Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/181 E. 2024/5658 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/181
Karar No
2024/5658
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2899 E., 2022/2559 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Orhangazi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/125 E., 2022/443 K. Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı işçisi iken 11.11.2011 tarihinde iş yeri çelikhane bölümünde ingot kalıbının üzerine düşmesi sonucu sol bacağından yaralandığını, kaza neticesinde SGK tarafından %22 oranında çalışma gücünü kaybettiğinin belirlendiğini, kazanın meydana gelmesinde işveren davalının kusurlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla 100,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi tazminat toplamının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 215.520,88 TL’ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada davalı işverenin kusuru bulunmadığını, kaza nedeniyle maddi kaybının kaza sonrası kendisine daha hafif iş verilerek giderildiğini, davacının maddi kaybının SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemeleri ile bağlanan maluliyet aylığının peşin sermaye değeri ile karşılandığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiş ve davanın Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine ihbarı talebinde bulumuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; tüm dosya kapsamı, tarafların yazılı ve sözlü beyanları, alınan kusura ilişkin 07.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ve 28.03.2018 tarihli ek rapor, 08.07.2019 tarihli hesap bilirkişi raporu, istinaf ilamı sonrasında alınan 06.11.2021 tarihli kök ve 02.04.2022 tarihli ek raporları, maluliyete ilişkin SGK tarafından tanzim edilen rapor bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının davalı iş yerinde çalıştığı sırada 11.11.2011 tarihinde iş yerinde ingot kalıplarına sıcak başlık yerleştirirken bir kalıbın devrilmesi sonucu sol bacağının kalıp altında kalması ve kırılması suretiyle geçirdiği iş kazası sonucu yaralandığı, bunun sonucunda %28,2 oranında malul kaldığı anlaşılmıştır. Davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %28,2 olduğu, bunun sonucunda hesap bilirkişisince verilen 02.04.2022 tarihli ek rapora göre, davacının geçirmiş olduğu kazaya ilişkin olarak 737.325,85 TL maddi zararının olduğu anlaşılmış ve davacının asıl davada 215.520,88 TL maddi tazminat talebine birleşen davada ise talebe bağlı kalınarak 350.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca olayın oluş şekli, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin tam kusurlu olması, davacının çektiği acı, maluliyet oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, 22.06.1966 tarih 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, MK.'nın 4 üncü mülga 808 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi ile 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki özel haller maddeleri nazara alınarak davacının geçirmiş olduğu kazaya istinaden 50.000,00TL manevi tazminata hükmedilerek davacının açmış olduğu asıl davanın kısmen kabulüne dair asıl davada açılan davanın kısmen kabulü ile 215.520,88 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tazminatın kaza tarihi olan 11.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davada taleple bağlı kalınarak 350.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı şirkete kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacının pasif devre kazancının hesaplanması ve TRH 2010 tablosunun baz alınarak hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun olduğundan davacının buna ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmediğini, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Mahkemece hükme esas alınan 07.11.2017 tarihli asıl, 28.03.2018 tarihli ek kusur raporlarının, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından Mahkemece kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %100 oranında kusurlu bulunduklarının kabulünde isabetsizlik görülmediğini, somut olayda, maddi tazminat miktarının tespiti için alınan 06.11.2021 tarihli asıl, 02.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun, yasal düzenlemeler ile yerleşik yargısal kararlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından davalının maddi tazminatın hesaplanmasına yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmediğini, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun olduğundan davalının buna ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmediği gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-1 b maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulduğunun belirtilmemesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının da çok az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığı gibi olayda kaçınılmazlığın değerlendirilmemesinin de hatalı olduğunu, davacının yapacağı işle ilgili eğitim almış olduğu gibi iş sağlığı ve güvenliği kapsamında her türlü tedbir ve eğitimin de iş yerinde alındığını, sürekli iş göremezlik oranı %60 altında olduğundan pasif devrenin hesaptan dışlanması gerektiğini, davacı vekilinin bakiye ömrü tablosu kapsamında herhangi bir itirazı ve istemi olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararında da bu yönde bir gerekçeye işaret edilmemesine karşın TRH 2010 tablosu üzerinden hesap yapılmasının taleple bağlılık ve usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu, pasif devrede asgari ücretin dikkate alınmadığını ve asgari geçi indiriminin hesaba eklenmemesi gerektiğini, manevi tazminat fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 ve 420 inci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A)Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.090,00 TL olup manevi tazminat hükmünün maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak değerlendirildiğinde, hükmedilen 50.000 TL tutarındaki tazminatın kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle sürekli iş göremezlik oranı ile olayın gerçekleşmesindeki kusur durumuna göre manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde açıklanan sebeplerin de bu kapsamda yerinde olduğu dikkate alınarak, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, manevi tazminat hükmüyle ilgili kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması gözetilerek,manevi tazminat hükmüne yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. C) Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle kusur oran ve aidiyetinin dosya içeriği ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı HMK'nın 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde Mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. 3.Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. 4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.-2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" 5.Somut olayda, sigortalının tazminini talep ettiği maddi zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu ve Mahkemece de bu kapsamda hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği, bu kapsamda tazminat alacaklarının tespitine yönelik 08.07.2019 tarihli hesap raporuna itirazında ücretin tespitini itiraz konusu yapmış iken bakiye ömür tablosu olarak esas alınan PMF 1931 tablosuna yönelik itirazının olmadığı, Mahkemece verilen 23.10.2019 tarihli ilk kararı istinafında da bakiye ömür tablosuna yönelik bir itirazının olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra alınan ve davacı itirazının bulunduğu 06.11.2021 tarihli hesap raporuyla hükme esas alınan 02.04.2022 tarihli hesap raporunda ise davacının itiraz sebepleri aşılmak suretiyle bakiye ömür tablosu olarak TRH 2010 tablosunun dikkate alınmış olduğu, davalı vekilinin anılan raporun dikkate alınmasının lehlerine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz ettiği anlaşılmaktadır. 6.Bu açıklamalar doğrultusunda Dairemizce maddi tazminat hesabında bakiye ömür tespitinde "TRH 2010" tablosu esas alınmakta ise de, iş bu dava dosyası kapsamında ilkin PMF 1931 tablosunun esas alındığı ve davacı vekilinin anılan bakiye ömür tablosuna itirazının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında, hükme esas alınan 02.04.2022 tarihli hesap raporuna PMF 1931 tablosuna göre tespit edilmiş olan bakiye ömür süresi uygulanarak (ve bozmadan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmadan) davacının hak edeceği maddi tazminat alacağının hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. 7.Öte yandan kabule göre de Mahkemece verilen kararda davacının bakiye maddi tazminat alacağının bulunduğu kararın gerekçesinde gösterilmekle beraber kararın hüküm kısmında fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulduğunun belirtilmemiş olması da hatalı olmuştur. 8.O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve maddi tazminat hükmü ile ilgili istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 4. İlk Derece Mahkemesi kararının maddi tazminat hükmü yönünden BOZULMASINA, 5. Manevi tazminat hükmünün onanması nedeniyle davacı tarafından yatırılan peşin temyiz karar ve ilam harcının mahsubu ile aşağıda dökümü yapılan bakiye temyiz karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, 6. Maddi tazminat hükmünün bozulması nedeniyle davalı tarafça yatırılan peşin temyiz karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine, 7. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/181, K. 2024/5658, T. 21.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-181-e-2024-5658-k-bd6fb57c339b