporda davalının %50, Gemi sorumlusunun %15, kazazede işçi ...'ın %35 oranında kusurlu olduğuna öynelik tespit yapılmış, rapordaki tespit ve değerlendirmelerinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşılmış, davalının toplamda %65 oranında kusurlu olduğu, davacı murisinin %35 olduğu kabul edilmiştir. Dosyamız arasında bulunan 02.10.2019 ve 13.02.2020 tarihli kusur raporu esas alınmak üzere davacıların destekten yoksun kalma nedeniyle uğradıkları maddi zararın hesaplanması amacıyla dosyamız hesap bilirkişisine tevdi edilmiştir. Alınan 02.02.2021 tarihli Bilirkişi raporunda Davacı eş ... için toplam maddi zarar 531,331,09 TL, çocuk ... için maddi zarar 338.841,06 TL, çocuk ... için maddi zarar 97.619,02 TL olarak belirlenmiş, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla 02.02.2021 tarihli hesap bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmuş, Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan kusur raporunda bilirkişi heyetinin oluşturulmadığı anlaşılmakla rapora itibar edilmemiştir. Aynı olayla ilgili davacıların manevi tazminat talebinde ise; Davacıların müteveffanın eşi ve çocukları olduğu, davacı ... nin olay tarihinde 29 yaşında, davacı ...'in 3 aylık, davacı ... ın 7 yaşında olduğu, müteveffanın yaşı, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi dünyalarında oluşan elem ve ızdırap, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu bir bütün olarak değerlendirilerek davacı eş için 100.000,00 TL ve davacı çocuklar için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hak, nesafet ve adalet ilkelerine uygun olacağı, manevi tazminat oranının makul olduğu görüş ve kanaati ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Maddi tazminat davasının kabülü ile 1-Davacı ... yönünden 531.331,09 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı ... yönünden 338,841,06 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Davacı ... yönünden 97.619,02 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine B-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 1-Davacı ... yönünden 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı ... yönünden 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Davacı ... yönünden 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisine atfedilen kusur oranının yüksek olduğunu, ... işçinin hiçbir kusuru olmadığını, hesaplamaya konu ücret ve eklerinin eksik tespit edildiğini, müvekkillerinin lehine verilen maddi tazminat miktarlarının eksik olduğunu, müvekkillerinin lehine verilen manevi tazminat miktarlarının eksik olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Kaza günü müteveffanın çalışmakta olduğu geminin yan tarafından bulunan dava dışı başka bir firmaya ait platform üzerinden vinç alınacağı için, davalı müvekkili şirketin devam etmekte olan işin durdurulduğunu, tüm işçilerin güvenlik sebebi ile çalışmalarını durdurduğu ve olay yerinden uzaklaşıp güvenli bir bölgede beklemeye başladığını, müteveffanın da güvenli bir bölgede ikinci bir talimat gelene kadar beklemesi gerekirken güvenli bölgeden ayrıldığı ve dengesini kaybederek düştüğünü, hükme esas alınan kök ve ek kusur raporlarında, kazanın oluşumunda davalı müvekkili şirketin %50, gemi sorumlusu dava dışı ... 'ın %15 ve ... işçi'nin %35 oranında kusurlu bulunduğunu, bu kusur oranın hatalı olduğunu, bildirdikleri tanıklarından 3’ünün dinlenildiği, 2’sine çıkarılan tebligatın bila döndüğünü, dinlenemeyen tanıklarının güncel adreslerini bildirildikleri halde mahkemece tanıkları dinlenilmeden yeniden kusur raporu alındığını ve itirazları reddedilerek savunma haklarının kısıtlandığını, dosya kapsamında dinlenen tanıklarından ... 'in iş güvenliği uzmanı olup, kazanın oluşu ve kazazede hakkında bilgi sahibi olmadığını, diğer tanıkları ... 'in de kazanın meydana geliş şekline ilişkin beyanda bulunamadığını, hal böyle iken, dinlenilen tanıkların davayı aydınlatmada yeterli olduğundan bahsedilemeyeceği gibi HMK’nin 241 inci maddesine göre de diğer tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçilmesinin mümkün olmadığını, dinlenmeyen tanıklarının, kazanın oluşumu hakkında bizzat görgüsü olan tanıklar olduğunu, tanıklarının dinlenilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir iş kazasından dolayı işverenin sorumluluğunun üç şekilde sınırlandırılabilmekte olduğu, bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü şahsın ağır kusuru olduğu, neden sonuç ilişkisinin kesilmesine çalışanın kendi davranışı sebep olduğu ve illiyet bağını kesmiş ise ağır kusurdan söz edilebildiği, çalışan işin ifası sırasında kendisinden beklenen en temel basit ve olağan özeni göstermemiş ise onun bu davranışının işverenin sorumluluğunun kalkmasına teşkil edeceğini, müteveffaya işin niteliği gereği verilmesi gereken tüm iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmiş olup müteveffanın yaptığı iş ile ilgili olarak sertifikalarının da bulunduğunu, işin niteliği gereği koruyucu ekipmanların tüm işçilere verildiği ve tanık beyanından da anlaşılacağı üzere, çalışma esnasında müteveffanın emniyet kemeri kullanmasına rağmen, işin durdurulduğu esnada emniyet kemerini çıkardığını, raporda işin yapıldığı yerde korkuluk tertibatı bulunmadığı gerekçesi ile müvekkili şirkete kusur izafe edilmiş ise de, kesim işlemi yapılmakta olan geminin üzerinde korkuluk tertibatının yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, müvekkili şirketin etkin bir kontrol ve denetimin bulunmadığı, işçilerin kendi insiyatifine bırakıldığından bahisle kusur izafe edilmiş ise de, olası bir kazanın önlenmesi amacı ile yan sahadaki işlem bitene kadar söküm işinin durdurulduğu ve işçilerin güvenli bir alana sevk edildiğini, gemi sorumlularının da kendi ... güvenliği nedeni ile güvenli bir bölgede beklemesi gerekir iken, kendi ... güvenliklerini de tehlikeye atmak sureti ile tecrübeli ve eğitimli bir işçi olan müteveffanın bu kusurlu hareketini tahmin etme ve engel olmalarının kendilerinden beklenmemesi gerektiğini, herkesin kendi ... güvenliğinin de meydana geldiği bir esnada, yerinden ayrılan bir işçinin bu hareketine ne şekilde mani olunabileceği hususunda bir değerlendirme yapılmasının söz konusu olmadığını, müteveffanın kendi ağır kusuru ile dava konusu kazaya sebebiyet vermesi sebebiyle illiyet bağı kesildiğinden müvekkile kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, hesaplamalara esas alınan ücret tespitinin hatalı yapıldığını, müteveffaya maaş ödemelerinin banka kanalı ile yapılmış olup, şirkette elden ödeme uygulaması bulunmadığını, hesaplamalara SGK’ya bildirilen ücretin esas alınması gerekirken hatalı olarak yapılan emsal ücret araştırmasına göre tespit edilen ücretin esas alınmasının yerinde olmadığını, dava dilekçesinde müteveffanın gemi kaynak ustası olduğunun belirtilmiş olup, emsal ücret araştırmasının da bu doğrultuda yapıldığı ancak müteveffanın usta sıfatı bulunmadığını, dinlenen davacı tanıklarının dahi müteveffanın kesimci olarak çalıştığını beyan ettikleri, Gemi İş Sendikası’ndan gelen emsal ücret yazı cevabının nazara alınmasının mümkün olmadığını, dosya kapsamında davacının sendikalı olduğuna ilişkin bir bilgi ya da belge bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacılara yapılan ödemelere ilişkin makbuzun dosyaya sunulduğunu, mahsup yapılırken yapılan tazminat hesabından yalnızca ödemenin kendisinin mahsup edildiği ancak, yapılan ödemenin tarihi ile rapor tarihi itibariyle revize edilmesinin, yıllık getirilerinin de hesaplanarak günümüze uyarlanması ve bu şekilde mahsup işleminin yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Taraflar arasında hesaplamaya esas aylık ücret miktarı uyuşmazlık konusudur. İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davacılar tarafından, müteveffanın gemi kaynak ustası olarak çalıştığı ve en son aylık net 3.000,00 TL ücret aldığının iddia edildiği, davalı tarafından ise, müteveffanın usta sıfatının bulunmadığı, ücretlerin bankadan ödendiği, bordro ücretinin gerçek ücreti yansıttığının savunulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanları ve gemi kaynak ustası pozisyonu için sendika tarafından bildirilen emsal ücret miktarı nazara alınarak aylık ücretin iddia gibi net 3.000,00 TL olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, tanık beyanları veya sendikasız işçiler yönünden sendikalar tarafından bildirilen emsal ücret miktarı nazara alınarak aylık ücret tespiti yapılması mümkün değildir. Müteveffanın sendika üyesi olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Davalı işveren tarafından SGK'ya verilen işe giriş bildirgesinde müteveffanın mesleğinin kaynakçı olarak bildirildiği de gözetilip kaynakçı pozisyonu için Tüik'ten emsal ücret araştırması yapılmak suretiyle aylık ücret miktarı tespit edilip sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde aylık ücret tespiti yapılması hatalıdır. Öte yandan, davalı işveren tarafından parça parça olmak üzere toplamda 40.000 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup davacılar tarafından bu ödemenin maddi tazminata mahsuben yapılmadığı ileri sürülmemiştir. Bu durumda son ödemenin yapıldığı tarih itibariyle bilinin verilere göre maddi tazminat hesabı yapılıp maddi tazminata mahsuben yapıldığı tespit edilen ödemenin maddi tazminat alacağının tamamını karşılayıp karşılamadığının, tamamını karşılamıyorsa hangi oranda karşıladığı tespit edilip daha sonra rapor tarihi itibariyle bilinen güncel verilere göre hesaplanacak maddi tazminattan kısmen ödeme ile karşılanan oranda indirim yapılarak hesaplama yapılması gerekirken doğrudan hesaplanan sonuç maddi tazminat miktarından mahsup edilmesi hatalıdır. Bu nedenlerle, Dairemizce duruşma açılarak yeniden hesap raporu alınmıştır. Dairemizce alınan 23.11.2022 tarihli hesap raporu gerekçeli ve denetimi elverişli olduğundan hesaplamalara itibar edilmiştir. ...." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkeme hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm verilmesine dair ;" 3-A-Maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 1- 256.229,63 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı eş ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- 139.989,42 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3- 48.435,49 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, B-Manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 1- 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı eş ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 3- 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin davacılar ... ile ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilince davacı çocuk ... için 338.841,06 TL maddi tazminat, davacı çocuk ... için 97.619,02 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce talep gibi karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek bu kez davacı çocuk ... için 139.989,42 TL, davacı çocuk ... için 48.435,49 TL maddi tazminata karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde müvekkilinin iş yerinde gemi kaynak ustası olarak çalıştığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair Türkiye Dok Gemi-İş Sendikası yazı cevaplarının dosya arasına alındığı başkaca araştırma yapılmasına gerek duyulmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 02.02.2021 tarihli hesap raporunda davacılar vekili iddiasına göre kazalının asgari ücretin 3.8488 katı üzerinden çalıştığının kabulü ile davacı eş ... için 531.331,09 TL maddi tazminatın hesaplandığı, davacılar vekilince rapor gibi talep arttırım dilekçesi sunulduğu, Mahkemece rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce yeniden hesap raporu aldırıldığı , aldırılan ve istinaf mahkemesince hükme esas alınan 25.11.2022 tarihli hesap raporunda bu kez TÜİK verileri nazara alınarak kazalının asgari ücretin 1.75 katı ücretle çalıştığı tespitinin yapılması suretiyle maddi zararının davacı eş ... için 256.229,63 TL olarak hesaplandığı, Bölge Adliye Mahkemesi'nce ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davacı ... lehine 25.11.2022 tarihli raporda hesaplanan miktar üzerinden 256.229,63 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır. İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacının sendika üyesi olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığına göre emsal ücretin tespitinde sendika yazı cevapları ile yetinilerek ve yalnızca TÜİK verileri esas alınarak davacı ücretinin tespiti ve hesaplanması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 25.11.2022 tarihli kök bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak suretiyle taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Taraf vekillerinin davacılar ... ile ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2. Taraf vekillerinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4274, K. 2024/9518, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-4274-e-2024-9518-k-73d703a77ae4