Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1476 E. 2024/4928 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1476
Karar No
2024/4928
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1937 E., 2021/2162 K. KARAR : Ret, kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/437 E., 2021/186 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı TREDAŞ yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı TREDAŞ yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı TREDAŞ vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 22.11.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ve davacı asil ... ile duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Av. ... ve temyiz eden davalı TREDAŞ adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kazalı Muhammed için 50.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, eş ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, devam eden aşamada davacılar vekili birinci ek hesap raporu alındıktan sonra önce 13.11.2020 tarihli dilekçesi ile davacı kazalının maddi tazminat istemini 478.805,32 TL’ye arttırmış, davacı vekilinin asgari ücret değişiklikleri nedeniyle alınan 16.01.2021 tarihli ikinci ek hesap raporunda davacı kazalının maddi zararı 578.573,84 TL olarak hesaplandıktan sonra davacılar vekili 25.01.2021 tarihli dilekçesi ile kazalının maddi tazminat istemini 578.573,84 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davalı TREDAŞ hakkındaki davayı kusuru bulunmadığından bahisle reddine, diğer davalılar yönünden davacı kazalının iş kazası nedeniyle %62,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %20, davalı alt işveren ...'ın %50, davalı asıl işveren ...'in %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacı kazalı lehine 458.805,32 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle davacının kusursuz olduğunu, davalı TREDAŞ yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların asli ve tam kusurlu olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, mahkeme tarafından asgari ücret tarifesinde yapılan değişiklik gereğince, karar tarihine en yakın güncel değer üzerinden yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi tarafından maddi zararın 578.573,84 TL olarak hesaplandığını, bilirkişi hesap raporunun usul ve yasaya, hüküm kurmaya elverişli olduğundan ve huzurdaki dava iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tespiti ve tahsiline yönelik belirsiz nitelikte olduğundan tespit edilen miktara göre harcın tamamlandığını, ancak mahkeme tarafından ikinci ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile kısmen kabul kararı verildiğini, oysa ki, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olup yargılama aşamasında bir kez ıslah ve bir kez harç tamamlama yapılmış olduğunu, bu cihetle kararın kaldırılarak 578.573,84 TL maddi zarar üzerinden karar verilmesini talep ettiklerini, TREDAŞ yönünden, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminatlar tamamen reddedildiğinden adı geçen davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı kazalıya ait taşınmaz kaydı olmasına rağmen bu durum yok sayılarak, sadece davacılar vekilinin beyanına istinaden adli yardım talebininin kabul edilmiş olduğunu, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, TBK mad. 76 düzenlemesine ilişkin olarak geçici ödeme talebinin kabul edilmiş olduğunu, işbu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, kazanın davacı kusurundan kaynaklandığını, kesinleşmemiş sağlık kurulu raporlarına istinaden karar verildiğini, olayın oluş tarihi olan 03.01.2017 tarihinden itibaren 15.09.2017 tarihine kadar istirahatli gözüken davacının işe gelmediği dönemde de maaşını almaya devam ettiğini, bu sebeble hem istirahatli gözüküp hem de fiilen çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi 5510 sayılı Kanun kapsamında bu duruma cevaz veren bir düzenleme mevcut olmadığını, bu süre içerisinde yapılan ödemelerin ve üstlenilen sorumlulukların gerek bilirkişi raporlarında da gerekse de karar aşamasında yerel mahkeme tarafından gözardı edilerek karar ihdas edilmiş olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının fazla olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların başvurusunu ise davalı TREDAŞ lehine hükmedilen nisbi red vekalet ücretinin hatalı olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı TREDAŞ hakkındaki davanın kusuru bulunmadığından bahisle reddine, diğer davalılar yönünden davacı kazalının iş kazası nedeniyle %62,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %20, davalı alt işveren ...'ın %50, davalı asıl işveren ...'in %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacı kazalı lehine 458.805,32 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar, davalı ... ve davalı TREDAŞ vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline kusur verilmesinin hatalı olduğunu, şantiyede müvekkilini yönlendirecek iş güvenliği sorumlusu dahi bulunmadığını, müvekkil gibi tehlikeden haberdar olmayan bir işçinin eylemlerinin kusurdan tamamen uzak, hayatın ve çalışmasının olağan akışına uygun davranışlar olduğunu, davalı TREDAŞ'a kusur verilmemesi ve bu nedenle hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, direğe çıkılmasını engelleyecek tedbirler ve uyarı levhaları koyulmadığını, davalı işverenlerin müvekkilini, şiddetli akımın geçtiği elektrik tellerinin çok yakınında hiçbir güvenlik önlemi almadan çalıştırdıklarını ve müvekkilin iş kazası geçirmesine sebep olduklarını, heyet tarafından çelişkili değerlendirmelerle rapor tanzim edildiğini, mahkeme tarafından asgari ücret tarifesinde yapılan değişiklik gereğince, karar tarihine en yakın güncel değer üzerinden yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi tarafından maddi zararın 578.573,84 TL olarak hesaplandığını, bilirkişi hesap raporunun usul ve yasaya, hüküm kurmaya elverişli olduğundan ve huzurdaki dava iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tespiti ve tahsiline yönelik belirsiz nitelikte olduğundan tespit edilen miktara göre harcın tamamlandığını, ancak mahkeme tarafından ikinci ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile kısmen kabul kararı verildiğini, oysa ki, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olup yargılama aşamasında bir kez ıslah ve bir kez harç tamamlama yapılmış olduğunu, bu cihetle kararın kaldırılarak 578.573,84 TL maddi zarar üzerinden karar verilmesini talep ettiklerini, red vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, adli yardım talebinin usul ve yasaya aykırı olacak şekilde kabulünün kabul edilemeyeceğini, davacıya ilişkin gereken araştırmalar ve davalı taraflara cevap hakkı tanınmaksızın ve ilgililerin davet edilip yani duruşma açılıp dinlenmesi gerekirken kanundan kaynaklanan böyle bir hak yok sayılarak usul ve yasaya aykırı bir biçimde TBK 76 geçici ödeme kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davacının kusurunun daha fazla olduğunu, sürekli iş göremezlik oranına itirazlarının dikkate alınmadığını, davacılara yaptıkları ödemelerin dikkate alınmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı TREDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle, kendileri lehine hem maddi hem de manevi tazminatın reddinden dolayı ayrı ayrı nispi red vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371'inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417'inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8'inci ve 31'inci maddeleri. 3. Değerlendirme a.Temyiz Eden Taraf Vekillerinin Davacı Eşin Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin davacı eş yönünden 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu Bölge Adliye Mahkemesi'nin 09.12.2021 tarihli kararı ile davacı eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, davacı eşin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden taraf vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b.Temyiz Eden Tarafların Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden; Dosya kapsamından, davalı ... tarafından davacının tespit edilen %62,00 oranında sürekli iş göremezlik oranına aşamalarda itirazlar ileri sürüldüğü gibi istinaf ve temyiz nedenleri arasında da bu hususa yönelik itirazlar bulunduğu anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Somut olayda, yukarıda açıklanan sürekli iş göremezlik oranı tespit prosedürü işletilmeksizin davacı kazalının sürekli işgöremezlik oranının %62,00 olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi isabetsizdir. Davacı kazalının sürekli işgöremezlik oranının %62,00 olduğu şeklindeki kabul ve uygulamaya göre de davacı kazalı lehine hüküm altına alınan 80.000,00 TL manevi tazminat çok azdır. Mahkemece yapılacak iş; davalı ...'ın sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiği göz önünde bulundurulmak suretiyle SGK Yüksek Sağlık Kurulu'ndan ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor almak, mevcut raporlar arasında çelişki oluşması halinde ise; raporlar arasındaki çelişkiyi Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor almak suretiyle gidermek ve davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranınını kesinleştirmek ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz eden taraf vekillerinin davacı eşin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2.Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalılardan ... ve Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. avukatları yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1476, K. 2024/4928, T. 07.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-1476-e-2024-4928-k-64b2a4676e37