Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/180 E. 2024/7194 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/180
Karar No
2024/7194
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2553 E., 2022/1626 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Mutki Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/26 E., 2019/34 K. Taraflar arasındaki tapu iptal tescile yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hüküm kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre içinde, kadastro tespit gününden önceki hakka dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bitlis ili, Mutki ilçesi, Tolgalı köyünde 2005 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında, dava konusu 101 ada 16 parsel sayılı taşınmaz 21.930,58 m² olarak ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tespit edilmiş ve 24.01.2006 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş. Davacılar vekili tarafından karar istinaf edilmiştir. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince; Davacıların dava konusu taşınmazın, muris babalarından kaldığını iddia ederek kendi adlarına tescil talebi ile dava açtıkları, tereke adına dava açılmadığı, davacılar dışında başka mirasçıların da bulunduğu, davacılar ve vekilleri dava dilekçesini açıklayarak dava konusu taşınmazın bağış yolu ile kendilerine kaldığını iddia ettikleri, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanık beyanlarından; taşınmazın öncesinin davacıların murisine ait olduğu fakat muris tarafından mal paylaşımı yapılmak suretiyle taşınmazın davacılara bağışlandığına ilişkin somut olaylara dayalı beyanları bulunmadığından bağış olgusunun ispatlanamadığı, buna göre, dava konusu taşınmazın iştirak halinde mülkiyete tabi olduğu, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunduğundan, miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla üçüncü kişilere karşı açılan davalarda, uyuşmazlık konusu taşınmazın taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya bir bölümüne bırakıldığının kanıtlanamaması halinde, mirasçılardan bir veya bir kısmı adına tescil istenemeyeceği, bu istekle açılan davalarda, tüm mirasçılar adına (tereke adına) tescil istenilmediğinden dava dışı diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması veya miras şirketine temsilci tayin edilmesi yoluyla dava şartının sağlanması aksi takdirde davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı, aktif dava ehliyetinin sonradan giderilemeyeceği, davacıların 3 üncü kişiye karşı kendi adlarına tescil talebi ile dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğu, kabule göre de; dava dilekçesi ile Orman İdaresi husumet yöneltmeyen ya da yargılama aşamasında Orman İdaresi davaya dahil edilmesini mahkeme kararı olmaksızın talep etmeyen davacı aleyhine Orman İdaresi lehine vekalet ücreti takdiri de doğru olmadığı, bu hususun Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.04.2021 tarihli ve 2019/5480 Esas, 2021/3491 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği, açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile hüküm kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından; davacıların davasını ispat ettiği, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla taşınmazın murislerinden davacılara kaldığı anlaşıldığı halde davanın kabulü yoluna gidilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, davacılar adına hüküm kurulmasa dahi taşınmazın murislerinden kaldığı anlaşıldığından, mirasçıların hisseleri oranında karar verilmesi gerektiği hususlarında verilen kararının bozulması istemiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/180, K. 2024/7194, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-180-e-2024-7194-k-bfb5e2d9ffe0