Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/5072 E. 2023/7767 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5072
Karar No
2023/7767
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2404 Esas, 2021/101 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/84 Esas, 2019/326 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 04.09.2010 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve yararlanarak %37 oranında malul kaldığını, kaza davalı kurumun işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemleri almadığını, bu konudaki yasa, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uymadığını, denetim ve gözetim görevlerini yerini getirmemesi sonucu meydana geldiğini, müvekkili davacıya atfı kabil kusuru olmadığını, davacı müvekkilinin yaralanması nedeniyle halen acı ve elem duyduğunu ileri sürerek sonuç olarak 108.167,93 TL maddi, 33.300,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada zamanaşımı olduğunu ve davanın mükerrer olarak açıldığını, olay nedeni ile davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını, maluliyet tespitinin ilgili mevzuata uygun olmadığını, olayda tespit olunan maluliyet arasında uygun neden-sonuç bağının bulunmadığını, davacının gerekli özeni göstermediğini, zamanında kontrol ve tedavi işlemlerini yaptırmadığını, bu nedenle maluliyetin ortaya çıktığını, dava konusu olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamının kaza geçiren davacıda olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %37,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %50, davalının %50 oranında kusurlu olduğundan bahisle maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusur raporunda farazi verilere göre hesaplama yapıldığını, kazanın oluşmaması için Kurumun alması gereken tedbirlerin neler olduğunun açıklanmadığını, maddi tazminattan TBK'nın 52 inci maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, kazanın oluşumunda davacının da kusuru bulunduğunu, zarardan tüm peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğini, aksi halde mükerrer yararlanma durumu meydana geleceğini, ilk peşin sermaye değerine ve geçici iş göremezlik ödeneğine kusur uygulanarak, zarardan kusursuz miktar düşülerek yapılan hesabın hatalı olduğunu, pasif dönem için zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, sigortalının 50- 60 yaş arası dönemde yılın tamamında çalışacağı varsayımına göre zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur raporunda farazi verilere göre hesaplama yapıldığını, kazanın oluşmaması için Kurumun alması gereken tedbirlerin neler olduğunun açıklanmadığını, maddi tazminattan TBK'nın 52 inci maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, kazanın oluşumunda davacının da kusuru bulunduğunu, zarardan tüm peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğini, aksi halde mükerrer yararlanma durumu meydana geleceğini, ilk peşin sermaye değerine ve geçici iş göremezlik ödeneğine kusur uygulanarak, zarardan kusursuz miktar düşülerek yapılan hesabın hatalı olduğunu, pasif dönem için zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, sigortalının 50- 60 yaş arası dönemde yılın tamamında çalışacağı varsayımına göre zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe a. Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin manevi zararlarına karşılık olarak 33.300,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında davalı ...'nün adresinin tam olarak yazılmaması isabetsiz olduğu gibi adı geçen davalının vekili bulunduğu halde vekilin karar başlığında gösterilmemiş olması da ayrıca hatalıdır. Ne var ki bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeli karar başlığında yer alan davalı satırının tamamen silinerek yerine geçmek üzere, "Davalı : ... - Yayla Mahallesi İhsan Soyak Sok. No: 6 ... vekili Av. ... - Davalı ile aynı adreste." rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/5072, K. 2023/7767, T. 11.07.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-5072-e-2023-7767-k-0064afb5fd5e